Çok Yakında

Zeliha’nın dramı… Sadi Tekelioğlu yazıyor…

Eylül 26th, 2015 | by Sadi Tekelioglu
Zeliha’nın dramı… Sadi Tekelioğlu yazıyor…
Türkiye
0

İsmi bizde gizli… Kod adı: Zeliha… Danimarkalı yetkililere güvendi. Kızını onlara teslim etti. Hastaneden çıktığında büyük şok yaşadı: “Çocuk bakıcı ailede kalacak…” Zeliha hikayesini Sadi Tekelioğlu’na anlattı

—-

Kuzey Avrupa sosyal refah toplumlarının en göze çarpan ve diğer ülke sistemlerinden ayıran özelliği; ne tür bir sorunla karşı karşıya kalırsa kalsın, kim olursa olsun zor durumda olan herkesin çalabileceği bir devlet kapısının bulunmasıdır. Çoğunlukla da bu sistemde bu kapıları çalan insanlar istedikleri yardımı alırlar.

Danimarka’da yaşayan vatandaşlarımızdan biri de sosyal refah toplumunun bu özelliğinden yararlanmak istedi. Ancak sosyal yetkililere yaptığı başvuru kısa sürede onun için bir kâbusa dönüşüverdi.

Adı bizde saklı olan, ancak bu yazıda Zeliha takma adıyla sorununu dile getireceğimiz vatandaşımız; rahatsızlığı nedeniyle geçici olarak sosyal yetkililere 5 yaşındaki kızını teslim etti. İyileşip hastaneden taburcu edildikten sonra ve doktorların da kendisine iyileştiğine dair rapor vermelerine rağmen, geçici olarak bakılsın diye verdiği çocuğunun bir bakıcı-koruyucu aileye verildiğini ve hemen geri alamayacağını öğrendi.

İşte Zeliha’nın hikayesi: Geçtiğimiz ilkbaharda Zeliha sosyal medyada ve internette bir kampanyaya katıldı. Kampanya esnasında hem koordinatörlük hem de yoğun bilgilendirme çalışmaları yapan Zeliha’nın mesaj kutusuna çok geçmeden ölüm tehditleri gelmeye başladı. Başlangıçta sıradan sosyal medya alışkanlığı olarak görüp üzerine gitmediği ölüm tehditleri artınca ve kullanılan dil de daha nahoş bir hal almaya başlayınca Zeliha’nın psikolojisi bozuldu.

Aile doktoruna başvuran Zeliha psikiyatri servisine havale edilmesini istedi. Aile doktorunun tavsiyesi üzerine bir hastanenin psikiyatri servisine başvurdu ve kendi isteği ile tedavi için hastaneye yatırıldı.

Bu süreçte aile yakınlarının Türkiye’ye tatile gitmiş olmaları nedeniyle yalnız yaşadığı çocuğuna bakıcı bulamayan Zeliha, psikiyatri servisi görevlileri aracılığıyla bağlı bulunduğu belediyenin sosyal yetkililerine başvurdu. Ve hastanede yattığı sürece çocuğunun bakımını geçici olarak üstlenmelerini istedi. Sosyal yetkililer öncelikle Zeliha’nın kendi aile çevresinden birini bulmalarının iyi olacağını söylediler. Ancak Zeliha kimseyi bulamayınca sosyal yetkililerin çocuğuna geçici bir bakım formülü bulmalarını istedi.

Zeliha, gazeteniz Kuzey’e yaptığı açıklamada gönüllü olarak hastaneye yattığını, bu yüzden de istediği zaman taburcu olabileceğini söyledi ve sosyal yetkililerle hastaneden çıktığı zaman kızını yanına alacağını söylediğini belirtti.

Zeliha hastaneye yatmadan önce sosyal yetkililer ve çocuk bakım dairesi görevlilerinin de katılımıyla bir toplantı yapıldı. Bu toplantıda Zeliha, hastaneden çıkar çıkmaz çocuğunu yanına alacağını söyledi. Zeliha ayrıca kızı ile o güne kadar hiç ayrı kalmadığını, kızının istediği zaman istediği kadar kendisini görmesine olanak sağlanmasını, hatta isterse her gün kızıyla görüşmek istediğini yetkililere net bir şekilde ifade etti…

Geçtiğimiz 13 Temmuz günü hastaneye yatan Zeliha, sosyal kurumda kendi durumunu ele alan çalışanın tatile gitmiş olması nedeniyle hastanede yattığı süre boyunca kızı hakkında bir bilgi alamadı. Zeliha’nın çocuğunun teslim edildiği bakıcı aile ise Zeliha’ya yetkililerin izni olmadan çocuğuyla görüşme izni veremeyeceğini söyledi.

Zeliha’yı tedavi eden psikiyatrlar ve psikologlar Zeliha’nın çocuğuyla görüşmesinde bir sakınca olmadığı yönündeki raporları da sosyal danışmana gönderdiler. Söz konusu raporda günlük iki saati aşmamak üzere yapılacak bir görüşmenin yeterli olduğu, bu sürenin aşılmasının tavsiye edilmediği de yer aldı…

Ben hastanede tedavi görmekte olduğum süre boyunca günlük olarak kendi arabamla alışverişe gidiyor, arkadaşlarımla görüşüyordum, ama hastaneden beş dakika uzaklıkta kalan kızımı bana göstermiyorlardı” diye konuşan Zeliha, asıl şoku hastaneden taburcu edildikten sonra yaşayacağının aklının ucundan bile geçmediğini söylüyor.

Üç hafta hastanede kaldıktan, taburcu raporu alan Zeliha’ya sadece uyku ilacı alması tavsiye ediliyor. Zeliha’nın durumu o kadar normale dönmüş olarak kabul ediliyor ki, tavsiye edilen uyku ilacı için reçete bile yazılmasına gerek görülmüyor.

Hastaneden ayrıldıktan sonra çocuğunu alıp evine dönmek için sabırsızlanan Zeliha ise bir şokla karşılaşıyor. Çocuğunu bakıcı aileden alıp evine döneceğini düşünen Zeliha’ya çocuğunu alamayacağı, üç ay daha çocuğun bakıcı ailede kalacağı söyleniyor. Bu üç aylık dönemde Zeliha’nın iki haftada bir çocuğunu görebileceği, üç aylık süre sonunda yeni bir karar alacakları söyleniyor. Zeliha’nın bu kararın altına imza atmaması halinde çocuğunu alamayacağı söyleniyor.

Pedagojik testler yapılacağı gerekçesiyle alınan bu kararın altına Zeliha imza atmayı reddediyor ve avukatına başvuracağını söylüyor.

Ne ben ne de çocuğum hasta değiliz. Onun bakımında bir kusurum yok. Durup dururken neyin araştırmasını yapmaya karar vermişler anlamıyordum” diye konuşan Zeliha benzer duruma düşebilecek vatandaşlarımızın bu tür durumlarda kanunları ve kuralları tamamen araştırmalarını, araştırma yapmadan çocuklarını devlete kesinlikle teslim etmemeleri çağrısında bulunuyor.

Zeliha’nın hukuksal yollara başvuracağını söyleyip imza atmayı reddettiğinin ertesi günü sosyal yetkililer Zeliha’yı arayıp çocuğunu gelip alabileceğini söylüyorlar.

Ne oldu da birden bire o çok önem verdikleri pedagojik değerlendirmelerden vazgeçtiler? Demek ki bakıcı bir aileye iş bulmak için benim çocuğumu kurban seçmişler diye düşünmekten kendimi alamıyorum” diyor Zeliha.

Yorumlara kapalıdır.