Çok Yakında

Yaşar Olgun: 36 gündür Danimarka Polisi’ne yalvarıyorum !

Temmuz 8th, 2016 | by Cansu Naz Sivrioğlu
Yaşar Olgun: 36  gündür Danimarka Polisi’ne yalvarıyorum !
Danimarka
0

 CANSU NAZ SİVRİOĞLU, İSTANBUL

26 Mayıs’tan beri kayıp kızları Leyla (24) ve Balle’yi (19) arayan Yaşar Olgun Kuzey’e konuştu. Herkesin Ramazan bayramının birinci günü ailesiyle bayram yemeği yedikleri saatlerde acılı baba sorularımızı cevaplandırdı. Danimarka’da başka ailelerin de kendisiyle benzer durumda olduğunu bildiğini ve bu ailelerden yardım istediğini söyleyen Olgun, Danimarka Emniyeti’nin duyarsızlığından yakındı; “Başka ailelerin de canının yanmasını istemiyorum” dedi.  Olgun, Danimarka Emniyeti’nin konuyla ilgili yeterince çalışma yapmaması nedeniyle Türk polisinin de gerekli bilgileri edinemediğini ve bu yüzden kızlarına hala kavuşamadığını belirtti. Yaşar Olgun, kendisi ve ailesi hakkında Danimarka basınında yer bulan asılsız haberler ile ilgili de hukuksal mücadele başlatacağını ve sonuna kadar takipçisi olacağını söyledi.

Çocukları benzer şekilde kaybolmuş başka aileler de var mı ?

Çocukları kaçan başka aileler de var ama saklıyorlar. İsimlerin hepsini net almadım. Başka aileler var, biliyorum. Danimarka emniyeti açıklama yapmıyor, bilgiler onlarda var. Ne çalışma yapıyor, ne de açıklama. Hiçbir yardım yok.

Danimarka polisi sizce ihmal mi ediyor bu konuyu ?  

Çok ihmal ediyor. 36 gündür yalvarıyorum ben. Danimarka polisinden üç şey istedim; havaalanı kontrolü, telefon kontrolü, bir de banka kontrolü. 36 gün bu kontrolleri yapmadılar. Artık 4-5 gündür hiç aramıyorum onları. Her gün arıyordum, yardım istiyordum. Bir haftalığına Danimarka’ya gittim, Danimarka İstihbarat Servisi (PET) ile görüşmek istedim, Bir hafta içinde bana randevu alamadılar. İsteseler hemen ayarlarlar. Ama maalesef duyarsız kalıp, hiçbir şeye yardım etmediler. Diyorlar ki “Bizde demokrasi var”. Demokrasi bu değil, demokrasiyi biz daha iyi biliyoruz. Demokraside yardımlaşma olur, mücadele olur, çalışma olur. Polisin yapacağı işi ben yapıyorum. Benim burada ne işim var? Danimarka’nın polisi var, Danimarka’daki interpol var. İnterpol benden bilgi istiyor. İnterpolle görüşüyorum sürekli; “Sende yeni bir şey var mı ?” diye soruyor. Türk polisi bana sonsuz destek verdi, hala da destek oluyor. İstihbarat, terörle mücadele, gasp ve cinayet büro dört koldan kızlarımı arıyor. İstediğim saatte, istediğim dakikada arıyorum emniyeti. Rahatsız olmuyorlar. İstediğim saatte arayıp “Ben geliyorum, bilgi alacağım” diyorum, “Buyrun gelin” diyorlar. Pazar olsun, cumartesi olsun fark etmiyor, her zaman gidebiliyorum, yardım ediyorlar. Maalesef bunu Danimarka’da görmedim. İki kere Danimarka polisine gittim, numara aldım, saatlerce bekledim. İçeri girdim, hiçbir bilgi alamadan geri çıktım. Yalvarıyorum “benim kızlarım nereden uçtular?” diye. Onu da çözemediler. Ben kendi yöntemlerimle buldum, biletin kopyasını götürdüm. “Al biletin kopyaları, sen bunu çöz. Nasıl buraya gittiler ? Nasıl uçtular ?” Kim çıkardı Danimarka’dan? Kim yardım etti onlara? Kamera kayıtlarından tespit edilir. “Tamam” diyorlar. Hiçbir gelişme yok. Şu anda buradayım. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne gittim. Emniyet müdür muavinine gittim, amirine gittim, sonsuz destek oldular. Hatay’a gittim, aynı şekilde. Hem emniyetten, hem jandarmadan sonsuz destek aldım. Oradan Kilis’e geçtim, aynı şekilde. Antep’e geçtim. Emniyet müdürü ve valiyle görüştüm, sonsuz destek oldular. Tekrar Kilis’e geçtim, vali terör şubesinin genel müdürünü aradı. Saat 1:30’da terör şubesinin genel müdürüyle görüştüm. Gerekeni yaptı. Oradan Urfa’ya geçtim, gece saat 2’de. Emniyet genel müdürüyle görüştüm, tüm bilgileri ve fotoğrafları benden aldı, tüm ekiplerle paylaştı.

