Çok Yakında

Yürütme ve yasama tamamen ayrılıyor

Nisan 12th, 2017 | by Gazete Kuzey
Yürütme ve yasama tamamen ayrılıyor
Türkiye
0

AK Parti Grup Başkanvekili Ak Parti Başkanvekili Bülent Turan, neden ‘Evet’ oyu verilmesini Kuzey’e 9 soru cevapla anlattı

Türkiye’nin yaşadığı yönetim sistemi problemi, bugünün meselesi değil. Yarım yüzyıldan fazla bir süredir bu mesele çeşitli vesilelerle Türkiye’nin gündemine giriyor. Bunun temel nedeni de, mevcut yönetim sisteminin yol açtığı krizler.

Türkiye, 67 yıl önce demokrasiye geçmesine rağmen siyasal sistem hiçbir zaman demokratik bir tarzda işlemedi. 10 yılda bir yapılan darbelerle demokrasi askıya alındı, Başbakanlar idam edildi, seçilmiş hükümetler silah zoruyla iktidar koltuğundan edildi.

Parlamenter sistemin neden olduğu yapı, sürekli olarak güçsüz hükümetler üretti. Güçsüz hükümetlerin yönetimde etkili olamamaları da siyaset dışı güçlerin siyasal alana müdahil olmalarını, bunun sonucunda da vesayet düzenini doğurdu. Asker, sivil bürokrasi, iş dünyası ve medyanın yarattığı bu vesayet sistemi, ülkenin, milletin gerçek temsilcileri tarafından değil, kapalı kapılar ardından yönetilmesine neden oldu.

İş başına gelen tüm hükümetler, günübirlik politikalar üreterek sistemin düzeleceğini sandı. Ancak bütün bu politikalar bırakın sistemi iyileştirmeyi, Türkiye’nin yönetim sistemini iyice sistemsiz bir hale getirdi. Dolayısıyla “parlamenter sistemin revizyonu” gibi öneriler ortaya atanlar meseleyi idrak edememektedirler. Çünkü mevcut sistem, darbeci askerler tarafından darbe mekanizmasına uygun olarak inşa edilmiştir. Sistemde köklü bir değişiklik yapmayan tüm düzenlemeler bu mekanizmanın ancak ömrünü uzatacaktır.

AK Parti, iktidara geldiği ilk günden itibaren sistemin bu niteliğini dile getirerek, bunun düzeltilmesi gerektiğini mütemadiyen dile getirdi. Ancak ne yazık ki, darbelerden zarar görmüş, bu sistemin sıkıntılarını yaşamış siyasi partiler AK Parti’nin bu önerilerine olumlu cevap vermediler. Bu öneriler ancak şimdi hayata geçirilme imkânı bulabildi. Bu bakımdan AK Parti ve MHP öncülüğünde yapılan anayasa değişikliği tarihi önemdedir.

Bu yazımızda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tartışmalarının başlamasından bu yana ortaya atılan birtakım iddiaların doğru cevaplarını vermeye çalışacağız.

Yeni sistemle kuvvetler ayrılığı ortadan mı kaldırılıyor?

Dünya üzerindeki rejimleri temel olarak ikiye ayırabiliriz. Bunlar otoriter-totaliter rejimler ile demokratik rejimlerdir. Otoriter-totaliter rejimler, bütün kuvvetleri tek bir kişide ya da tek kurumda toplarken, demokratik rejimler kuvvetler ayrılığına dayanır.

Kuvvetler ayrılığına dayanan rejimler de çağdaş demokratik rejimler olarak adlandırdığımız parlamenter, başkanlık ve yarı-başkanlık sistemleridir. Türkiye, bugün parlamenter sistemi terk ederek bir başka demokratik yönetim sistemi olan ve başkanlık sisteminin bir örneğini teşkil eden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş yapmakla karşı karşıyadır.

Siyasal sistemler tasnif edilirken, yürütme gücü yasamanın içinden çıktığı için parlamenter sistem, “yumuşak kuvvetler ayrılığı”, başkanlık sistemleri ise “sert kuvvetler ayrılığı” olarak adlandırılır.

Mevcut sistemde, yürütme gücünü elinde tutan hükümet yasamanın içinden yani Meclis’ten çıkmaktadır. Yeni sistemde ise, yürütme ve yasama tamamen ayrılıyor. Sandık başına giden seçmen yasama için ayrı bir oy kullanacakken, yürütme gücünü elinde bulunduracak Cumhurbaşkanı için de ayrı bir oy kullanacak. Meclis, aslî işlevi olan yasa yapımı ve hükümetin denetimi ile uğraşacakken, yürütme de yasamaya karışmadan ülkeyi yönetecek.

