Çok Yakında

“Türkiye ile işbirliği yapılmaz ve sığınmacı akını durdurulamazsa, Avrupa’nın çehresi değişecek”

Mart 4th, 2016 | by Sadi Tekelioglu
“Türkiye ile işbirliği yapılmaz ve sığınmacı akını durdurulamazsa, Avrupa’nın çehresi  değişecek”
Danimarka
0

Dünya onu konuşuyor… Onu tartışıyor… O, Kuzey’e konuştu. Kuzey sordu, Danimarka kabinesinin polemik ismi Uyum Bakanı Inger Støjberg yanıtladı

Türkler’le işbirliği yapmadan bu sorunun çözüleceğine inanmıyorum

Inger Støjberg… Göçmenler, Uyum ve Konut Bakanı… Ancak kamuoyu onu göçmenler ve sığınmacılar alanındaki çıkışları ile tanıyor. Yaz sonundan itibaren hazırladığı yasa tasarılarıyla, yapmayı düşündüğü girişimlerle kendinden çok söz ettirdi. Sadece kendisi gündeme gelmekle kalmadı, ülkesini de dünyanın önde gelen gazetelerinin manşetlerine, CNN ve BBC gibi kanalların prime-time haberlerine taşıdı. Seveni kadar nefret edeni de çok… Cadılar Bayramı’nda onun kılığına girerek insanları korkutanlar bile çıktı. Bir lisede kötü ruhları kovmak için sopalarla parçalanan fıçıların üstüne onun fotoğrafları yapıştırıldı… İşte bu ilginç politikacı ile okurlarımızı tanıştırmak istedik. Dünyanın konuştuğu kişi, Inger Støjberg çok yoğun siyasi gündemin tam ortasında Kuzey ekibine zaman ayırdı. Biz sorduk, o anlattı…

Mültecilerin değerli eşyalarına el konulmasını öngören yasa tasarısı hem Danimarka’da hem dünya kamuoyunda çok tartışıldı. Danimarka belki de hiç hak etmediği şekilde Nazi Almanyası ile kıyaslandı ve sert eleştirilere maruz kaldı. Ve siz de çok itici bir kişilik olarak basında ve kamuoyunda yer aldınız. Tüm bunları gördükten sonra Bakan olarak değil de Inger Støjberg olarak ne düşündünüz?

-Evet, bu yasa tasarısı hem Danimarka’da hem dış dünyada çok kapsamlı bir şekilde tartışıldı. Sığınmacıların değerli eşyalarına el konulması uygulaması sadece Danimarka’da değil, bazı Avrupa ülkelerinde de yapılan bir uygulama… Almanya’nın bazı eyaletlerinde, İsviçre’de, Hollanda’da bu uygulama var. Norveçliler de bugünlerde benzer bir uygulama başlatmak üzereler.

WINTERBERG’İ ANLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKİYORUM

Peki neden sadece Danimarka öne çıktı?

– Söyleyeyim. Bazı politikacılar, sanatçılar ve kamuoyunda tartışmaya katılan isimler, inanılmaz bir şekilde Danimarka’yı aşağılamak gibi bir ihtiyaç hissettiler. Avrupa ve dünya basınını da kendi çıkarları için kullanmakta becerikli davrandılar. (‘Danimarkalı olmaktan utanıyorum’ diyen Danimarkalı yönetmen) Thomas Winterberg’in Berlin’deki basın toplantısında söylediklerini de tuhaf karşıladım. Thomas Winterberg ülkesi adına utanç duyduğunu söyledi, başka türlü bir konuşma da yapabilir, kendisine bu ülkenin eğitim sağladığını, çok tartışmalı konularda film yapabilmesine olanak sağlayan ifade özgürlüğünün olduğu bir ülkeden geldiğini de söyleyebilirdi. Danimarkalılar onun filmlerini çok seviyorlar. Filmlerini izlemek için sinemalara akın ediyorlar, uluslararası yarışmalara katıldığında nefeslerini tutup onun kazanmasını bekliyorlar. Sonra çıkıp Danimarka’dan utandığını söylüyor. Bunu anlamakta güçlük çekiyorum.

Ama aynı sizin gibi Danimarka halkı da tepki de gösterdi Winterberg’e…

– Sadece film yönetmenleri değil, bazı başka sanatçılar ve özellikle Avrupa Parlamentosu’ndaki Danimarkalı bazı milletvekilleri de Danimarka’yı kötülemek için ellerinden geleni yaptılar.

