Çok Yakında

Yaşar Olgun: Ben kızlarımın bulunacağına eminim…

Kasım 7th, 2016 | by Cansu Naz Sivrioğlu
Yaşar Olgun: Ben kızlarımın bulunacağına eminim…
Türkiye
0

KUZEY’in İstanbul temsilcisi Cansu Naz Sivrioğlu, iki kızının terör örgütü IŞİD’e katılmak için Danimarka’daki evlerinden kaçtığını düşünen ve Türkiye’de kızlarını arayan baba Yaşar Olgun’la yeniden biraraya geldi. Kızlarının İstanbul Bağcılar’da olduğunu düşünen babayla Sirkeci’de biraraya geldik. İşte o röportaj…

yasar-olgun

* Görüşmediğimiz süreç içinde neler oldu?
Herhangi yeni bir gelişme yok. Her şey aynı. Hâlâ göremedim kızları, ulaşamadım da. Uzun süredir mesaj da göndermiyorlar. Ara sıra mesaj gönderirlerdi epey oldu, onu da göndermiyorlar.

* O mesajlarda neler diyorlardı?
“Biz iyiyiz, biz rahatız, bizi merak etmeyin.”

* Mesajları kızlarınızın yazdığını düşünüyor musunuz ?
Ben emin değilim ama oğlum emin olduğunu söylüyor. “Onların yazma biçimini tanıyorum” diyor. Ama ne kadarı doğru onu bilemiyoruz.

* En son ne zaman kızlardan mesaj geldi?
Yaklaşık 15-20 gün önceydi. Tevhid dergisine gittikten sonra mesaj geldi. Ya tesadüftü ya da onlar (kızları elinde tutanlar) gönderdi. Ben onlar tarafından gönderildiğine inanıyorum. Ama artık göndermezler, çünkü şu anda aramız açıldı. Beni artık kabul etmiyorlar. Zaten onlardan olmayan herkes kafirdir, o yüzden şu anda beni içeri almazlar. Sadece uzaktan takip ediyorum.

* Türk Emniyeti size hâlâ yardım ediyor mu?
Emniyet hâlâ yardım ediyor. Terör şubesi gerçekten çok ciddi yardım ediyor. Ama onlar da teknik takibin üzerine gidiyorlar, teknik takip olmayınca, onlar da kilitleniyorlar. Onlar şunu diyor: “Biz Bağcılar’da kilitlendik.” Çünkü Bağcılar’da kamera yok. Bağcılar çok büyük bir bölge, 700 bin nüfusu var. Bir sürü hücre evleri var, hücre evlerini tespit etmenin imkanı yok. Polisler de hepsini bilmiyor yani. Bunların tanınmamış sempatizanları da var. Onlar tarafından saklanıyor olabilirler.

* Peki hiç ihbar yapılıyor mu ya da “Gördük” diyen var mı?
İhbar çok, “Gördük” diyen çok. Ama gittiğimiz yerde de kimseyi bulamıyoruz.

* Önceki görüşmemizden sonra 15 evin emniyet tarafından basıldığını duydum…
Evet, evler hâlâ basılıyor. Sürekli basılıyor. Ama emniyet bizimkilere denk gelmedi. Sadece benimkilere de değil, Danimarka’dan gelen gruptan kimseye denk gelmedi. Hepsi hâlâ kayıp. Emniyet hiçbirine ulaşamamış.

* Siz daha önce aynı durumu yaşayan ailelerden size ulaşmalarını istemiştiniz. Hiç sizinle görüşen oldu mu?
Yok maalesef. Sadece bir aile var, o da aile dostumuz, yıllardır tanışıyoruz. Ben arayıp sorarım bir şey var mı diye. Afgan bir aile aradı bir kez. Benden yardım istediler. “Ben devlet değilim, polis de değilim. Buyrun Türkiye’ye gelin, beraber arayalım, gereken neyse yapalım” dedim. Bir daha da aramadılar. Maalesef oradaki ailelerin hiçbirinden ses çıkmıyor.

* Sizce neden çocuklarının peşine düşmüyorlar? Korkuyor mı?
Korku da olabilir. Şu da olabilir; zannediyorlar ki çocuklarının kimliklerini açıklarlarsa, çocukları gelip yıllarca hapis yatar. Onların korktuğu nokta bu bence. Bir de başkaları çocuklarının gittiğini duymasın diye gizli tutuyor. Bence bunlar yanlış. Durum neyse açık konuşmak lazım. Beraber aramalı. Sanırım Danimarka’dan gelen 20-25 kişi var. Bu 20-25 kişinin aileleri birlikte hareket ederse daha güzel ses getirir. Ben tek başıma ancak bu kadar yetişebiliyorum. Yine de kendi imkanlarımla ulaşmadığım yer kalmadı. Şu anda ulaşmak istediğim bir cumhurbaşkanı kaldı, bir de başbakan. Ama bu ailelerle birlikte basın toplantısı yaparsak daha çok ses getiririz , rahat ulaşırız. Maalesef hiç kimse duyarlı değil. Birlikte çalışmaya yanaşmıyorlar. Hiç anlamıyorum çocuklarını nasıl bu kadar çabuk unuttuklarını. Yani bir anne baba nasıl rahat yatar çocukları kayıp, ses seda yok…

* Siz IŞİD’le bağlantıya geçtiniz mi?
Şu ana kadar öyle ciddi bir gelişme yok.

* Hiç kızların sesini duydunuz mu?
Yok. Kızlar beni aramıyorlar. Sadece birkaç mesaj gönderdiler.

* Peki gönderilen numara bulunabiliyor mu?
Numara yok. Bir tane Fransız sistemi var, onun üzerinden yolluyorlar. O sistemin de takibi yapılamıyor.

* Şifreli sistem…
Yani o sistemin ne Türkiye ne Danimarka takibini yapamadı. Buradaki IŞİD’çilerin kim olduğunu biliyorum, görüşüyorum da, ama “biz IŞİD değiliz” diyorlar. Benim elimde de kanıt yok, belge yok polis de o nedenle bir şey yapamıyor. Polise ihbar ediyorum, alıyorlar içeriye iki saat sonra tekrar salıyorlar.

