Çok Yakında

Üç değil, beş değil tam 72 şart

Nisan 25th, 2016 | by İrem Başaran Ulusoy
Üç değil, beş değil tam 72 şart
Yazarlar
0

Vizeler kalkıyor mu? (İrem Başaran Ulusoy’un Kuzey Gazetesi’nin Nisan ayı sayısı için kaleme aldığı yazısıdır)

Son yazımda Türkiye ve AB arasında gerçekleşen müzakerelerden bahsetmiştim. AB ve Türkiye sonunda anlaştılar. Anlaşmanın ana başlıkları vize serbestisi, AB üyelik sürecinin yeniden ele alınması ve ek mali destek.

Kaleme alacağım ve okurlarımı ilgilendireceğini düşündüğüm en önemli konu vize serbestisi olduğunu düşünüyorum. Vize serbestisinin gerçekleşmesi ve hayata geçmesi için Türkiye’nin toplam 72 şartı Haziran 2016’a kadar yerine getirmesi gerekiyor. Türkiye şimdiye kadar bunların 19’unu yerine getirdi. 72 şartın tümü yerine getirilirse o zaman Türk vatandaşları tüm Schengen bölgesine vizesiz serbest dolaşım yapabilecek. Aslında ilk okunduğunda Türkiye için büyük bir başarı ve Türk vatandaşları için özgürlük anlamı taşıyabilir. Ama bu 72 şart neler içeriyor ve Türkiye bu şartları bu kadar kısa bir sürede hayata geçirebilir mi asıl soru bu. Türkiye’nin de onayıyla 2013’te belirlenen kriterlerden şu ana kadar 19’u tamamlandı. Aslında yaklaşık 3 yıllık süreç içerisinde sadece 19 kriterin tamamlanması, vize serbestisinde bu kadar kolay hayata geçirilemeyeceğini gösteriyor. Tamamlanmayı bekleyen 53 şartın Haziran’a kadar tamamlanmasını beklemek fazla iyi niyetlilik olur. Durum böyleyken, Türkiye’nin gerçekten bir başarıya ulaşıp ulaşmadığı tartışılır. Her ne kadar vatandaşlarımız için vizesiz serbest dolaşımın faydalı olacağını düşünsek de, bunun gerçekleşmesi için Türkiye’nin daha uzun yol kat etmesi gerektiğini düşünebiliriz. Bir de pozitif yandan bakarsak… 53 şartın Haziran sonuna kadar tamamlanmış olduğunu dünürsek… Bu Ankara anlaşması için ne anlama gelir?

Ankara Anlaşması’na göre ekonomik açıdan aktif olan her Türk vatandaşının bulunduğu AB ülkesinde bir takım haklara sahip olmalı. Kişi o ülkeye, eğer hukuk çerçevesinde legal yollardan giriş yaptıysa, orada iş bulma ve çalışma hakkına sahip olabilmesi demektir. Elbette bu demek değildir ki, AB’ye giriş yapan TC vatandaşları otomatikman o ülkede çalışma hakkına sahip olacaktır. Ama bu hakkı elde edebilmek imkânsız değil. Yani Türk vatandaşları, herhangi bir AB ülkesinde iş bulabilir ve buldukları iş sayesinde ise bahsedilen 3 aylık vizesiz süreçten faydalanabilir, sonra da orada kalma hakkına sahip olabilirler. Çünkü bu hakkı onlara ‘Ankara Anlaşması’ sağlıyor. Aynı şekilde burada yüksek öğrenim görmek isteyen vatandaşlarımız için de geçerlidir. Bunlar, aslında daha önce de bahsettiğim gibi yeni değil, yani şimdi de var olan haklar. Ama şu an gerçekleştirmesi zor olan ve konu hakkında bilgi ve uğraş gerektiren durumlar.

Bugün mesela DK’ya ya da İsveç’e gelip çalışmak isteyen TC vatandaşların yaşadığı sıkıntılar, burada iş bulmak ya da çalışma izni almak değil. En büyük problem, bu ülkelere giriş yapabilmek, yani vize alabilmek. İş görüşmesi için geleceğini belirten kişilerin yüzde 80’i vize başvurularına ret alıyor, neden? Çünkü bu şekilde işlemleri daha da zorlaştırılıyor ve çoğu zaman imkânsızlaşıyor. Ama eğer ki vize problemi ortadan kalkarsa, kişiler istediği gibi giriş yapabilir ve geri kalan prosedürü daha kolay aşabilir. Eğer Türkiye’nin demografik durumunu göz önünde bulundurulsa ve büyük bir kısmının da gençlerden oluştuğunu düşünürsek, vizesiz girişin TC vatandaşları için büyük bir imkan ve daha iyi bir gelecek hayali oluşturacağına emin olabiliriz. Böyle bir durumda AB ülkelerine gelip de en azından şansını denemek isteyen çok vatandaşımız olacak. Yani AB’nin istemediği göçmen sayısını 2’ye 3’e katlayabilecek bir sayıdan bahsediyoruz. Gelen kişilerin burada bulacağı iş şartları, özellikle saat ücretleri, normal şartlardan daha düşük olacaktır. Yine Ankara anlaşması sayesinde AB’ye ilgiyi ve talebi yükseltecektir.

Bugüne kadar Ankara Anlaşması’nı gizliden de olsa vize şartı engelliyordu. Eğer ki bu engel ortadan kalkarsa, TC vatandaşlarının hukuksal olarak yolu açılacaktır. İşte bunun farkında olan AB, vize serbestisine bu kadar çok şart koydu. İlk duyulduğu zaman, her ne kadar müzakereler Türkiye için bir başarı olarak görülse de, asıl içeriğine bakıldığı zaman, aslında hangi tarafın kazandığı ve hangi tarafın ise kaybettiği tartışılır.

Yorumlara kapalıdır.