Haklısınız çok kötü bir dönem oldu. Sığınmacılar kendilerine bakabileceklerse bakmalılar. Prensibimiz budur. Kendi halkımız için de bu geçerli. Kendi başının çaresine bakabilecekse bakar herkes. Bu sığınmacılar için de geçerlidir.

Türkiye’den Yunanistan’a her gün ortalama 4 bin 600 sığınmacının geçtiği belirtiliyor. Avrupa Birliği’nin tutumu nedir? Bu sorun nasıl çözülecek?

– Avrupa’nın kendi iç sınırlarında ve dış sınırlarında bir kontrol mekanizması kuramadığı sürece ne yapılabilir, ben de bilmiyorum. Avrupa Birliği ile Türkiye arasında bir çözüm bulunması lazım. Bizim şu anda yaşadığımız sığınmacı krizi değil, kavimler göçüdür. Türkler’le işbirliği yapmadan bu sorunun çözüleceğine inanmıyorum.

Serbest dolaşım?

Buna Avrupa Birliği devlet ve hükümet başkanları karar verecek.

Türk Müslümanları Danimarka’ya oldukça iyi uyum sağladı

Avrupa’da yaşanan sığınmacılar krizinde Almanya’nın bayraktarlık yapmasını nasıl buluyorsunuz?

– Sonuçlarını Almanya kendisi yaşıyor. Almanya ülke olarak büyük bir ülke ve çok sayıda sığınmacılara kapısını açtı. Hatta Merkel o ünlü konuşmasında sığınmacıları Avrupa’ya davet etti.

Sığınmacı akını nedeniyle Avrupa’nın önümüzdeki yirmi yılda çehresi değişecek mi? Nasıl bir Avrupa ortaya çıkacak?

– Bir an önce Avrupa’ya olan sığınmacı akını kontrol altına alınmazsa, Danimarka’nın, İskandinavya’nın ve genel olarak Avrupa’nın çok değiştiğini göreceğiz. Türkiye ile işbirliği yapılmaz ve sığınmacı akını durdurulamazsa Avrupa’nın çehresi değişecektir. Ülkemiz sınırlarından giren göçmenlerin bir an önce ülkeye uyumlarının sağlanması lazım. Hali hazırda hükümetin, iş dünyası ve belediyeler ile sendikaların katıldığı görüşmeler devam ediyor. Umarım bu görüşmelerin sonunda sığınmacıların ve göçmenlerin Danimarka toplumun bir parçası olmasına yönelik yapılacak çalışmalar konusunda hemfikir olabiliriz. Bu arada ülkemize gelen sığınmacıların Danimarka’nın üzerinde yükseldiği temel değerleri benimsemiş olmaları gerekiyor. Bu temel değerler arasında kadın ve erkeğin eşit olduğu, ifade özgürlüğü ve demokrasi bulunmaktadır. Bu değerler üzerine herkes kendi yaşamını kurabilir, ama temellerde delik açamaz. Ama maalesef bu temelleri sarsmak isteyen birçok kişi görüyoruz.

Türk ve Arap gazetelerine ilan vererek sığınmacıları Danimarka’ya gelmekten vazgeçirmeyi amaçlayan bir projeniz vardı ve Lübnan’daki bazı gazetelerde de bu ilanlar yayınlandı. İşe yaradı mı?

– Tam olarak işe yarayıp yaramadığını söyleyememem ama bazı rakamlara baktığımızda etkili olduğunu sanıyorum. Geçen yıl İsveç ve Almanya’ya gelen sığınmacı sayısında yüzde 100 artış olmuştu. Danimarka’ya gelen sığınmacı sayısındaki artış ise yüzde 40 oldu. Bu arada Danimarka’dan oturma izni almak için getirilen şartları zorlaştırdık ve bu zorlaştırmaları da buralara gelmek isteyen sığınmacılara anlattığımız için ülkemize gelen sığınmacı sayısında düşüş olduğunu sanıyorum.

Danimarka’daki bazı camilerde kendilerini imam olarak ilan etmiş kişilerin vaazlar verdiklerini görüyoruz. Türkiye’den gelen imamlar ise ilahiyat eğitimli ve diplomalı, hatta bazıları da akademik vasıflara sahip imamlar. Türkler’in dışındaki Müslüman gruplar içinde belli bir imamlık eğitiminden geçmiş olma şartı getirmeyi düşünür müsünüz?