Benim isteğim de Danimarka’nın da bunu yapması. Danimarka Polisi’nden bir yetkili ile konuştum. Ben kendi kızlarımı kendim ihbar ediyorum. “Kızlarım yok, can güvenlikleri yok. İki gündür eve gelmediler, öldüler mi, diriler mi ? Bir terör örgütüne mi katıldı?” diye ihbar ettim. “Tamam, ben gelirim” dedi, 3 saat sonra beni arayıp “Başka acil işim çıktı” dedi. Gece 22:30’a kadar bekledim, tekrar aradım, “Ne zaman geleceksiniz” dedim. “Daha önemli işim var. İşim bitmedi, gelirim. Bugün olur, yarın olur” dedi. Ben de gece 11’de eve gittim, hanıma söyledim, “Çantamı getir ben gidiyorum” diye. Gece 01:30’da bindim geldim Türkiye’ye. Allah razı olsun Türk polisinden, onlar sayesinde kızlarımın Türkiye’ye giriş yaptığını öğrendim. Ama Danimarka’da polis bana yardımcı olsaydı, kızlarım daha oteldeyken onlara ulaşırdım. 3 gün oldu arada, kızlar oteli terk etmişler. Danimarka polisinden yardım almış olsaydım bunları kesinlikle yaşamazdık. Başka ailelere de o zaman yardımcı olabilirdik, o aileleri kurtarabilirdik. Danimarka polisi bana aranan başkalarının da olduğunu söyledi. “Başka aileler varsa çağırın, ben görüşmek için hazırım” dedim. O ailelerin de benimle görüşmek istediğini söylediler. “İstiyorlarsa tamam, toplantı ayarlayın, görüşelim” dedim. 7 günde o toplantıyı da ayarlamadılar. Böyle çalışmayı ben dünyanın hiçbir tarafında görmedim. Banka kayıtlarını çıkartın diyorum, mahkeme kararı lazım diyorlar. PET’in mahkeme kararına ihtiyacı yok. İstediği dakikada, istediği saatte bu kayıtlara istihbarat ulaşabilir. Her yere girer, tüm bilgileri alır. “Bizim kanunlarımız değişik” diyorlar, “yasamıza göre mahkeme kararı gerekiyor”. Bir mahkeme kararı 36 gün sürer mi ? Müracaat et savcına, dilekçe gönder, telefon aç. “Biz üsttekilere yazı gönderdik, üsttekiler yapacak” diyorlar. Üsttekilere yazı gönderiyorlar, ama acil ve ya önemli olarak yazmıyorlar, herhangi bir sıradan belge gibi gönderiyorlar. Normal yazı diye gönderirsen sırası ne zaman gelirse, keyifleri ne zaman isterse o zaman bakarlar. Polis bürosunda bir davaya tek polis bakmaz. Adam sabah 9”da geliyor, 5’te kapatıp gidiyor, ondan sonra muhattabın yok. Bir kişi bakınca bu işe, kesinlikle bu işler yürümüyor. Benim ricam, Danimarka makamlarının bu konuyla ilgilenmesi. Mecliste buna bir çözüm bulsunlar. Benim canım yandı, başkalarının da canının yanmasını istemiyorum. Ben 41 gündür deliler gibi caddelerde dolaşıyorum. Kızlarımın resimleri elimde, dükkan dükkan, market market, metro metro dolaşıyorum. Ben tek başıma ne yapabilirim ? Ama polis olsa işler değişir. Polisin muhattabı belli, nereye gideceği belli. Ama maalesef bunu göremiyoruz Danimarka’dan.

Kızlarınızın kaybının IŞİD’le bağlantılı olduğunu size düşündüren ne ?

