Çok Yakında

Vicdan

Mayıs 21st, 2016 | by Fikret Aydemir
Vicdan
Yazarlar
0

(Fikret Aydemir’in Kuzey’in Mayıs sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Erden Kıral’ın “Vicdan”ı son yıllarda hakkı yenmiş en iyi filmlerden biridir. Nurgül Yeşilçay ve Murat Han’ın başrollerini oynadıkları “Vicdan” filminde arka sokaklarda bazı değerlerin nasıl hunharca katledildiği anlatılıyor.
Vicdan, kişinin kendi niyeti veya davranışları hakkında kendi ahlaki değerlerini temel alarak yaptıklarını veya yapacaklarını ölçüp biçtiği bir kişilik özelliğidir. Vicdan, birçok dinde ve birçok felsefi akımda önem verilen bir kavram.
Birine göre vicdan, en rahat yastıktır.
Birilerine göre vicdan, kütlesi olmayan en ağır organdır.
Kimine göre vicdan, sessiz mahkemenin tek yargıcıdır.
Kimilerine göre vicdan, hayat yüklerinin en irisidir.
Bazısına göre vicdan, beraat etmesi en zor mahkemedir.
Bazılarına göre vicdan, tanımlanması çok zor ahlak kuramların temelindeki soyut kavramdır.
Bana göre ise vicdan, olmazsa olmazımız…
Hayatının bir dönemini Brüksel’de geçiren ünlü Fransız yazar Viktor Hugo “Vicdan, insanın içindeki Tanrı’dır” saptamasını yapmış yıllar önce.
Bir insan veya bir toplum, içindeki Tanrı’yı yani “vicdan”ını kaybetmiş ise, artık hiçbir değeri kalmaz.
Günümüzde kimileri “kamusal vicdan” ifadesini de kullanır oldu.
Her kavramda olduğu gibi “vicdan”ın da içini boşalttığımız için “kamusal vicdan” da havada asılı kalıyor.
Türkiye’deki gelişmeleri değerlendirmenin anahtarı “vicdan”dır.
Haksızlık, hırsızlık, hukuksuzluk, yolsuzluk, taciz ve çocuk tecavüzlerini hiç kimse bir yere oturtamıyor.
Ergenekon ve Balyoz davalarında başta Genelkurmay Başkanı olmak üzere binlerce insanın yıllarca hapis yatması. Sonra tek bir kişinin bile ceza almaması…
“Gezi Parkı” ile başlayan kutuplaşmanın en yüksek perdeden seslendirilmesi…
PKK ile süren 30 yıllık mücadele, sonrası “çözüm süreci” ve daha sonrası yeniden şehitlerin gelmeye başlaması…
17-25 Aralık operasyonlarında her şeyin ortaya saçılması…
Suruç, Ankara, İstanbul saldırılarında yüzlerce “can”ın katledilmesi…
Kendisi gibi düşünmesi için yetiştirilmesi istenen körpe çocuklara tecavüz edenlere ses çıkartılmaması…
Bütün bunların “vicdanın kör olmasından” başka nasıl açıklayabiliriz ki?
“Vicdan” penceresinden bakıldığında olaylar daha az anlaşılmaz oluyor.
MEDENİYET ve MEDENİ CESARET
Brüksel Büyükşehir Belediye Başkanı Yvan Mayeur ve Ulaşımdan Sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Els Ampe gittikleri bir restorandan, yönetimini beğenmeyen işletme sahibi tarafından istenmediği yüzüne söylendi. Bölgenin yayalaştırması projesinde müşterilerinin yüzde 40’ını kaybettiğini ve iflasın eşiğine geldiğini gerekçe gösteren Cécila restoranın işletmecisi, başkana hizmet vermeyeceğini söyledi.
İşletme sahibi, Belediye Başkanı ve yardımcısına bunu söyleyerek medeni cesaretini konuşturdu. Belediye Başkanı, restorandan çıkartılmasına itiraz etmeyerek medeniyet örneği gösterdi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın veya Ankara’da Melih Gökçek’in ya da İzmir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun bir mekandan kovulmasını ve sonrasını düşünebiliyor musunuz ?
Belçika’da ne “vicdan” ne de “kamusal vicdan” işletme sahibini veya Belediye Başkanı’nı linç etmeye girişmedi. Eğer “vicdan”ın sesi sus(turul)muş ise her şeyin önü açılmış demektir.

Yorumlara kapalıdır.