Çok Yakında

SANDIK GÖREVLİSİNİN SÖZLÜ VE FİZİKSEL TACİZİNE UĞRAYAN DHA MUHABİRİNİN GÖREVİNE SON VERİLDİ!..

Ekim 10th, 2015 | by Sadi Tekelioglu
SANDIK GÖREVLİSİNİN SÖZLÜ VE FİZİKSEL TACİZİNE UĞRAYAN DHA MUHABİRİNİN GÖREVİNE SON VERİLDİ!..
Danimarka
0

Ünsal Turan: “DHA beni değil, saldırganı savundu…”

1 Kasım seçimleri için yurtdışı oy verme işleminin başladığı gün Kopenhag’daki konsolosluk salonunda,  AK Parti adına görevli Osman Pekerman adlı sandık görevlisinin sözlü ve fiziksel saldırısına uğrayan ve görevine son verilen DHA muhabiri Ünsal Turan KUZEY’e konuştu.

Bazı internet sitelerinde, şahsi anlaşmazlıklarını mesleğine alet ettiği suçlamasıyla karşı karşıya kalan Turan, DHA’nın kendisiyle konuşmadan işten çıkarma kararı almasını üzüntüyle karşıladığını söyledi.

Ünsal Turan, Kuzey’e yazılı bir açıklama gönderdi ve sorularımızı yanıtladı. Turan, “Olay sonrası birçok kişi sapla samanı birbirine karıştırdı. Bunu yapmayan tek kişi benim. Habercilik refleksim kişisel ilişkilerimin önüne geçti. Orada başka biri oturuyor olsaydı da aynı soruyu sorar, aynı haberi yapardım” dedi.

Ünsal Turan ayrıca, Büyükelçi Mehmet Dönmez’in kendisini arayıp olaydan üzüntü duyduğunu söylememesini ve “Geçmiş olsun” dememesini üzüntüyle karşıladığını söyledi.

Osman Pekerman’ın sandık görevlisi olarak oy verme salonunda görevine halen devam ettiği öğrenildi.

İşte Ünsal tarafından Kuzey’e gönderilen açıklama:

DHA, 30 yıllık emeği hiçe saydı, muhabirini değil, saldırganı savundu

“Hürriyet gazetesi ve DHA’nın  Danimarka ve İskandinav ülkeleri temsilciliği görevini 30 yıldır büyük bir özveri, dürüstlük ve başarı ile yürütmüş biri olarak, Türkiye’nin Kopenhag büyükelçiliği, konsolosluk şubesinde uğradığım saldırı sonucu işten çıkarıldım.

AKP adına sandık görevi yaptığını gördüğü dolandırıcı ve poliste suç dosyası kabarık Osman Pekerman’ı görünce büyükelçi Mehmet Dönmez’e “sandık görevlileri hakkında önceden güvenlik soruşturması yapılıyor mu?” şeklinde genel bir soru sordum. Büyükelçi Dönmez kimin sandık görevlisi olacağı konusunda kararı YSK’nın verdiğini söyleyip, “Burada öyle biri var mı?” sorusunu yöneltince Osman Pekerman’ı işaret ettim. Büyükelçi salondan ayrıldıktan bir süre sonra Pekerman arkadaşlarım ile sohbet ederken bana küfürler ederek saldırdı ve yüzüme tükürdü. Çıkan arbede müdahale ile önlendi, kısa sürdü. Ancak bir gün sonra bana resmi bir tebligat yapılmadan işten çıkarıldığım haberi, Davut Çolak adındaki şahsın İnternet sitesinde “DHA muhabiri Ünsal Turan işten kovuldu” şeklinde duyuruldu. Bu olan bitenler bana karşı bir tezgah düzenlendiği şüphesini ortaya çıkarıyor.
Benin saldırgan ile şahsi husumetim olduğu ve onun için kendisini tahrik ettiğim söyleniyor. Ben işimi özel sorunlarımla hiç bir zaman karıştırmadım. Orada Büyükelçi’ye soru yöneltirken kişinin adından bahsetmedim ve genel bir soru yönelttim. Gazetecilik tecrübeme dayanarak herkesin yaptığı oy verme haberini yaparken şahsı görünce sabıkalı bir kişinin sandık başında durmasını yadırgadım ve haber içinden haber çıkarmak istedim. Büroma gidip haberi yaptım ama DHA kullanmak istemedi. Nedenini sorunca, “Biz kendi haberlerimizi yapmıyoruz” denildi. Oysa DHA’nın kendi haberlerini yaptığının bir çok örneği var. Ben de kendilerine “takdir sizin” dedim “orada gazeteciler vardı sorarlarsa DHA kullanmak istemedi diyebilir miyim?” diye sordum, “Hayır, sen kendin yapmadığını söyle” dediler. ben de yalan söyleyemeyeceğimi, soru gelirse doğruyu anlatacağımı söyledim. Ertesi sabah Dış Haberler Müdürü Osman Şenkul arkadaşımız arayıp, Uğur Cebeci’nin talimatı ile benimle çalışmak istemediklerini bildirdi. Yani Uğur Cebeci saldırıya uğrayan beni değil, AKP adına sandık görevlisi olan sabıkalı kişinin saldırganın sözlerine önem verip beni işten çıkardı. Tabi ki 30 yıl hizmet verdiğim Hürriyet’e bağlı DHA’dan böyle ayrılmak istemezdim. Uğur Cebeci’nin vicdanına dayanarak, haklı, dürüst  ve sağlıklı bir karar veremediğini görmek beni üzdü. Ben DHA’ya yıllarca kimsenin yapamadığı haberleri yaptım. Çalıştığım medya kuruluşuna hiç bir söz getirtmedim ve çok iyi temsil ettim. Hakkımda açılan tek bir dava ve yaptığım haberlerde yalanlama olmadı. Ben değil, onlar kaybetti. Keşke Danimarka’da olduğu gibi çalışan-patron ilişkileri eşit şartlarda olabilseydi, durumu sayın Aydın Doğan’a anlatabilseydim. Cebeci, basında yer alan haberlere kızmış olabilir,ama haberleri yapan ben değilim, olayı yaşayan diğer gazeteciler. Ben doğru bildiğim, dürüstlük ve iyi gazetecilik prensiplerimden kimseye taviz vermedim ve vermeyeceğim. Sabıkalı ve poliste dosyaları bulunan bir AKP sandık görevlisinin saldırısına uğrayan benim, işten çıkarılan da benim. Bana mail, sms ile ve sosyal medya üzerinden destek veren binlerce kişiye teşekkür ederim.”

 

 

Yorumlara kapalıdır.