Benim kızlarım dindardı yıllardır, ama öyle fanatik değillerdi. Namazlarını kılar, oruçlarını tutarlardı. Benim büyük kızım, Filistinli bir bayandan Kuran-ı Kerim dersi alıyordu. Kuran’ı okuyordu ama tercümesini bilmiyordu. Bir gün gelip “ Baba, bu kız bizim mahallede oturuyor. Efendi de bir kız. Danca da biliyor. Ailesinin yanında kalıyor. 2 tane çocuğu var, dul. Ondan Kuran’ın tercümesini öğreneceğim” dedi. Ben de “İyi” dedim, “haftanın bir günü, bir saat git, ne olacak”. Kaybolmadan iki gün önce küçük kızım sözlü sınava girdi, beni aradı “Baba 10 aldım. Ufak bir hatayla 12’yi kaçırdım” dedi. “Güzel kızım, 10 da güzeldir, kutlarım seni” dedim. İşyerimden çıktım, beraber yemek yedik. Çok mutluydu, çok sevinçliydi. Perşembe günü için “Cuma sınavım var arkadaşlarla ders çalışacağım” dedi. Büyük kız da geldi dedi “ben öğretmen olacağım zaten. Madem çalışacaksınız, ben de sizinle geleyim, beraber çalışalım.” dedi. “İyi” dedim “gidin”. Gittiler, ben de işe gittim. Normalde 6:30-7:00 gibi evde olurum. O akşam eve 9’da geldim. Eşimin morali bozuktu. “Ne oldu ? Kızlar nerede ?” diye sordum.  “Arkadaşlarına ders çalışmaya gittiler telefonları kapalı” dedi. “Bu saate kadar kalmazlar, haber verirler” dedim hemen telefona sarıldım. “Bu numara kullanılmamaktadır” dedi. “Telefonlar kapalı değil telefonlar iptal” dedim. Ders çalışmaya gittikleri arkadaşlarına gittim, yoklar. Sağı solu araştırdım yok. İki tane gençler belki bu gece arkadaşlarında kalacaklardır dedim. Sabah 9’da sınavı var, okula giderim, okuldan öğrenirim. Sabah 8:45’te okula gittim, müdürle görüştüm. Durumu anlattım. Kızım dün gece eve gelmedi, hiçbir zaman böyle bir şey yapmadı.”Kızıma bakmak istiyorum” dedim. “1500 öğrenci var, birazdan sınava girecekler, sizi öğrencilerin arasına sokamam. Sınav başlayınca ben kontrol ederim, size haber veririm” dedi. Müdür geldi, kızımın olmadığını söyledi. Arkadaşıyla sınava katılmayacağına dair mesaj göndermiş. Sınav 5 saat sürdü, bekledim. Mesaj gönderdiği kızı tanıyorum, bizim mahallede oturuyor.  Kızımın mesajı ne zaman gönderdiğini sordum. “Çarşamba” günü dedi. Hemen eve geldim. Eşime kızların eşyalarını kontrol etmesini söyledim. O sırada bir not gördüm. Notta “Kafamızı dinlemek için bir kaç günlüğüne gidiyoruz. Biz sizi ararız.” yazıyordu. Eşim kıyafetlere baktı, bir kaç parçanın alındığını söyledi. Pasaportları ve Türk kimliklerini de almışlar.  O zaman aklıma Filistinli bayan geldi. Eşime adresini sordum. Aynı sokakta oturuyoruz. Kapılarına gittim, ailesi kızlarının ayın 17sinde bir arkadaşına gittiğini, evde olmadığını söyledi. O gün ayın 27’siydi. “10 gündür hiç haber almadınız mı ?” diye sordum, “Almadık” dediler. Numarasını istedim, aradım, “numara kullanılmamaktadır” dedi. Polis merkezine yakında oturuyoruz, hemen polise gittim. Başka bir birime havale ettiler. Yetişmemin imkanı yoktu, kapanacaktı. Ben de polisi aradım. “Biz yarım saate geliyoruz” dediler. Eve gittim, bekledim bekledim gelmediler. Mecbur Türkiye’ye geldim. İşin içinde o kız olunca korktum. Çünkü kız Arap, sınırı geçmiş olabilirler diye sınıra gittim ilk önce. Hatay’da emniyete müracaat ettim. Gece çözdüler, bana kızlarımın İstanbul’a giriş yaptıklarını söylediler.  Ertesi gün de kaldıkları otelin ismini söylediler ama oradan ayrılmışlar. Danimarka polisi bana yardımcı olmuş olsaydı anında bulurduk. Havaalanına müracaat etmek aklıma gelmedi, büyük hata yaptım, daha havaalanında yakalayabilirdik. Ondan sonra polis araştırdı, inceledi, otel ve havaalanı görüntülerini çıkarttı. En son bir taksiden burada (Bağcılar) indiklerine ulaştık. Kızlarım yalnızdı.

