Çok Yakında

Yeşilçam Büyüsü “…Sen uzaklarda değil… damarımda kanımsın…”

Ocak 5th, 2016 | by Müveddet Güler
Yeşilçam Büyüsü “…Sen uzaklarda değil… damarımda kanımsın…”
Yazarlar
0

(Müveddet Güler’in Kuzey Gazetesi’nin Aralık ayı sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)muveddet

image14Şarkılarıyla olduğu gibi, film hikayeleriyle, replikleriyle ve tabii ki kıyafetleriyle hafızamıza kazınmış olan Yeşilçam filmlerini hep aynı keyifle tekrar tekrar izliyoruz.
Yeşilçam filmlerini bu kadar çok sevmemizin sebepi naif, bizden hikayeleri, yakışıklı jönleri ve hep benzemek istediğimiz o güzeller güzeli yıldızları..
Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik, Filiz Akın, Gülşen Bubikoğlu… Hangimiz, ah keşke o dönem yaşasaydık da onlar gibi giyinseydik dememişizdir ki? Türkan Şoray’ın giydiği birçok elbiseyi ezbere biliriz, o kadar güzel ve modası geçmeyen modeller ki. Taşlı, pullu, dantelli, tüylü gece elbiseleri, ve bir o kadar rahat ama şık günlük elbiseler. Gülşen Bubikoğlu’nun saç rengi, Hülya Koçyiğit’in asil duruşu, saç modelleri, makyajları, aksesuarları yıllarca hep bayanlara ilham kaynağı oldu.
Hep çok merak ettiğim bu dönemi babaannem ve anneme sık sık sorarım, ne giyer, nerelere gider, modayı nasıl takip ederlerdi diye.
Annemin “Belki gün gelir kızlarım giyer” diye sakladığı elbiselerini gardırobumda bulundurmaktan gurur duyuyorum.
image4Bu eski ama asla eskimeyen o güzel elbiselerini halen giyiyorum. Ne alırsam alayım, ne dikersem dikeyim dolabımın en özel en kıymetli elbiseleri kesinlikle annemin 70’li yıllarda giydiği o elbiseler.
Babaannem ve annemin yine o dönemi anlatmasını istedim;
“Yeşilçam yıldızları o dönemin ikoncanlarıydı. Konfeksiyon ilerlememiş olduğundan elbiseler, tayyörler, takım elbiseler ve mantolar terzilere diktirilir, davetlerde giyilen elbiseler kime diktirdin diye sora sora en iyi terzi bulunurdu. Terziye birkaç kez provaya gidip elbiselere öyle kavuşurduk.
Kumaşlar, aksesuarlar hep özenle seçilir,
Özellikle abiyeler o dönemin deyimiyle tualetler öyle bir kez giyilip rafa kaldırılmaz tekrar tekrar aynı elbise giyilirdi.

Çarşıya, alışverişe gidilince kıyafetler hep özenle seçilir, beyler selam verirken şapkasını çıkarır, yakaları kolalı gömlek giyer, takım elbiselerini düz, balıksırtı, ekose kumaşlardan diktirirlerdi. Eldiven ve image12mendil de olmazsa olmaz aksesuarlarındandı. Apartman topuklu ayakkabılar, İspanyol paça ne kadar daha genişse o kadar çok modaydı. Etek üzerine maksi manto ve uzun çizme modasina genç yaşlı herkes uyardı.
Derken 70’li yılların rock fırtınasıyla gelen erkeklerde uzun saç, hippie tarzı… ve dünya starları ne giymiş takip edilir. Eşarplar, kumaşlar Vakko‘dan alınırdı.
Yeşilçam filmlerindeki gibi Tarabya ve Hilton Oteli düğün ve balo mekanlarıydı. Unutmadan… Buluşma yeri tabii ki Dolmabahçe saatin altı. (hiç bıkmadan her sorduğumda bana cevap veren babaannem ve anneme burdan teşekkür ederim)”

Şanslıyız ki birkaç yıldır o dönemin modası hayatımızda var. Filmlerde gördüğümüz o ihtişamlı, pırıltılı elbiseler o dönemin kumaşlarına nihayet dönüş görüyorum.
Çoğu marka koleksiyonlarında haute couture dediğimiz kişiye göre özel tasarlanmış bir bölüm ya da daha itinayla hazırlanmış sınırlı üretimi olan elbiseler üretmeye başladı.
Bizim kültürümüzde var olan Yeşilçam büyüsü iyi ki var ve iyi ki bize o dönemi en güzel şekilde filmlerle aktarmışlar.
Yeşilçam filmlerini izlemek hepimizi mutlu ediyor değil mi? O zaman gelecek nesillere de bu dönemi anlatmalıyız izletmeliyiz. Şiddet ve korkudan uzak, hep mutlu sonla biten bu filmler bize umut ve sevgiyle aslında mutluluğu yakalayabileceğimizi öğretiyor. image8Sevgi ve modayla kalın.image7

Yorumlara kapalıdır.