Yasama ve yürütmeden ayrı yargının da “bağımsız” niteliği, “tarafsız” bir nitelikle desteklenerek ayrı bir güç haline getiriliyor. Bu şekilde yasama, yürütme ve yargı birbirinden tamamen ayrılarak kuvvetler ayrılığı gerçek anlamda sağlanıyor.

Bu bir rejim değişikliği midir?

Başkanlık sistemi ya da parlamenter sistem bir yönetim sistemidir. Ancak Cumhuriyet veya monarşi ise bir rejimdir. Dünyadaki tüm başkanlık sistemleri Cumhuriyet rejimine sahipken, monarşilerin hemen hepsi parlamenter sistemle idare edilmektedir. Dolayısıyla başkanlık sistemine geçişin bir rejim değişikliği olduğu ve Cumhuriyet rejimini ortadan kaldıracağı iddiası gerçekliği yansıtmamaktadır.

Türkiye’deki rejim tartışmaları, 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılması ve 29 Ekim 1923’te de Cumhuriyet’in kurulmasıyla sona ermiştir.

Meclis işlevsizleştiriliyor mu?

Yeni sistem, yürütme gücünde bir değişikliğe gidiyor. Yürütme gücü Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında paylaştırılmışken, bunu Cumhurbaşkanı’nda topluyor. Yasamanın elinde olan imkânlar elinden alınmıyor.

Meclis, daha önce de elinde bulundurduğu Yazılı Soru, Genel Görüşme, Meclis Araştırması, Meclis Soruşturması gibi yollarla hükümeti denetleme imkânına sahip olacak. Daha önceki sistemde var olan Sözlü Sorunun kaldırılmasının nedeni, bakanların Meclis’e gelmeyecek olmasıdır. Mevcut sistemde bakanlar Meclis’e geldiği için milletvekilleri sözlü soru hakkını kullanabiliyordu. Ancak yeni sistemde bunun imkânları olmayacağı için bu yola son veriliyor.

Ayrıca mevcut sistemde hükümet, tasarı yoluyla kanun yapımında bir aktör olabilirken, yeni sistemde hükümetin Meclis’e tasarı sunma imkânı ortadan kaldırılıyor. Yasa yapımında tek aktör sadece milletvekilleri olabiliyor. Bu şekilde Meclis güçlendiriliyor.

Bunun dışında Meclis kanun yapma yoluyla ve bütçeyi kabul etmeme hakkıyla da hükümeti denetleme imkânını elinde bulundurabilecek.

Türkiye’nin 140 yıldan uzun süredir var olan parlamenter sistem geleneği var. Bu sistemin kazanımları yok edilmiyor mu?

Türkiye’de 140 yıldan fazladır parlamenter sistemin olduğu bir ezberden ibarettir. Evet, 1877’de Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı açıldı. Ancak bir yerde parlamentonun olması orada parlamenter sistem olduğu anlamına gelmez. 1877’de parlamento açıldığında son söz Meclis üyelerine değil Sultan’a aitti. Kaldı ki, parlamento açıldıktan 6 ay sonra Osmanlı-Rus Savaşı nedeniyle kapatıldı ve 32 yıl sonra 1909’da yeniden açılabildi.

1913’te İttihat ve Terakki diktatörlüğü başladı. Sonrasında Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı derken, 1950’ye kadar tek parti yönetimi hüküm sürdü. Ancak 1950 yılında demokrasiye geçerek parlamenter sisteme sahip olduk. Ancak bu kez de on yılda bir yapılan askeri darbelerle sistem işletilmedi bile. Dolayısıyla 1877’yi esas alarak “140 yıllık parlamenter sistemimiz var” demek doğru bir ifade değildir. Türkiye’deki sistem, parlamenter sistemden ziyade, “parlamentolu vesayet düzeni”dir. Yeni sistemle beraber, Türkiye’nin yönetim sistemi netleştiriliyor. Mevcut sistemimiz deyim yerindeyse ne deve ne de kuş…

Cumhurbaşkanı’na Meclis’i feshetme hakkı mı tanınacak?