* Görüştüğünüz o kişilerden kızlarınızla ilgili bir şey duydunuz mu?
Onlar her şeyi inkar ediyor. “Biz kesinlikle IŞİD değiliz, Suriye’yle bağlantımız yok, İslam devletini kabul ediyoruz, halifeliği kabul etmiyoruz” diyorlar. Yani arasındaki farkın ne olduğunu anlamak zor. Kendilerini o şekilde kurtarıyorlar: “Halifeliği kabul etmiyorum…” Halifeliği kabul etmeyince devletten de ceza yemiyor. Yani en büyük sıkıntımız bu. Şu anda Suriye’yle bağlantılı olduklarına dair bir belge, bir görüntü olsa polis üzerine gidecek. Ama elimizde herhangi bir delil de yok. Bunların bulundukları bölgelerde kamera yok. Bağcılar’da kamera yok, sadece meydanda var. Kayaşehir’e git yok, İkitelli’ye git yok, Metrokent’e git yok.. Şahintepe, Bayramtepe onlara git, hiçbir görüntü yok. Esenyurt’a git yok. Sultanbeyli, Şile, Ümraniye’de yok. Beykoz’da kamera diye bir şey yok. Buralarda gezdiriyolar kızları, buralarda bulmak çok zor.

* Siz kızlarınızın hâlâ zorla tutulduğunu mu düşünüyorsunuz?
Yüzde 99, şu anda 100 olabilir. Onlar muhtemelen büyük bir hayallerle geldiler. “İslam devleti var” diye ama öyle bir düşünce piyasada yok. Çocuklar yüzde 100 eminim pişmanlar, ama arama imkanları ve çıkma imkanları yok.

* Sınır dışına çıktıklarıyla ilgili hiçbir bilgi yok değil mi? İstanbul’da oldukları mı düşünülüyor?
Kesinlikle yok, ben de eminim. Polisle sürekli görüşüyorum. “Rahat ol, senin çocukların burada, Bağcılar bölgesinde ama nerde olduğunu tespit edemiyoruz. Kesinlikle sınırı geçmediler” diyorlar. Sınır da gerçekten çok sıkıntılı. Hem Türkiye tarafından hem de Suriye tarafından… Suriye tarafındaki bölgelerin çoğu. Özgür Suriye Ordusu’nun elinde. Hatay El-Nusra’nın elinde, Urfa kapısı ise YPG’nin elinde. Yani geçişler sıkıntılı. Oradaki insanlarla da sürekli görüşüyoruz. Kaçakçılar da görüşüyorum, ne kadar doğruysa “Kesinlikle görmedik, bize gelmediler” diyorlar. Zaten toplu geçişler şu anda zor. Polis yüzde 100 İstanbul’da olduklarını söylüyor.

* Umarım iyi durumdalardır…
Benim en büyük şanssızlığım, Kurban Bayramı’nda biraz duraklama oldu. Kurban Bayramı’ndan sonra Emniyet “Tamam, biz bunları bulacağız” dedi. Fetö darbesi çıktı, Fetöcü birimler gitti. Aşağı yukarı 2.5 ay Emniyet zaten kendisi perişandı. Yeni yeni canlandılar tekrar. Şu anda da ciddi yardımları var.

* Peki yakın çevreniz ne diyor bu olanlara? Ailenizin, arkadaşlarınız bu konuyla ilgili tutumları ne?
Onlar da benim gibi şokta. Hiç kimse bunu beklemiyordu. Kızların böyle bir düşünceleri olduğunu bilen veya yanlış hareketlerini gören hiç kimse yok. Hatta benim büyük kızım camide çocuklara ders veriyordu. O çocukların ailelerinin de hepsi şokta. “Bu kızın böyle düşüncesi varsa niye bizim çocuklarımıza herhangi ters bir şey öğretmedi” diyorlar.

* Kandırıldıklarını ve kaçırıldıklarını mı düşünüyorsunuz ?
Zaten yüzde 99 o şekilde. Kandırıldılar mı, tehdit mi edildiler, orayı çözemiyoruz. Ancak kızları bulduktan sonra öğrenebiliriz.

* Filistinli kadınla ilgili bir gelişme var mı?
O Filistinli kadın hâlâ yok ama Danimarka milli istihbaratı bize açıklama yapmıyor.

* Danimarka tarafında bir tutum değişikliği olmadı mı?
Maalesef 5 aydır Danimarka polisi, Interpol’ü, milli istihbaratı; Türkiye’ye benim çocuklarım hakkında bilgi vermiyor. Bunlarla ilgili bir bilgi Türkiye’ye verilirse ya da telefonlarından, Facebookları’ndan kimlerle görüştükleri tespit edilirse ulaşmamız daha kolay olur. Ama hiçbir bilgi yok.

* Sosyal medya hesapları duruyor mu peki? Facebookları açık mı? Giriş yapabildiniz mi hiç?
Facebookları var, bizim bildiğimiz kadarıyla hiç kullanılmamış. Ben kendim giriş yapamadım. Danimarka polisi “Ben baktım ama hiçbir şey bulamadım” dedi. Polis 5 ayda 100 kamera görüntüsünü çıkarmıyorsa çok zor zaten. Bunları yapsaydı elimizde belge olurdu. Türk polisi de Danimarka polisi de üzerine gider, olay daha kolay çözülürdü.

* Danimarka polisi sizce neden ilgisiz davranıyor ?
Danimarka polisinin yapacağı bir şey olsaydı, Grimhöj imamını serbest bırakmazdı. Adam açıkça söylüyor, propaganda yapıyordu, “Kardeşleriniz ve ablalarınız, teyzeleriniz bir yabancıyla görüşürse taşla öldürün” diyor. Bu adam hâlâ elini kolunu sallaya sallaya Danimarka’da geziyor. Danimarka’da da IŞİD’i ilk kabul eden cami odur. “Biz IŞİD’i destekliyoruz” diye resmi açıklama yapan camidir, hâlâ açık. Ne yapacağımızı biz de bilmiyoruz. Danimarka polisinin suçu çok orda. Yani çok yüzeysel çalışma yapıyor.

* Ankara’da devletten görüştüğünüz birileri oldu mu peki?
Milletvekilleri oldu. Gereken yardımı yapıyorlar, daha da yapacaklar. Benim hedefim İçişleri Bakanı’yla görüşmekti Ankara’ya giderken. Bunlar mesaj gönderince “Gel konuşalım, anlaşalım” diye, ben Ankara’yı bıraktım buraya döndüm. Döndükten sonra da Tevhid dergisine gittim. Kapıda “Senin girişin yasaklandı” dediler. “Bana mesaj göndermiştiniz, konuşacağız, büyüklerimiz seni bekliyor” diye. “Şu anda büyüklerimizin emri budur, buraya bir daha giremeyeceksin” dediler. O nedenle ne İçişleri Bakanı’yla ne de Adalet Bakanı’yla görüşebildim.

* Sizin görüşmenizi engellediler aslında?
Evet, benim oraya gidişimi engellediler. Benim hedefim milletvekili ağabeylerimizi görüp, İçişleri ve Adalet Bakanlığı’na gitmekti. Ama maalesef o mesaj gelince, tüm planlarım altüst oldu.

