Çok Yakında

Türkiye de AB de görmezden geldi

Mart 15th, 2016 | by İrem Başaran Ulusoy
Türkiye de AB de görmezden geldi
Yazarlar
0

(İrem Başaran Ulusoy’un Kuzey’in Mart sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

 

Son yazımda Danimarka göçmen kanunları çerçevesinde Türkiye’nin Ankara Anlaşması’nı ele almıştım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Ankara Anlaşması’ndan doğan hukuksal haklarından bahsetmiştim. Yazım çok olumlu karşılandı, ama kafalarda soru işareti oluşmasına da neden oldu. Vatandaşlarımız bu hakların bu kadar net olarak var olmasına ve Yabancılar Müdürlüğü’nün web sayfasında bahsedilmesine rağmen neden bu hakların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için geçerli olmadığını sordu…

Bunun cevabı aslında ortada. Türkiye ile Avrupa Birliği’nin arasındaki 52 yıllık anlaşma, zaten ilk günden bu yana ekonomik aktif (işsiz olmayan) olan tüm Türk Cumhuriyeti vatandaşlarına bu hakları sağlıyordu. Ama gerek Avrupa ülkeleri gerekse Türkiye, bu temel anlaşmayı çok fazla savunmadı. Aslında ‘Görmezden geldi’ desek, daha doğru olur. Son yıllarda insanlarımızın bu anlaşmayı duymasının tek sebebi ise, Avrupa genelinde, İngiltere, Almanya ve Hollanda’da Türk vatandaşlarımızın bu haklarını elde edebilmek için Avrupa Adalet Divanı’nda açtığı ve kazandığı davalardır. Diğer üye ülkeler bu örnek davaların sonuçlarını kendi hukuksal alanlarına taşımak zorunluluğundalar.

Danimarka Yabancılar Müdürlüğü, kendi internet sitesinde son yıllarda Ankara Anlaşması’na geniş yer verdi. TC vatandaşlarını bilgilendirme aslında Danimarka devletinin çok hoşuna giden ve desteklediği bir şey değil… ama AB üyeliğinin bir zorunluluğu. Son yılların detaylı bilgilendirmesine rağmen, bu görevi tam yerine getirmiyorlar. Bu konuda uzman bilgiye sahip olmayan hiç kimsenin aslında kullanabileceği bilgilerden söz edilmiyor. Sadece hukuksal çerçevede hukuk terimleriyle kafaları karıştıran ve aslında insanları bilgilendirmek yerine, daha çok kafa karışıklığına sebebiyet veren ve insanların gözünde çok zor ve imkansız bir alanmış gibi algılanması amaçlanıyor. Bunun sebebi ise net ve açık. Buradaki asıl amaç, bu hakların evet var olması, ama mümkün olduğunca kullanılamamasıdır. Bunu Yabancılar Müdürlüğü ise şu cevapla savunuyor: “Biz bir bilgilendirme kurumu değiliz, amacımız bilgi vermek değil, biz hizmet kurumuyuz.” Bu da şu anlama geliyor, bilgilendirme en az seviyede yapılıyor. Bu sebepten dolayı aynı kurum en son mülteciler konusunda da Danimarka Ombudsmanı’ndan, yetersiz ve eksik bilgilendirme yaptığı yönünde diye uyarı aldı.

Ankara Anlaşması konusunda da aynı durum söz konusu. En son Avrupa Adalet Divanı’nda açılan davalardan birinin sonucunda ,ekonomik aktif Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vizesiz serbest dolaşım hakkı verildi. Yani kişi eğer ekonomik aktifse, hiçbir vize işlemi gerekmeden Türkiye’den AB ülkelerine girebilir diye karar çıktı. Ama maalesef bu hâlâ gerçekte uygulanmıyor. Buna gösterilen sebeplerden biri ise, Türkiye Cumhuriyeti sınır görevlilerinin ve havayolu şirketlerinin bu hakkı kullanmak isteyen vatandaşların ‘Vizeleri yok’ diye ülkeden çıkış yapmasına izin vermemesidir. Türkiye’den çıkışı engellemesi ve mutlaka bir vize istemesi… Yani sadece AB ülkeleri değil, ülkemizin kendi makamları da bu hakların kullanılmamasında belki istemeden de olsa rol sahibiler.

Her ne kadar yetersiz olsa da olumlu olan bir şey var: O da zaman geçtikçe davaların sayısının çoğalması, insanlarımızın artık bilgiye ulaşmalarının daha da kolay hale gelmiş olması.

Ama tekrar söylüyorum, eğer ki Ankara Anlaşması’ndan doğan haklarımızı kullanmak istiyorsak, bu konuda ısrarcı olmamız gerekiyor. Oturma ve çalışma izni veya aile birleşimi başvurularınızda da dilekçenizi yazarken, bu hukuk çerçevesinde değerlendirilmesini istediğiniz konusunu belirtmeniz gerekiyor.

Eğer bunu yapmazsanız, başvurunuz tamamen yanlış temeller üzerinde değerlendirilir. Bunu mümkün olduğunca hukukçularla da konuşarak, onlarla işbirliği halinde takip etmeniz gerekiyor. En doğru yol budur, çünkü bahsedilen haklar her ne kadar çok basit görünse de, karşı karşıya kaldığımız makamların gereksiz zorluk çıkartmaları ve bilinçli yanlış değerlendirmesi söz konusudur.

Yorumlara kapalıdır.