Çok Yakında

Utanmıyor musunuz?

Ağustos 12th, 2017 | by Sadi Tekelioğlu
Utanmıyor musunuz?
Yazarlar
0

Sadi Tekelioğlu

Önce başlıktaki soruya ben kendi payıma cevap vereyim.

Ben utanıyorum, hem de çok.

Düşünün 85 milyonluk nüfus. Ülkenin milli takımının antrenörüne ödenen eşek yükü ile para. Ardından görevden alındı mı, istifa mı etti o da belli değil, yine eşek yükü ile tazminat.

Evet, Fatih Terim’den bahsediyorum.

Fatih Terim aldığı o kadar parayı haketmek için hangi başarıyı göstermiştir. Veya Türk halkı o kadar parayı hangi başarıyı elde eden başkalarına ödüyor ya da ödemek zorunda kalacak?

Türk futbolu yerlerde sürünüyor. Ne kulüplerimiz, ne milli takımımız uluslararası alanda bir başarı elde edebilmişler ne de hasbelkader yurtdışındaki bir takıma giden Türkiye’de doğup büyümüş, Türkiye’de yetişmiş bir futbolcu yıldız olma seviyesine ulaşmış.

Gündeme geldikleri tek konu var o da kavga, restoran basmak, gazeteciye saldırmak, tartaklamak. Sevgilisiyle bir sürü eblehin ağzı sulanarak baktığı fotoğraflarda poz vermek, takımı içinde huzursuzluk yaratmak vs.

Bu yazıyı yazmama neden olan şey geçtiğimiz hafta içinde Danimarka’da doğup büyümüş, bu ülkenin futbol ekolünden yetişmiş, Batılı disiplinle futbol oynamayı ve çalışmayı öğrenmiş Emre Mor’un transfer haberleri ile yine Danimarka’da futbol eğitimini almış ve AS Roma kulübünün transfer ettiği Rezan Çorlu haberleri. Bunların üstüne Mesut Özil’i de koyun. Daha doğrusu Avrupa’da doğup büyümüş ve Avrupa sahalarında kendilerine yer etmiş bir sürü Türk gencini koyun.

Sonra da “Almanya’nın kıskandığı” 85 milyonluk ülkenin yarattığı başarılara bakın.

Var mı? Hakikaten sosyal medyada esip gürlediğimiz kadar övünebileceğimiz, Almanya’nın ve diğer uygar Batı ülkelerinin bizi kıskanmasına neden olacak bir başarımız var mı?

Avrupa radyolarında şarkıları çalınan bir pop-rock sanatçımız? Batılılların önünde ceket ilikledikleri bilim insanımız?

Avrupa mağazalarında tercih edilen bir Türk markası?

Marka demişken, Danimarka’da bundan birkaç yıl önce yeni bir çamaşır makinesi almak için gittiğim bir mağazada gördüğüm bir Türk markası çamaşır makinesinin fiyatını sorduğumda tezgahtar delikanlı bana, “Hiç tavsiye etmem. Bu Türk malıdır demişti.”

Oysa Türkiye’deki televizyon reklamlarına bakın, dünya o markayı kullanmaktan başka bir şey bilmiyor, sanırsınız. Benim bu satırları kaleme aldığım saatlerde Danimarka televizyonlarında Avrupa Bayanlar Futbol şampiyonasında final oynamış Danimarka kadın futbol milli takımı oyuncularına düzenlenen görkemnli karşılama töreninin görüntüleri yer alıyordu.

Evet, 85 milyonluk bir ülkeden geliyoruz. Tek başarıyla yaptığımız şey: böbürlenmek.

Böbürlenelim, ona karşı değilim de neyimizle böbürleneceğiz?

“Ben bir babayım, her baba ailesini korumak zorundadır diyen bir kabadayıyla” mı?

Uçakta gazetecinin boğazına sarılan bir futbolcuyla mı?

Bugüne kadar Avrupa’ya gitmiş ve başarılı olmuş, saygı uyandırmış iki futbolcumuz var. En azından onların adını burada yazarak tenzih edeyim de bir sürü çapsızdan bahseden bu yazıda onlar da gürültyüye gitmesin.

Evet, bugüne kadar Türkiye topraklarında doğup büyümüş, başarılarıyla saygı uyandırmış iki futbolcumuz oldu. Tugay kerimoğlu ve Nihat Kahveci.

85 milyonluk bir ülke uluslararası alanda adından söz ettirecek sporcu, sanatçı, bilim adamı yetiştiremiyor. Ama aynı topraklarda doğup büyümüş, cahil dediğiniz Anadolulu köylülerin çocukları Avrupa’da başarıdan başarıya koşuyor.

Evet böbürlenelim.

Avrupa’daki Anadolu köylülerinin çocuklarıyla.

Yorumlara kapalıdır.