* Attıkları mesajdan Emniyet’in haberi var mı?
Polisin haberi var, bildirdim hepsini. Zaten Meclis’e gittiğim gün, İstanbul Emniyet Müdürü’yle görüştüm, beni yönlendirdi. Şahıslarla görüştüm. Mesajların hepsini ilettim emniyete.

* Bu kadar açıkken Emniyet nasıl bir şey yapamıyor?
Onlar şunu diyor; “Sana gelen mesajda bir tehdit yok.” “Gel konuşalım.” Niye konuşacağınızı biz bilmiyoruz ki, aranızda ne konuştuğunuzu da. Onlar da haklı. Ben onlarla yüz yüze konuştum. “Kızlarımı almaya geldim” dedim. 3 gün süre verdim. “3 gün içinde kızlarımı verirsin, ya sen ya ben ölürüz” dedim, tehdit ettim yani, yalan söylemeyeyim. Tehditten sonra geldi o mesaj. Ben de anlaşma yapmak istiyorlar zannettim, sevindim. İstanbul’a geldim.

* Kızlarınızın şu anda nasıl bir durumda olduğunu düşünüyorsunuz?
Ben kızlarımın şu anda zor durumda olduğunu düşünüyorum. Onlar baskı altında, zorla tutuluyorlar. Kızların elinde imkanı olsa, her şeyi bırak sosyal medyadaki paylaşımları görseler, dayanamaz ararlardı. Ama aramıyorlar çünkü imkanları yok…

* Erkek kardeşleriyle araları nasıldı peki?
Hepimizin arası aynıydı, iyiydi. Baba-kız gibi değildik, biz arkadaş gibiydik. Kardeşleriyle de öylelerdi. Kardeşlerine de, ağabeylerine de çok bağlıydılar. Annesine de bana da. Bizi görmeden duramazlardı. 5 aydır mecburiyetten uzaktalar, istekli bir şey değil kesinlikle. Hepimizi bir yana bırak, büyük kız, benim torunu 1 saat görmese çıldırırdı, deli olurdu. 5 aydır yeğenini görmemiş! Yeğeniyle konuşmamış, her gece görmeden yatmazdı. Kesinlikle giderdi, akşam onunla oynardı, onu yatırırdı, öyle giderdi.

* Siz zorla tutulduklarına emin misiniz ?
Kesinlikle eminim, zorla tutuluyorlar.

* Kızlarınızın can güvenliğiyle ilgili endişe duyuyor musunuz ?
Her konuda endişe duyuyorum. Seslerini hiç duymadım, hiç görüntüleri yok. Ama şu var, hayati tehlikeleri yok. Duyduğumuza göre, öyle bir durum olduğunda onu açıklıyorlarmış. Ama baski altında olduklarına eminim.

* Belki kızlarınız sizi korumak için böyle bir tutum sergiliyordur…
Kesinlikle o da var. Aileleriyle de tehdit ediyorlar. “Bir hata yaparsanız ailenizi yok ederiz.” Bunlar kız çocuğu, savunmasızlar. Susmak kalıyor onlara.

* Danimarka’da koruma programları var mı?
Yok. Adam doğru dürüst ilgilenmiyor ki, nasıl koruyacak? Danimarka’yı biz aradığımızda konu “terör örgütü” diyoruz. Yani karşında bir terör var. Araştırma yapması lazım, önlem alması lazım, koruma altına alması lazım. Maalesef böyle bir şey yok. Ben oradayken gelmediler, iki gün konuşmak için, 48 saat dediler. 48 saati geçti, yine gelmediler. Ben de uçağa binip Türkiye’ye geldim kızlarımı aramak için. Ben Hatay’da ararken kızlarımı, Danimarka polisine söyledim “Kayıp ilanı verin” diye… “Şu anda değil, savcılığa müracaat etmem lazım” dediler. “Ne zaman çıkaracaksınız?” dedim. “Pazartesi günü yazı gönder, cevap gelince çıkarırız” dediler. Ben de Türkiye’de kayıp ilanı verdim. Yasal olarak ilk önce Danimarka’da kayıp ilanı vermem lazımdı. Ama Danimarka çok pasif olduğu için Türkiye’de yaptım.

yasarolgun1

* Yayınlanan haberlerden sonra Danimarka’nın tutumunda değişiklik olmadı mı?
Danimarka Büyükelçiliği’ni 3 kere aradım. Geçen hafta da aradım. Buradakiler “Bizimle alakası yok. Danimarka’yla konuş” diyorlar. Diyorum, “Danimarka’ya ulaşamıyorum. Siz temsilcisisiniz. Sizinle görüşmezsem kiminle görüşeceğim?”, “Maalesef, biz bu konuyu daha önce görüştük. Gerekli yerlere bildirdik. Yapabileceğimiz bir şey yok. Danimarka’yı ara” diyorlar. Bana İçişleri Bakanı’nın numarasını verdiler, arıyorum sürekli meşgul. Nasıl ulaşacağım? Büyükelçi ulaşmazsa kim ulaşacak?

* Danimarka’nın bu kadar umursamaz davranmasının sebebi sizce ne?
Danimarka’nın umursamama sebebi şu; Çocuklar Türk vatandaşı ve müslüman. Aynı zamanda olay Türkiye’de, Danimarka’da değil. Bu yüzden “Ne olursa olsun” diye bakıyorlar. Eğer Danimarka’da olsaydı, nasıl hareket ederlerdi… Ölen yahudilerin olayında gördük. Biz onların ölmesini de hiçbir zaman kabullenmiyoruz. Ama o olayda Danimarka ayağa kalktı, 10 saat sürmedi katili buldular. Danimarka Emniyeti isterse, bunu da çok kolaylıkla çözer. Ama ülkesinin dışında olduğu için umursamıyor.

* Ama bir taraftan da Danimarka’dan IŞİD yüzünden Türkiye’ye gelen 25 kişiden bahsediyorsunuz…
Danimarka Emniyeti sayının ne kadar olduğunu benden daha iyi biliyor. Danimarka’da defalarca sordum kaç kişinin olduğunu, “Var” dediler ama söylemediler. Sağdan soldan aldığımız bilgilere göre kızlı erkekli 25 kişiden bahsediliyor. Fazla da olabilir. Polis bunlardan haberdar. Aralarında Danimarka vatandaşları da var. Hepsi Türk vatandaşı değiller. Ama maalesef Danimarka polisi çok pasif davranıyor, kendi sınırları dışında olduğu için fazla ilgilenmiyor.