– Burası biraz kritik. Zira din ve inanç özgürlüğüne müdahale etmiş oluyoruz, ayrıca böyle bir şart ararsak bu tür radikal İslamcı propagandaların yapıldığı camiler eğitimli imamlarla çalışmaya yanaşmayacaklar, korkarım ki, yer altına ineceklerdir. Ve o zaman onları izleme, kontrol etme şansımız olmayacaktır. Ama öte yandan her türlü zorlaştırmayı da göz önünde bulunduracağımızı söyleyebilirim.

Danimarka’da yaşayan Türkler radikal İslâm’a yatkın Arap göçmenlerin gündemi işgal etmesinden, İslam adına ve Arap olmayan diğer Müslüman gruplar adına gündemi belirlemesinden rahatsızlık duyuyorlar…

– Haklısınız, biraz önce bahsettiğimiz değerleri benimseyen ülkemizin üzerine inşa edildiği temelleri sarsmak isteyen küçük, ama sesi çok çıkan bir grup var. Türk Müslümanların Danimarka’ya oldukça iyi uyum sağladıklarını düşünüyorum. Din konusunda daha hoşgörülü daha açıklar. Şansımızdan Danimarka değerlerini benimsemiş çok sayıda Müslüman göçmen var. İşini yapan kendi halinde, kendi dinini yaşayan çok Müslüman göçmen var. Bu gruptaki insanları desteklemeli teşvik etmeliyiz, ama biraz önce dediğim gibi bir başka grup daha var ve bu grup göçmen tartışmalarında çok fazla yer kaplıyor.

Suriyelilerin dönmelerini isterim ama dönmeyecekler

Bir sonraki sorumuz da bu yönde olacak… Bir göçmenin Danimarka devletinin onayını alması, desteğini sağlaması için neler yapması gerekiyor?

Çok basit, Danimarka toplumunun üzerine kurulduğu değerleri benimsesinler yeter. Burası özgürlükler ülkesi. İsteyen istediği tanrıya inanır, istediği şekilde ibadetini yapar, ama ifade özgürlüğü, özgürlüklerden kaynaklanan haklar, kadın-erkek eşitliği gibi değerleri benimsemeleri bunları içlerinde yaşamaları ve barındırmalarını bekliyoruz.

Göçmenler arasında, sizin dine ve İslam’a kaşı olduğunuz yönünde yaygın bir kanı var?

– Hayır bu kesinlikle doğru değil. Ben İslam düşmanı değilim, hele din düşmanı hiç değilim. Sosyal medyada bana doğrudan mesaj yazma şansı olan birçok Müslüman bana “Müslümanlardan neden nefret ediyorsun?” diye soruyor. Biz din ve inanç özgürlüğü olan bir ülkede yaşıyoruz. Din ve inanç özgürlüğü başkalarının dinine de saygı göstermeyi gerektirir. Ama ülkemizde bazı camilerde çok fazla tutucu bir din propagandası yapıldığını biliyoruz. Türk camilerinde böyle bir şey olmadığını düşünüyorum.

Yabancılar yasasında yapılan son değişikliklerde bir madde vardı. Danimarka’dan sığınma hakkı almış kişilerin üç yıl boyunca aile birleşimi yapamayacakları yönünde… Gerçekten Danimarka’ya gelen Suriyeli sığınmacıların bir gün ülkelerine döneceklerini düşünüyor musunuz?

– Hayır. Dönmelerini isterim, kendileri için de aslında. Ama döneceklerini sanmıyorum. Bir an önce sığınmacıların Danimarka’ya uyumunu sağlamamız lazım. Bu noktada koalisyon hükümetimize dışarıdan destek veren Danimarka Halk Partisi ile görüş ayrılığı yaşıyoruz. Onlar sığınmacıların uyum sağlamasından yana değiller. Ama buraya ne amaçla gelmiş olursa olsun, herkesin bir an önce toplum yaşamına aktif olarak katılabilmesi için bizim de üzerimize düşeni yapmamız lazım. Mültecilerden beklentilerimizi dile getirirken, biz de üzerimize düşenleri yapmamız lazım.

  • Sadi TEKELİOĞLU-İrfan KURTULMUŞ

Yorumlara kapalıdır.