Mevcut sistemde 45 gün içinde hükümetin kurulamaması durumunda Cumhurbaşkanı, Meclis’i feshederek erken seçim kararı alabiliyor. Ancak yeni sistemde fesih kaldırılıyor. Meclis’in ya da Cumhurbaşkanı’nın seçim kararı alması durumunda, Meclis ve Cumhurbaşkanı aynı anda seçime gidiyor. Böylece kriz olduğunda milletin hakemliğine başvurulmuş olacak.

Fesih, bir kuvvetin görevi devam ederken başka bir kuvvetin görevine son vermesi anlamına gelir. Yeni sistemde ise, bu sona eriyor, karşılıklı seçim uygulaması geliyor.

Cumhurbaşkanı kararnameleri yasama yetkisinin devri anlamına gelmiyor mu?

Mevcut sistemde, hükümet kanun hükmünde kararname (KHK) çıkarma hakkına sahip durumda. KHK’larla, hükümet yasalarda dilediği gibi değişiklik yapabiliyor.

Ancak yeni sistemde olacak Cumhurbaşkanı kararnameleri sınırlandırılıyor. Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda kararname çıkarılamayacak. Kararnameler yürütme alanına ilişkin olabilecek. Oysa mevcut sistemde KHK’lar her konuda düzenleme yapabiliyor.

Ayrıca kanunla düzenlenmiş bir konuda kararname çıkarılamayacak. Bunun dışında aynı konuda çıkarılacak bir kanun kararnameyi geçersiz kılabilecek. Bu bakımdan Cumhurbaşkanı’na tanınan kararname yetkisi, bir yasama yetki devri değildir. Şu anki sistemde de var olan bir yetkinin daha da sınırlandırılarak yeniden yürütmeye verilmesinden ibarettir.

Gensoru ve güvenoyunun kaldırılması parlamenter denetim yollarını azaltmıyor mu?

Gensoru ve güvenoyu parlamenter sisteme has özelliklerdir. Parlamenter sistemde hükümet, yetkiyi Meclis’ten aldığı için Meclis’e karşı sorumludur. Yeni sistemde ise, hükümet yetkiyi doğrudan milletten alacak. Dolayısıyla da Meclis’e karşı değil, millete karşı sorumlu olacak. Güvenoyunu da gensoruyu da millet sandıkta verecek.

Kaldı ki, gensoru mekanizması anayasal tarihimizde etkili olmuş bir denetim mekanizması değildir. Günümüze kadar 523 tane gensoru verilmesine rağmen bunların yalnızca 4 tanesi kabul edilmiş durumda. Dolayısıyla etkili olmamış bir mekanizma üzerinde ısrar etmek de çok anlamlı değildir.

Seçilme yaşının 18’e düşürülmesi Meclis’e deneyimsiz isimlerin girmesine neden olmaz mı?

İlkesel olarak seçme hakkına sahip olan birinin aynı zamanda seçilme hakkına da sahip olması gerekir. Yeni düzenleme ile 18-24 yaş arasındaki gençler de Meclis’e girebilecek. 21-22 yaşında kaymakam ya da hakim, savcı olan biri neden milletvekili olamasın? Kaldı ki bunu seçecek olan millettir. Milletin seçim hakkını sınırlandırmak ne kadar demokratik olur?

Ayrıca çağdaş demokratik rejimlere sahip ülkelerde seçilme yaşı 18. Bizler de bunları dikkate alarak seçilme yaşını düşürdük.

Milletvekili sayısının 550’den 600’e çıkarılması gereksiz bir düzenleme değil midir?

27 Mayıs darbesine kadar milletvekili sayısı nüfusa göre değişiyordu. 40 bin nüfusa bir milletvekili düşüyordu. 1957 seçimlerinde Meclis’e 602 vekil seçilmişti. 27 Mayıs darbecileri bu sayıyı 450’yle sınırlandırdı. 12 Eylül darbecileri ise vekil sayısını 400’e düşürdüler. Özal iktidarı bunu 450’ye çıkardı.

1995 yılında ise, altında SHP/CHP’nin imzasının da olduğu bir teklifle bu sayının 600’e çıkarılması öngörüldü. Daha sonra bu sayı 550’ye düşürüldü. Yani şu anki vekil sayısını 550 yapan da CHP’nin iktidar ortağı olduğu DYP-CHP dönemidir.

Bunun dışında AB ülkelerinde ortalama 50 bin seçmene bir vekil düşerken, Türkiye’de bu sayı 104 bin civarında. Dolayısıyla demokratik bir temsil için vekil sayısının 600’e çıkarılması bir gerekliliktir.

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com