* Bütün bu örgütlenme kendi sınırları içinde yapılmıyor mu?
Kabullenmek çok zor, Danimarka’nın yaptığını kabul edemiyorum. İsterlerse çıksınlar karşıma. İki haftadır iki tane memur var ikisini de aradım. Ulaşamıyorum. Biri tatildeydi, döndü tatilden. Telefonunda görüyor aradığımı, ne bir geri dönüş yaptılar ne bir şey. Diğeri bana bir yazı yazdı “toplantıdayım” diye. Toplantıdan sonra o da bir dönüş yapmadı. Tamam toplantıdasın ama toplantıdan sonra arayabilirsin. Ya da bir çağrı bırak ben arayayım, sen kendin aramıyorsan paran yoksa. Bir polis aramıyorsa bir şey vardır. Çağrı bırak ben arayayım.

* Ne yapmayı düşünüyorsunuz ?
Şu anda biraz daha kalmayı düşünüyorum. Biraz daha arayacağım. Kızları bulmadan dönmeye niyetim yok. Onun için her şeyimi bıraktım geldim. Benim tek amacım onlara ulaşmak, başlarına bir şey gelmeden onları kurtarmak.

* Kızları bulduğunuzda ne yapmayı düşünüyorsunuz ?
Aklımda tek bir şey var. Kızları alıp, Danimarka’ya getirip eski yaşantımıza devam etmek. Onlar bir hata yaptılar, onları hatalarından geri çevirmek.

* Umarım çocukları kayıp olan diğer aileler sizden cesaret alırlar.
İnşallah ama zor. Hiç umudum yok. Ben sürekli haber gönderiyorum. Haziran ayında Danimarka’ya gittiğimde polisle görüştüm ve şunu dedim; “Tüm ailelerle görüşmeye hazırım. Biraraya gelelim, ortak karar alalım. Ortak hareket edelim.” Polis sevindi; “Ben hepsiyle görüşürüm” dedi. Sonra arayıp durumu sordum. Görüşmek istemediklerini söyledi. İstemediklerinde zorla yapabileceğim bir şey yok.

* Türkiye’ye gelmekten mi korkuyorlar ?
Türkiye’ye gelmesinler, Danimarka’da basın toplantısı yapsınlar, o da yeterli. Danimarka’nın tutumu değişir, Danimarka Milli İstihbaratı hareketlenir, Danimarka Emniyeti hareketlenir. Kaynak bulur, ipuçları bulur. Biz de Türk Emniyeti’nden yardım isteriz, onlar da gereken araştırmayı burada yaparlar, daha kolay çözüme kavuşur. Çocuklardan biri bulunursa, hepsi bulunur zaten. Diğer çocukların kimliği bilinse, belki onlardan biri kamera takibine yakalanır. Benim görüştüğüm diğer aile fazla üzerinde durmuyor. Onlar üzerinde dursalar belki o kızın görüntülerine ulaşabiliriz.

* Kızların banka hesaplarında bir hareketlilik oldu mu bir daha ?
Hayır, hiçbir hareket yok şu anda. Hiç iz yok. Ama şu var; polis başta yardımcı olmuş olsaydı, bankadaki işlemler esnasında yakalanırlardı. Polis anında görüp emniyete haber verebilirdi ve emniyet o anda orayı basabilirdi. Ama ben öğrendiğimde 6-7 saat geçmişti. Emniyeti aradım, sağolsunlar gittiler, kamera kayıtlarını topladılar Bağcılar’a kadar. Bağcılar’da kamera yok, kızları kaybettik. Danimarka başta hareket etmiş olsaydı, kızları daha oteldeyken yakalardık. Ben polisi aradığımda kızlar oteldeydi. Türkiye’ye geldim, geldiğim gün onlar otelden ayrılmışlar. Benim hatam da direkt sınıra gitmemdi. İstanbul’da arasaydım yine yakalanabilirlerdi. O anda polis aklıma gelmedi, sınır aklıma geldi. Sınırdan geçmelerinden korktum. 5 aydır kendi imkanlarımla buraya kadar geldim. Gerçekten ayakta duracak gücüm kalmadı artık. Cumhurbaşkanı ve başbakanımızdan acil yardım istiyorum. Başka imkanım kalmadı. Gerçekten çok zor. Gece gündüz dolaşıyorum. Gece gelip 3’e 4’e kadar oturuyorum yatamıyorum. Sonra sabah erkenden yine kalkıp aramaya gidiyorum. O yorgunlukla yine uyuyamıyorum. Yatağa yattığımda çocuklarımı düşünüyorum “neredeler ?”, “Ne durumdular ?”. Onları düşündükçe uyuyamıyorum. “Öğlen ne yediler ?” ,”Akşam ne yediler?” Hepsini düşünüyorum.

* Daha önce oradaki esnafın kızları gördüğünü söylemiştiniz. Hiç gören çıkmıyor mu artık?
O bölgelere gelmediler bir daha. Bağcılar çok karışık bir bölge, oranın esnafı da onlardan. Bakıyorsun sakalı yok. Güvenip soruyorsun. Onlar da haber yetiştiriyorlar. Başta bilmiyorduk onlardan olduklarını, insan diye güvenip soruyorduk, yardım istiyorduk. Maalesef tam tersiymiş, sonradan öğrendik. Esnaf kendi çıkarı için bize bilgi vermiyor, bilgiyi onlara veriyor. Onlar da kızları kaçırıyorlar. Bizim gördüğümüz market de haber uçuruyor, telefoncu da haber uçuruyor, taksici de haber uçuruyor. Bir de onlara sempati duyuyorlar. Deşifre olmamak için sakal uzatmıyorlar. Şu anda yarısı sakalsız bu adamların. Bizim ve emniyetin bildikleri hep sakallı olanlar. Onların bir mekanı var, ben mekanı izliyorum. Gelen giden bir sürü insan var, hiçbirinin sakalı yok. İlk gördüğümde şoka uğradım bunların burada ne işi var diye. Sonra öğrendim ki, hepsi onların adamıymış.

* Umudunuzu kaybettiniz mi hiç ?
Ben eminim kızlarımın bulunacağına. Baştan beri umutluyum, hiç umudumu kaybetmedim. Ben kızlarımı bulmadan dönmeyeceğim, dönsem de 1-2 gün gider yine gelirim. Bulununcaya kadar orada rahat edemiyorum. Ben eve gittiğimde yüzleri gözümün önünden gitmiyor. Burada en azından caddeye çıkıyorum, inşallah burada karşıma çıkarlar, burada bulurum diye çıkıyorum. Danimarka’da kafayı yerim.

* Kızların anneleri nasıl?
Hiç iyi değil. Geçenlerde 3 günlüğüne getirdim onu da buraya. Buradayken rahattı. Gitti yine aynı. Gerçekten çok zor, oraya gidince daha da zor. O yüzden bulmadan gitmeyeceğim. Onlarsız duramıyorum. Kendi odalarındayken bile hep seslenirdim “kızlar neredesiniz?” Diye, takılırdım onlara. Ya yanlarına giderdim, ya onlar benim yanıma gelirdi. Şuanda onlarsız içeri girme imkanım yok, yapamıyorum.