Kendi kimliklerini mi kullanmışlar kaldıkları otelde ?

Evet, kendi resmi kimliklerini kullanmışlar. Polis otel kayıtlarını buldu. Kızları götüren taksi şoförüyle görüştü. Taksici, iki genç kızı buraya bıraktığını ( Bağcılar – Kirazlı ) söyledi. Hangi adresi sorduklarını sordu polis.  “Bana adres sormadılar. Kirazlı metro istasyonu dediler. Telefonla görüştüler, durdurup indiler.” dedi taksici. “Hangi dille konuştuklarına hiç dikkat etmedim ama kızlar fazla Türkçe bilmiyorlardı.” dedi. Bu istasyondan sonra kayboluyorlar. Kamera yok. En büyük sıkıntımız kamera olmaması. En son Haziran’ın 22’sinde Kocatepe mahallesinde bir alışveriş merkezi var, benim küçük kız oradan para çekmeye kalkışmış ve para verilmemiş. Bunu kendim tespit ettim. Danimarka polisini aradım, yalvardım.  “Sen bana acı, bu adresi çıkar. Nereden para çekmeye çalıştı? Saat kaçta para çekmeye çalıştı? Neden çekemedi? Benim için bunu bul.” dedim. “Tamam, arayacağız” dediler alamadılar.  1 saat sonra ben aradım, telefona bağlamadılar. İstanbul emniyet müdür yardımcısını aradım, durumu anlattım.  “Emin misin” dedi, “evet eminim” dedim. “Adres verebilir misin” dedi. Adresi verdim. “Nasıl öğrendin?” diye sordu. “Amirim ben öğrenirim” dedim. Ekip gönderdi, kamera kayıtlarını alıp geldiler. İncelediler.  Metronun kamerası kızımı arkadan ve uzaktan çekmiş. Ama para çekmeye çalıştığı yerde de kamera yok. Metro istasyonundan buraya kadar takip ediliyor, burada yine kayboluyor.  Yine Kirazlı istasyonunda kayıp.

Kızlarınızın hala bu civarlarda olduğunu mu düşünüyorsunuz ?

Yüzde doksan dokuz buralarda bir evde saklanıyorlar ya da tutuluyorlar. O evi bulamıyoruz. Şu anda cadde cadde, mahalle mahalle dolaşıyorum. Balkonlara bakıyorum.

Peki kızlarınızı hiç gören olmuş mu ?

Bir market var. Büyük kızımın kendisinden iki kere alışveriş yaptığını, bir daha gelmediğini söyledi. Bazı taksiciler iki kızı da bir kaç kere beraber gördüklerini söylediler. Ama 10-15 gündür hiç görmemişler. Artık mahallenin tümü beni tanıyor. “Babanız sizi arıyor” diye haber uçuran vardır muhakkak, ya da birileri müsaade etmiyor dışarı çıkmalarına, bulamıyoruz. Nerede tutulduklarını bilmediğimiz için bulamıyoruz. Dışarı çıksalar, kameralı bölgelere gitseler emniyet anında yakalar. Şu anda çıktıkları yerde kamera yok. En büyük sıkıntımız görüntünün olmaması.

İnsanların emniyete yardımcı olması, ihbarda bulunması gerekiyor bir yandan da. 

Maalesef insanlar duyarsız. Korku da var. Bu bölge çok karışık. Her şey var burada, her olay var. Adam sakal bırakmış, sakalından utanmıyor, cevap vermiyor, sırt çeviriyor.  Adres soruyorsun adres de söylemiyorlar.

Kızlarınızın arkadaşlarıyla görüştünüz mü ? Haberleri var mı ? Onlara böyle bir durumdan bahsetmişler mi ?

Benim görüştüğüm bütün arkadaşları şokta. “Böyle bir şeyi hiç konuşmadık, hiç duymadık. Beklemiyorduk. O yönde bir tavırları yoktu” diyor hepsi. Bizim tanıdıklarımızdan başka arkadaşları yoktu zaten, bütün tanıdıklarımızla görüştük. Hepsi şokta. Hepsi kızlarımı arıyorlar. Böyle bir şeyin  beklenebileceğii bir durum yoktu. Ben de anlamadım. Evde sürekli haberleri izlerken ben söylerdim “bunlar caniler” diye, aksi bir düşünceleri yoktu. Olsaydı tavır koyarlardı. Kesinlikle tavır koymadılar, hiç tepki göstermediler. Onun için aklım almıyor nasıl olduğunu.

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com