Çok Yakında

UZAYA SELAM

Eylül 17th, 2015 | by Ümit Olcay
UZAYA SELAM
Yazarlar
0

Biz ezelden beri komplo teorisi üretmekte usta bir milletiz! Şüphecilik ruhumuzda, dedikodu kanımızda, abartma ise tavrımızda mevcut. Sırf bunu test etmek için askerdeyken birisine, – aramızda kalsın ama askerlik düşüyormuş demişliğim var ki, çığ denen şeyin ne olduğunu görmüştüm!

Gerçi yüz yıllık gelişmeler ve Türkiye’nin bölgesel olarak bulunduğu durum, bizlerin böyle paranoyak olmasın da önemli bir etken. İster istemez de; o niye öyle oldu, bu niye böyle, şimdi neden ki, gibi sorular sorup cevaplarken buluyoruz kendimizi.

Türkiye’de siyaseti ucundan takip eden herkesin bir komplo teorisi ve senaryosu vardır. Bazıları aklınızı başınızdan alır, ‘-ulan ben ne kadar boktan bir dünyada yaşıyormuşum’, dedirtir. Bir bakmışsınız İsrail, bir bakmışsınız Pensilvanya ama esas İngiltere derken, bütün her şeyin sorumlusu Kenya oluvermiş! Oğlum ne alakası var lan Kenya ile dediğinizde de, ‘-bir de şuradan bak’, gibi cümlelerle karşılaşırsınız. Öyle kafalar tanıyorum ki; iki dakikalık kurguyla, doğu ve güneydoğuda ki bütün gelişmeleri Danimarka’da ki Türklerin üzerine yıkabilirler!

Diyeceksiniz ki peki senin yok mu?

Olmaz mı hem de kralı var hatta fütursuz olanı da var, fantastik sinema tadında olanı da. Ama en mantıklı çerçevede şöyle görüyorum; Bir kere şunu öncelikle söyleyeyim Türkler de, Türkiye topraklarında yaşayan Kürtler de toprak bölünsün istemiyor, biz bu ülkenin yurttaşıyız ve aynı haklara sahibiz  diyor, buna Türk ve Kürt siyaseti de dahil! Ama birileri öyle istemiyor! Bu birileri kimler olabilir emin değilim; Stark’lar, Targaryen’ler, Arryn’ler, Baratheon’lar, Greyjoy’lar, Lannister’lar hatta belki de Duvar’da ki Gece Bekçileridir!

Önemli olan o birilerinin amacı ne, ne istiyorlar?
Bir; Türkiye, Irak ve Suriye topraklarından oluşacak bir Kürdistan devleti kurmak,
İki; Bunu İran’a yapışık bir devlet haline getirmek,
Üç; Bölgede kontrolör  olmak ve toprak altında ki petrolü yönetmek,
İşte bunların olması da arkadaşlar, kardeşlikten değil düşmanlıktan geçiyor ve bütün planları bunun üzerinden yürüyor. Bizlerin barış istemesi, birilerini rahatsız ediyor çünkü planları işlemiyor o zaman. Bu yüzden de kardeş kardeşe vurduruluyor, ayrıca kardeş olması şart da değil, acımadan insan kanı dökülmeye devam ediliyor. Dünyada en büyük ekonomi silah satışı üzerinden dönerken, biz orta doğunun ve dünyanın en büyük silah marketini kapatmalarını istiyoruz! Bu da demek oluyor ki, tüm insanlık imkansızae sürükleniyoruz.

Bense hala iyi insanların barış ve sevgiyi getirebileceğini, çözümün ise küçükken izlediğim bir çocuk sinemasında olduğunu düşünüyorum. Hayalet Avcıları, orijinal adıyla ‘Ghostbusters’ …

1984 yılında çekilmiş olan filmin size uzun uzun hikayesini anlatmayacağım tabi ki, filmin konusu kısaca şuraya bağlanır; Hayalet Avcıları ellerinde ki silahlarla hayaletleri yenemez ve onları şehirden gönderemezler. İşte o sırada devreye Newyork’ta ki insanlar girer, bütün Newyork el ele tutuşur, bu sevgi enerjisi karşında, hayaletler şehri terk etmek zorunda kalır! Şehir huzura kavuşur.

Bunu yapmak daha da imkansız hatta ütopik gibi görünebilir ama tek kurtuluş yolu bu arkadaşlar;                            “Tüm dünya olmasa da, en azından Türkiye’de ki bütün insanların el ele tutuşarak oluşturacağı dev sevgi halkaları, hayaletlerin bu topraklardan gitmesini sağlayacaktır!”

Duydum ki uzaya giden ilk Danimarkalı astronot Mogensen, 10 günlük uzay yolculuğunu tamamlayıp dünyaya dönmüş. Mogensen Andreas, enteresan da bir laf etmiş ‘vatan özlemi çekecek kadar uzun olmayan bir yolculuktu, uzay da vakit çok hızlı geçiyor!’ Hoş gelmiş… Bana sanki size laf sokuyormuş gibi geldi!

Kopenhag sokaklarında karşılaşırsanız, benim için lütfen selam söyleyin Mogensen’e ve şöyle deyin;Vaktimiz olsa bizde gideceğiz ama ülkemin derdi çok !

Ümit Olcay’ın 3. köşe yazısıdır.

Yorumlara kapalıdır.