* Hem Türkiye hem Danimarka yetkililerinden beklentileriniz neler ?
Benim istediğim, Danimarka yetkililerinden birkaç bilgi. Türk Emniyeti gerçekten çok ciddi bir çalışma yapıyor ama tıkandılar. Danimarka’dan ne bir bağlantı, ne bir telefon ydı, ne bir e-posta adresi Türkiye’ye gelmedi.Bizim elimizdeki tek kanıtlar Türkiye’den topladıklarımız. Daha önce Türkiye’den kimlerle görüşüyorlardı, kimlerle bağlantıları vardı biz bilmiyoruz. Bunu Danimarka takip edebiliyor. Burada kullandıkları bir telefon olsa Türk Emniyeti biz üzerimize düşeni yaparız diyor. Ama burada kullandıkları bir telefon yok. Danimarka telefonları var. Büyük kızımın telefon şirketini aradım, hat tüm yönlere aktif ama kullanmıyor. Tüm yönlere aktif olan telefonun nasıl takibini yapamazsın ? Telefonun telesekreteri bazen doluyor, bazen boşalıyor. Danimarka polisinin bunun takibini yapması lazım. Telefonu aradığımda bazen “mesaj bırakın” diyor, bazen “telesekreter dolu” diyor. Sürekli arayıp mesaj bırakıyorum ben de. Danimarka Milli İstihbaratı nerede olursa olsun bunu çıkarır. Bana “biz bir şey bulamıyoruz” diyorlar, nasıl bulamıyorlar anlamıyorum. Bir telefon çalıntı olduğunda bulunabiliyorsa, bu nasıl bulunamıyor. Tüm faturalarını, seri numaralarını teslim ettim emniyete. “Biz takibini yapamıyoruz” diyorlar. Telesekreter mesajlarının nasıl dinleyip, silindiğini biz bilmiyoruz ama uzmanlar bilir. Operatörle görüştüm, “telesekreter kendiliğinden boşalır mı” diye sordum. “Kesinlikle hayır. Biri mesajları dinleyip silmeden mesajlar silinmez. Eğer kimse mesajları silmezse telesekreter dolu olduğu için yeni mesaj kabul etmez” dediler. Telefonu kimin açıp kapattığını nasıl öğrenebileceğimi sordum, bu bilgiyi benimle paylaşamayacaklarını söylediler. Ama bunu emniyetle paylaşabilirler. Polis de bu bilgiyi onlardan almıyor, bana “bir şey bulamıyoruz” diyorlar. Bu telefon sürekli açılıp kapanıyor, bunu Danimarka çözer. Danimarka isterse Berlin’e kadar nasıl gittiklerinin tüm görüntülerini tespit eder. Bizim binada da kamera. Polis buna el koyabilir. Evden saat kaçta çıktıklarını, hangi yöne doğru gittiklerini görebilir. Yanlarında birileri var mı bulabilirler.Türkiye’de olsa bir günde çıkarırlar tüm kamera kayıtlarını. Ben Kopenhag’dan Türkiye’yi aradım kızım para çekmiş diye. “Nerede” diye sordular “Bayrampaşa” dedim. Ekibi hemen yollayıp tüm kamera görüntülerini aldılar, beni aradılar. “Hemen geliyorum” dedim. “İstersen gel, istersen gelme biz takibini yapıyoruz.” Dediler. Geldiğimde tüm incelemeler yapılmıştı. Belirli bir noktaya kadar takip ettiler, sonrasında kamera olmadığı için kızları kaybettiler. Ben bunu Türkiye’ye bildirdiğimde aradan çok saat geçmişti. Erkenden haberimiz olsaydı kızları metroda yakalarlardı. Gerçekten anlamıyorum Danimarka neden bu kadar ilgisiz. İnsan haklarından bahsediliyor, hani insan hakları nerede kaldı ? İki genç kızın hayatı söz konusu. Öldüler mi, kaldılar mı bilmiyoruz ve Danimarka için hiçbir önemi yok. Söyledikleri tek bir şey var “takibini yapıyoruz”. Nerden yapıyorsunuz diye sordum. Türkiye “bize belge gelmedi Danimarka’dan” diyor diyorum. “Biz gönderdik” diyolar. Geçen hafta onu da çıkardık meydana. Emniyetle ve terör şubesiyle görüştüm, Danimarka’dan gelen belgeleri gösterdiler. Güldüm. Uçak biletini ve Atatürk Havalimanı’na giriş yaptıklarının bilgisini göndermişler. Bunları Danimarka emniyetine veren zaten benim. Kaldıkları oteli zaten size ben söyledim. Bu bilgilerin hepsini ben verdim. Belge diye bunları göndermişler. Ben Kopenhag’dayken buradaki emniyetten kızların Berlin üzerinden geldiklerinin e-postası geldi. Uçak biletini istedim. Onu biz veremeyiz, uçak şirketiyle görüş dediler. Türk Hava Yolları’na gittim rica ettim, Almanya’daki uçak şirketiyle görüştüm. Bileti onlar bana gönderdi. Ben de gittim polise götürdüm. O bilgileri buraya geri göndermişler. Danimarka polisi gerçekten hiçbir şey yapmadı. Türkiye’de ben ilk müracaatımı Hatay’da yaptım. Reyhanlı Emniyeti’ne gittim. Bir memur vardı, komiserini aradı. Komiser geldi. Durumu anlattım. Komiser savcıyla telefonda görüştü, savcı kayıp ilanı verme yetkisini verdi. O da terör şubesini aradı. Geldiler ifademi aldılar. Kayıp ilanını aynı saatte savcılık kararlıyla çıkardılar. Danimarka’nın da bunu yapabilmesi lazım. Telefonla bunu yapmayabilir ama yazıyı 10 dakikada alabilir. Savcılık bize senin vekaletin ya da dilekçen lazım desin, ben onu da yapayım. Dört buçuk aydır burada deliler gibi dolaşacağıma, gidip istediklerini yapardım, dilekçemi verip dönerdim. Gerçekten kabullenemiyorum. Daha önce biri Danimarka polisinin böyle davrandığını söylese inanmazdım. Bu olay başıma geldikten sonra Danimarka’nın hiçbir şey yapmadığını öğrendim. Demokrasi ve insan hakları hep kağıt üzerinde. Hatta ben büyükelçiliğe ilk gittiğimde İç İşleri Bakanlığı’nı aradı. Bakanlık “bizi şikayet etmişsin. Kime ettin ?” Diye sordu. “Kimin sana söylediğini biliyorsun” dedim. Bunu sormayı biliyor. Yardıma geldiğinde hiçbir şey sormuyor.

