Çok Yakında

Vize serbestisi, Ankara Anlaşması’nı budamasın !

Mart 10th, 2016 | by İrem Başaran Ulusoy
Vize serbestisi, Ankara Anlaşması’nı budamasın !
Yazarlar
0

(Hukuk yazarımız İrem Başaran Ulusoy, Türkiye’nin AB’ye yaptığı teklifi sıcağı sıcağına yorumladı: AB, tam üyelik ve serbest dolaşımla Türkiye’yi oyalayabilir…)

İlkbaharın yaklaşıp havaların ısınmasıyla birlikte, Avrupa ve Türkiye’nin mülteci müzakereleri tüm hızıyla devam ediyor. İlk defa müzakerelerin varlığını dünya basınından sonbaharda duymuştuk. Kısaca özetlemek gerekirse, AB’nin en son yaşadığı mülteci krizi beklenmedik bir hal aldı. Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya akın etmesiyle başlayan kriz, gün geçtikçe büyümeye devam etti. Hiçbir AB ülkesi Almanya, Fransa, Hollanda gibi AB’nin en güçlü bilinen ülkeleri bile krizin bu boyutlara geleceğini tahmin etmiyordu.

Her ne kadar önlemler alınmaya çalışılsa da, AB’nin birçok ülkesinde zamanında kaldırılan Schengen sınırları yeniden inşa edilmeye başladı. Sınırlar bile mültecilerin AB’ye olan ilgisini yok etmeye yetmedi. Avrupa kendi temel ilkelerinin yok edilmesinden, toplumsal değerlerinin yok edilmesinden ve bilinmeyen tehdit altında olan gelecekleri için ciddi endişeler yaşamaya başladı. Bunun endişe tüm AB ülkelerindeki İslam korkusu ve düşmanlığının artmasına yabancılara artık şüpheyle yaklaşılmaya başlaması sonucunu doğurdu.

Türkiye’nin bu konuda ülke olarak oynadığı rol aslında çok büyük. AB de bunun farkında.

Türkiye, mülteci akını karşısında hızla ve oldukça etkim bir şekilde harekete geçmek konusunda oldukça uzun bir geçmişi olan deneyimlere sahip. Türkiye’nin 1980’lı yılların sonunda Bulgaristan’dan zorla pasaport verilerek Türkiye’ye gönderilen yüzbinlerce soydaşı, ardından Körfez Savaşı esnasında Saddam’ın saldırılarından kaçan yine yüzbinlerce Kuzey Iraklı Kürt mültecileri barındırmada gösterdiği maharet bugünlerde yaşanan Suriyeli sığınmacı akınında da Türkiye’nin başvurduğu tecrübelerdir.

Türkiye’nin sınırlarından geçen 2,5 milyon Suriyeli sığınmacıyı barındırmasında gösterdiği maharet Avrupa Birliği’nin gözünde Türkiye’yi, zan altında kalmadan, gayrı insani suçlamalara uğramadan işbirliği yapılacak ülke konumuna getirmiştir. Türkiye kendisinin ve Avrupa’nın karşı karşıya kaldığı bu göç felaketini sona erdirecek araçlara ve birikime sahiptir.

Yukarıda ele aldığımız noktaları göz önünde bulunduran Türkiye, haklı olarak Avrupa Birliği  ile yapacağı işbirliği karşısında bazı beklentiler içine girmiştir. Aslında Türkiye’nin beklentileri, gerçekçi değil, denecek türden beklenti de değildir.

Avrupa Birliği, bugün görüşme masasında Türkiye’nin öne sürdüğü istekleri bundan on yıl, on beş yıl önce yerine getirebilirdi. O zaman kırk yıldır yaptığı ayrımcılığı bir tarafa bırakıp Türkiye’ye saygı ile yaklaşsa bugün sabahlara kadar soğuk terler döktüren, saç ağartan kabuslar yaşamıyor olacaktı.

Avrupa Birliği, Türkiye’nin istediği 6 milyar Euro’yu rahatlıkla öder… Ancak serbest dolaşım ve çok daha öne çekilmiş bir tam üyelik perspektifi konusunda çetin pazarlıklara hazırlanıyor gibi görülüyor.

Belki önümüzdeki üç yılın sonunda tam üyelik sözü verebilir ve o zamana kadar da Türkiye’nin ağzına serbest dolaşım adı altında bir parmak bal çalabilir, üç yıl sonra tam üyelik konusunda yeni mazeretler üreterek Türkiye’yi oyalayabileceğini aklından geçiriyor olabilir.

Bunların sonucunu önümüzdeki hafta yapılacak ikinci bir zirvenin ardından daha net görüyor olabileceğiz.

Bu yüzden önümüzdeki zirve toplantısının ardından, siz okurlarıma özellikle vize serbestisinin, Ankara Anlaşması’ndan doğan haklarımız açısından ne anlama geleceğini ele alan bir yorum daha yazacağım.

 

Yorumlara kapalıdır.