Çok Yakında

Zır zop

Nisan 18th, 2018 | by Hüseyin Araç
Zır zop
Yazarlar
0

Hüseyin Araç yazdı

Anadolu’da zır zop diye bir adet vardır, bir köyden gelin almaya gelenlerin önü kesilir ve kız alınacak köyün gençleri için bahşis istenir.
Bu yerine göre bir tavuk, bir kuzu, çerez tepsisi, bir akşam yemeği olabilir.
Bu adet çoğu zaman iki tarafın anlaşması ile tatlıya bağlanır ve hediyeyi alan köy gençleri düğün alayına yardımcı olurlar; gelin ve gelin alayı güle oynaya yola vurulur.
Yine böyle bir düğün alayının önü kesiliyor; köy gençleri gelenlerden hediye istiyor, ama iki taraf arasında anlaşmamazlık oluyor, kavga çıkıyor, kavgada gelin almaya gelen gruptan bazı kişiler dövülüyor, yaralanıyor.
Olay mahkemeye intikal ediyor ve yapanlar hakkında dava açıyorlar.
Duruşma anında hakim ifade alıyor. Olayı yapan kişi ifadesinde hakime “Efendim bizde zır zop adeti vardır, gelin almaya gelenler gençlere hediye vermeleri gerekir. (Zır zop) vermedikleri için kavga oldu ve biz de bizim adetlere göre hediyeyi vermeyen düğün alayını köye sokmadık. Bu bizim adetimiz, adetimizi yerine getirdik, beraatımızı istiyorum” der.
Hakim “Burası mahkeme, sizin köy değil, sonra ben zırdan zoptan anlamam. Kanun diyor ki bu yaptığınız suçtur ve bu suça 6 ay ceza veriyorum, yatın aklınız başınıza gelsin” der.
Evet değerli okuyucular geldiğimiz yerde çeşitli adetler, töreler ve alışkanlıklar vardır. Ama Danimarka’da iş resmiyete düşünce, adetler, alışkanlıklar, verilen sözler değil, belgeler konuşur, onlar göz önüne alınır.
“Benim sözüm senettir, ya aramızda kağıt küreğe ne gerek var, bana güvenmiyor musun” deyip, alışveriş yaparsanız, ödünç para alır verirseniz zır zop uygulayan köylüden daha kötü duruma düşersiniz.
Anadolu’da söz namustur, borç namustur, borcunu vermeyen toplum gözünde yerini ve değerini kaybeder, peki Avrupa’da böyle mi?
İnsanların birbirilerine yardımcı olmaları, dosya masrafı olmadan, kefil olmadan, faiz ödemeden yardımcı olmaları tabii ki iyi bir adettir. Ama Avrupa’da para alışverişi yapanlar sadece birbirilerine karşı değil, bir de devlete, vergi dairesine karşı sorumludurlar.
Devlet paranın kaynağını sorabilir, ödünç verenin ekonomik durumu araştırılabilir, bunu da bilmeniz gerekiyor.
Siz siz olun; dostlar, akrabalar arasında para alışverişi yaparken de bunu bir kağıda yazmanızı, bu kağıdı mümkünse iki şahide imzalatmanızı tavsiye ederim.
Parayı alan belki de sözünde durup parayı ödeyecektir. Ama ölümleri kazaların yaşandığı bu dünyada her ihtimale karşı kağıt ve belgelerinizi yapın.
Size yine başımdan geçen bir olayı anlatayım… Bundan yıllar önce bir dostum izne gideceğinde bana geldi ve “İzne gideceğim. Ev alacağım, ama benim paramın vadesi 7 ay sonra bitiyor. Sen bana 200 bin kuron ver, benim paranın vadesi dolunca paranı geri veririm” dedi.
Ben de “Olur” dedim, ama bir türlü bir araya gelip bankaya gidemedik ve parayı alamadan izine giden arkadaşım, izin yolunda geçirdiği bir trafik kazasında öldü. Allah rahmet eylesin ama, ben parayı verseydim, “Yakınlarına veya Danimarka makamlarına bunu nasıl ispat edecektim?” diye düşünürüm.
Evet, değerli okuyucular… Bu konuda çok sorun yaşanıyor, olaylar sık sık bana geliyor, onun için Danimarka’da olsun, Türkiye’de olsun evinizi kiraya verirken, birine ödünç para verirken, kağıdınızı, belgelerinizi sağlam yapın, yapın ki paranızla başınız derde girmesin. Dost ve akrabalarınızla iyiyken, kötü olmayın.
Hoşça ve dostça kalın…

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com