* Danimarka’daki milletvekilleriyle hiç görüşebildiniz mi ?
Hiçbiriyle görüşmedim. Türk milletvekillerinin numaraları vardı bende. Danimarka’da kaldı onlar da. Bulabilmiş olsaydım onları arardım. Basında da söyledim, meclise seslendim. “Lütfen biraz duyarlı olun, bize yardımcı olun” diye. Tekrar söylüyorum. Danimarka meclisinden ve hükümetinden yardım istiyorum. Lütfen biraz duyarlı olsunlar bu olaylara. Şu anda Avrupa’da Danimarka Işid konusunda birinci sırada. En fazla kayıp Danimarka’dan oluyor. Danimarka kendisi de yazmış, internetten okudum. En çok Afgan bölgesinden katılım oluyor. Bunu biliyorsanız niye önlem almıyorsunuz ? Bu milli istihbaratın yaptığı açıklama. Nisan ayında kaç kişinin geldiğini biliyor. Niye önlem almıyor ? O cami Işid’i müslüman kardeş olarak kabul ettiğini söylüyor, milli istihbarat da biliyor. Başka camiler de var. Polis biliyor tüm mekanları. Ama benden basın vasıtasıyla isim istiyor. Ben de şuanda isimleri açıklamam. Milli İstihbarat olarak bilmiyorsan ben nereden bileyim ? 5 aydır Türkiye’deyim, ben nasıl Ebu Hanzala’ya ulaştıysam, onun Türkiye temsilcisi olduğunu biliyorsam, Türk Milli İstihbaratı da biliyor. Ama adam her yakalandığında “ben halifeliği kabul etmiyorum. Evet fikirlerimiz benziyor. Ben El Kaide’den ayrıldım. Benim düşüncem ayrı. Ben yalnızca İslamiyete davet adı altında çalışıyorum” deyip kendisini kurtarıyor. Ama istihbarat biliyor.

* Türk yasalarında da mı açıklar var ?
Yasalarda açık var yani. Türkiyenin gerçekten şu an her tarafında terör örgütleri var, dini örgütler var. Ama istihbaratın önceliğini ilk Fetö darbecileri almış, diğerleri ikinci planda.

* Mecburen öyle oldu, emniyetin içinden de temizlemeleri gerekiyor.
Temizleme her tarafta var.. Şu anda bir şey deme imkanımız yok, ne desek yanlış. En büyük yardım Danimarka’dan gelecek. Kızların Türkiye’ye gelmeden once kimlerle görüştüğünü söylemeleri gerek.

* Size niye vermiyorlar sosyal medya hesaplarını?
Şöyle diyorlar; “18 yaşındalar, yetişkinler, reşitler. Babası olsan da o bilgileri alma hakkın yok. “

* Ama bu kızlar kayıp..
Onu anlamıyorlar. Kayıp nedir onun cevabını veremiyorlar. Türk emniyeti bunlar yetişkin olduğu halde tüm bilgileri bize veriyor.

* Kızların sosyal medya hesaplarını Türk emniyeti inceleyemiyor mu?
Türkiye inceler. Ama Danimarka’dayken kullandıklarına Türkiye erişemiyor, onu ancak Danimarka öğrenebilir. Facebook’un merkezi Amerika’da. Gerekirse Danimarka onlara yazı yazıp isteyebilir. Ama Amerika Türkiye’ye veremez. Kızların ikamet adresleri Danimarka’da olduğu için bu bilgiyi ancak Danimarka elde edebilir.

* Başka kullandıkları sosyal medya hesapları var mı ?
Bilmiyoruz. Sürekli gördüğümüz görüntülerde internet üzerinden konuşma yapıyorlar, ama hangi sistemden onu bilemiyoruz.

* Yalnızca telefon var takip edilebilecek. Sanırım Danimarka onu da takip etmiyor ?
Danimarka’nın yapması lazım ama yapamıyor. Öğrendikleri tek kelime var, “tüm bilgileri sana veremem” .Bana verme verme, Türkiye’yle paylaş, çözüm olsun.”Biz paylaştık” diyor. Neyi paylaştın? Benim verdiğim tüm bilgileri vermişler, başka bilgi yok.

* Danimarka Emniyeti’nden daha üst makamlara gitmeyi düşünüyor musunuz?
Onların üstü İçişleri bakanı ve Adalet Bakanıdır. Oraya baskı yapmak lazım. O da meclisten olacak evet.Sağolsun bizim oradaki Türk kökenli vekillerimiz de duyarsız. Duyarlı olsalar beş aydır gündemde bu konu.. İnsanın bir ilgisini çeker, bir merak eder, bir telefon açar sorar “bir gelişme var mı? durum ne?” diye. Öyle bir şey de olmadı. Danimarka vatandaşları çok duyarlılar bu gerçek, ama bu çocukları giden aileler duyarsız.

* En azından çocuklarının kayıp başvurularını yapsalar Türkiye’ye de mecburen bildirilir.
Onlar polise sürekli baskı yaparsa Danimarka Interpol vasıtasıyla mecburen buraya bildirecek. Danimarka’nın burada Interpolü var. Adamla görüştüm kaç kere. İlişkimi kestim artık. Geçen hafta gene aradı. “Ben şu anda emniyette oturuyorum. Emniyete hala yazı gelmedi,” dedim. “Gelmiştir” diyor. Yahu nereden gelmiştir yok ortada ! “Seni arıyorum ulaşamıyorum.” Dedim. “Tamam, ben onlarla görüşeyim seni arayayım” dedi. Hala arıyor !…

* Kızlarınızın sizin onları aradığınızdan haberleri var mı sizce?
Yüzde yüz vardır. Çünkü buradakilerin hepsi beni tanıyor, basına da geldim. Yani bunlar basından beni takip edip kızlara değişik ifadeler aktarıyor olabilirler. “Babanız peşinizde. Babanız sizi vuracak” gibi yalanlar söyleyebilirler, namus davası varmış gibi davranabilirler.

* Keşke kızlarınızla iletişime geçmenizin bir yolu olsa.
Keşke. İletişim olursa her şey kolay çözülür. En son Habertürk’te “kesinlikle verecek bir cezamız yok, cezamız olsa beş aydır peşlerinde niye dolaşıyorum” dedim. Halen de söylüyorum kesinlikle öyle bir ceza yok. Olabilir, gençler, hata yapmışlar. Onları bulup bu hatadan çevirmek önemli. Yani tehditle baskıyla hiçbir yere varamazsın. Onları bulup baskı yapsam ne olacak ? Bana git derler. Ben kızlarımı alıp eski hayatımızı sürdürmek istiyorum.

* Peki kızınıza sesli mesajlar bırakıyorsunuz değil mi ? Neler söylüyorsunuz ?
Sesli mesaj bırakıyorum. “Sizi seviyorum, sizi özledim. Siz beni hiç özlemediniz mi? Bir saniye beni arayın, fazla değil sadece bir saniye.” Ama maalesef cevap gelmiyor. Büyük ihtimalle arama imkanları yok. Onlar yalnız değiller yani. Telefon açma imkanları olsa kesinlikle cevap verirler mesajlarıma. Benim, annelerinin kardeşlerinin bıraktığı mesajlara kesin dönerlerdi, ama imkanları olmadığı için dönemiyorlar. Gerçekten Danimarkadan gelecek, başka çözüm yok, ordan bir bilgi gelmedikçe burda kilitleniriz.

* Türkiye’de İçişleri Bakanlığı’na gitmeyi düşünüyor musunuz tekrar ?
Düşünüyorum.

* Bakanlık bu konu hakkında ne kadar bilgili, ya da size bir şey söylüyorlar mı?
Ben daha İçişleri Bakanına ulaşamadım. Yani aramadım da. Geçen hafta gittiğimde görecektim, orada da planlarım bozuldu gidemedim. Büyük ihtimalle bu telefonlar konumu gösteriyor, ben konumu kapatmayı unutmuştum. Yani benim facebook’umu her şeyimi takip ediyorlar herhalde. Benim Ankara’da olduğumdan ağabeyim ve hanımımdan başka kimsenin haberi yoktu. Ankara’da yol haritasını kullandım konum açmak zorunda kaldım. O konum benim nerde olduğumu her yere yazmış, Ben bilseydim Türk numarasını kullanırdım, o zaman bulamazlardı. Danimarka numarasını kullandım o da otomatikman bütün uygularama konumumu bildirmiş.

* Kızların onlarda olduklarını kabul ediyorlar ama değil mi?
Yok, kabul etmiyorlar. Kabul etseler zaten o zaman emniyet ensesine yapışır zaten. “Sadece bizim haberimiz yok biz bilmiyoruz. Bizim Suriye’yle bağlantımız yok.” Diyorlar. Ama herkesin de bildiği, bu bir gerçek, lşid’in Türkiye’deki İstanbul temsilcisi bu Bağcılar’daki adamdır. Gerçek ismini de biliyorum, kod ismini de biliyorum. Kod ismi Ebu-Hanzala. Gerçek ismini şu anda açıklamıyorum. Onu Avrupa basını bilmiyor, şu anda da bilmesinler. Çünkü ben bir şeyin peşindeyim. Nerede olduğunu da biliyorum, adresini de öğrendim sadece ev numarasını öğrenmedim, onu da öğrenirim. Her gün karakola gidip imza veriyor.

* Türk Emniyeti nasıl hiçbir şey yapmıyor bu adama ?
Türkiye yakaladı bunu, yeni çıktı hapisten. Belge bulamadılar. Aşağı yukarı iki sene yattı çıktı tekrar yakaladılar ama belge bulamadılar. Çok kurnaz ve çok akıllı. Açık vermiyor.İki saniye görüştük sanki elli senelik arkadaşım, karşıma oturdu sohbet ettik. Hiçbir şeyden de çekinmedim, oturduk çöktü yere oturalım konuşalım dedi.

* Korkmuyor musunuz peki?
Korksam da ben hayatımı koymuşum ortaya yani. Biliyorum her türlü pisliği yapacağını ama hayatımı koydum ortaya kızlarımı bulmak için. Korksam bırakıp Danimarka’ya dönmem lazım. Fırsat bulurlarsa beni vururlar da. Fırsat bulurlarsa her şeyi yaparlar çünkü her şey beklenir bunlardan. Adam beni Ankara’dan çağırıyor geliyorum. Hatta telefonda şunu dedim “Ankara’da değilim Konya’dayım. Önemli bir şey yoksa ta Konya’dan gelmeyeyim.” “Yok önemli. Konuşacağız.” Dedi.

* Siz nereden bu kadar eminsiniz onun o adam olduğuna..
Benim kızlarımın geldikleri bölge Bağcılar, o bölge de bu adamdan sorulur. Bir de şu var; cemaatin ismi “İslama Davet”.Yani islama davet İşıd’ın yaptığı propaganda. Ama bu direkt cihat demiyor, diğerleri direkt cihat diyor. Bu dolaylı diyor, ters kelime kullanıyor. Bunun yetkilisi budur, buradadır. Yemin ediyor bende değil diye, yemini doğrudur. Kızlarım bunun yanında değildir ama yandaşlarının yanındadır, arkadaşlarının yanındadır.

* Bunca zaman neden kızları kaçırsınlar, yani neden ellerinde tutsunlar?
Bunların elde tutma sebebi şu; geçişlerde sıkıntı var, sınır dışına çıkamıyorlar. Bir de şu var; emniyetten korkuyorlar, yakalanırlarsa hepsi deşifre olur. Onlar bir fırsatı beklediler ve o fırsatı yakalayamadılar.Tüm emniyet birimleri tarafından arandıklarını iyi biliyorlar.

* Bir de sizin kızlarınız bulunduğunda davalar da uluslararası açılacak herhalde…
Kızların alacağı bir ceza yok. Zorla tutuluyorlar, katıldıkları bir eylem yok, o yüzden alacakları bir ceza da yok. Açık konuşayım. Ben kızlarımı bulayım, o adamların Allah belasını versin. Onların peşini bırakırım. Ne onlarla uğraşmak isterim, ne de davayı sürdürmek isterim. Onlarla ilgili bir mahkemeyle, başka bir şeyle uğraşmak istemiyorum. Uğraşacak durumda değilim. Ben tek başıma ne yapabilirim ? Biz diyoruz biz halkız, örgütler halktan gelir. Hani halk nerede ? Toplu halde bir eylem yok, bir panel yok, bir resmi makama gidip oturmak, eylem yapmak yok. Onun için onlarla uğraşmaya değmez. Çocuklarımı kurtarayım,ne bir cezalarını isterim ne bir şey, onlarla uğraşmak istemiyorum. Danimarkadakileri polis benden daha iyi biliyor kimlerin onlardan olup olmadığını. Kimler yönetici, kim tarafından örgütleniyorlar polis benden çok daha iyi biliyor. Yani Danimarka istihbaratının adamları yok mu bunların içinde ? Yüzde yüz vardır.İstihbarat bunu çok kolay yapar.Hiç kimsenin ruhu bile duymaz. Biliyordur, sessiz kalıyor. Neden sessiz kaldığını anlamıyorum. Ne durduruyor onları bilmiyorum. İstanbul’un nüfusu Danimarka’nın beş katı olduğu halde, bir terör şubesi bu kadar kişiyle başa çıkabiliyor. Danimarka’nın beş milyon nüfusu var, nasıl bu terör örgütleriyle başa çıkamıyor orayı hala anlamıyorum.

* O Filistinli kadının ailesine tekrar ulaşmaya çalıştınız mı siz?
Danimarka polisi “bir daha onlara dokunmayın, biz onları takibe aldık, biz onlarla konuşacağız” dedi. Ben de “Tamam” dedim. Söz verdim, rahatsız etmeyeceğim dedim. Maalesef herhangi bir şey yapmadılar. Yani anası da biliyor nerede olduğunu, babası da biliyordur. Şimdi anası bir ifade verdi, Orus’a?? gidin dedi, Orus’u araştırdık kız hayatta Orus’a gitmemiş. Kız Türkiye’ye gelmiş, Türkiye’den geri dönüş yapmış.

* Türkiye’den niye sınırdışı edilmiş onu söylüyor mu Türkiye?
Savaşçı olduğu için.

* Yani Türkiye’de kaydı var kadının ?
Kaydı yok da tespit etmişler savaşçıdır diye. Savaşçı demek Işidci demek. Sınırdışı ediliyor, Danimarka’ya iade ediliyor. Danimarka’ya gönderdikten sonra peşinden yazı gidiyor.

yasar olgun

* Danimarka hiçbir şey yapmıyor mu? Yazı gönderiliyor dediniz..
O yazı Danimarka’ya gitti mi, Danimarka ne yaptı, ne yapmadı bir cevap vermiyorlar. Ben kaç sefer sordum bu kadın havaalanından çıkarken kamera var, tekrar havaalanına gittiyse de yine kamera var. Bunun tespitini yaptınız mı? “O bizim işimiz” diyor..O onun işi, bu bunun işi, benim işim ne bilmiyorum. Ben neyin peşinde olduğumu şaşırıyorum o zaman.O kadın bulunduğu zaman bir her şey çözülecek. Yani o kadın ilk sefer değil sürekli gelip gidiyormuş. Ailemi ziyarete gidiyorum diyordu, sırf bu tür şeylermiş. Gelip üç dört ay kalıyor, milleti toplayıp götürüyor. Yani ailesi tümden bu işin içinde, kocası Suriye’de, erkek kardeşi, kız kardeşi Suriye’de. Bize kocasının öldüğünü söylüyordu, savaşıyormuş meğer. Kocasının orada yaşadığını, orada ikinci kez evlendiğini de biliyor.Her şeyden haberi var, her şeyi biliyor.Bu kız Filistinli aslen ama polis hangi ülkenin vatandaşı olduğunu da iyi biliyor, başka bir ülkenin daha vatandaşı çıktı. Şu anda iki ülkenin vatandaşı. Danimarka polisi bilmiyor mu bunu, biliyor. Ben bir vatandaş olarak bunların tespitini yapabildiysem, polisin daha iyi yapması lazım. Benim her yere girme imkanım yok ama polis her yere girer. Geçen hafta iki siteye kontrol etmek için gittim. Camları siyah minibüsler giriyor, görmüyorsun kimseyi. Şüphelendim. Normalde güvenlikçiler içeri girmeme izin verir ama ters birine denk geldim. İçeri girmeme izin vermedi. Emniyetten yazı istedi. Gece olduğu için emniyeti rahatsız etmek istemedim, sabah gittim. Anlattım “tamam, seni sokmuyorlarsa biz gireriz” dediler ve girdiler. Ama şunu da söylediler; “Kızlarla ilgili herhangi bir ipucu varsa biz seni ararız. Bir bağlantı yoksa aramaya gerek duymayız” dediler. Yine de beni arayıp bilgilendiler. “Şüphelerinde haklısın ama orası çocuklar için Kuran kursu, devlet denetiminde. Hiç yetişkin yok” dediler. Danimarka da bunu yapsın, “evet” ve ya “hayır” desinler. “Gittik ama bir şey bulamadık” desin. Ben bana zorla kanıt bulsunlar demiyorum. “Biz araştırdık bir şey bulamadık” desinler ama en azından araştırsınlar. O da yeterli. En azından nereye bakmayacağımızı biliriz, ona göre hareket ederiz. Danimarka’da yaşanan olayda 3 saatte kimin olduğunu buldular, sıkıştırdılar. Çatışma çıkınca vurmak zorunda kaldılar. Ama olayı çözdüler. İsterlerse bunu da çözerler. Bir hırsızı nasıl yakalıyorsan, bunu daha kolay yakalarsın. Danimarka’da bir örgüt yapısı olmasa bunlar bilgileri nereden alıyorlar ? Bu kadar insan Danimarka’dan nasıl geliyor ? Danimarka’dan geriye dönen iki kişi oldu.

Onlarla görüşebildiniz mi ?
Hayır, biz görüşemedik. Polisi arayıp bilgi alıp almadıklarını sordum. “O bizim kontrolümüzde” dediler. Ben ne diyebilirim. Kızlardan biri Danimarkalı, ona eminim. Çünkü bizim İshöj’den buraya gelen kızın arkadaşıydı. O kızın kuzeni gitti görüşmek için, annesi görüştürmedi.Kızı aramış, kız da konuşmak istememiş. Polise “kimse bana gelmesin” demiş. Polis de kimseyi yaklaştırmıyor. Tamam kimse görüşmesin ama sen bilgileri al bize yardımcı ol. Sadece “bizim kontrolümüzde” diyorlar.

* Diğer kızla ilgili bildiğiniz herhangi bir şey var mı ?
O da Danimarka’ya döndü. Onun da kim olduğunu öğrendim. Polis onun için de “denetimimde” diyor. Onun ailesi ismini gizli tuttuğu için açıklamıyoruz. Ama bize yardımcı olmuyorlar. Polisin bize yalnızca söylediği “İstanbul’a bir haftalığına alışverişe gitmişler.” E tamam alışverişe gittiniz de, arkadaşlarınız nerede ? İshöj’den gelen kızla beraber gelmişlerdi Türkiye’ye. “Benim kızlarımı boşver, o arkadaşın nerede ?” Diye sordum. “Bilmiyorum” dedi. O kızdan da ailesine mesaj geldi, babası Danimarka istihbaratıyla paylaştı ama eminim ki oradan da bir şey çıkmayacak.

* Daha önce o hiç mesaj atmış mıydı ? Ne diyor mesajda ?
Yok, daha önce ondan hiç haber gelmedi. “Babacığım, ben iyiyim. Seni çok seviyorum. Kardeşlerime iyi bak” demiş. Büyük ihtimalle kızlar mesaj atarken başlarında duruyorlar ya da mesajları kontrol ediyorlar. Yanlış bir şey yazarlarsa, ceza veriyorlardır. Kesinlikle yanlış bir şey yazmıyorlar. Sen istediğin kadar yaz, söyle onlara cevap vermiyorlar.

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com