Çok Yakında

Türk futbolunun hastalığı…

Ekim 10th, 2015 | by İrfan Kurtulmuş
Türk futbolunun hastalığı…
Yazarlar
0

(İrfan Kurtulmuş’un Ekim ayı sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

 

Türk futbolunda gerek milli takımlar gerekse kulüpler bazında yıllardır giderilemeyen rakibi küçümseme hastalığı var.

Maalesef bu hastalıktan, 21’inci yüzyılda da hala kurtulamadık.

En canlı örneği ilk önce Türk Milli Takımı’ndan verelim…

2016 Avrupa Futbol Şampiyonası grup elemelerinde, Konya’da kendi sahamızda muhakkak yenmemiz gereken Letonya gibi minik futbol ülkesine karşı oynadığımız karşılaşmaya “rakibi küçümsediğimiz ve garanti yeneriz” olgusuyla çıktığımız için 1-1 berabere kaldık.

Letonya’ya moral ve motivasyon depoladık.

Ama, 3 gün sonra Hollanda gibi bir futbol devini çok kötü zamanında yakaladığımız için 3-0 net skorla yenerek herkesi şaşırttık.

Kulüp bazında en canlı örnek ise Fenerbahçe’nin kendi sahası ve taraftarı önünde Norveç’in en kuzey ucuna yakın ülkenin orta halli takımlarından Molde’ye 3-1 gibi şok bir skorla yenilmesi.

Şimdi önce medyamızdan başlayalım…

Kuzey ülkelerin futbolunun bize ters geldiğini birçok medya bildiği halde sırf F.Bahçe’yi şişirmek için, ‘Fener’in değeri gruptaki Ajax, Celtic ve Molde’den daha yüksek’ yayınlarını günlerce yaptılar.

Bu rakipleri taraftarın gözünde küçük düşürme ve zayıf gösterme sonunda, milyon Euro’luk ayaklar Molde’den 3 tokat yeyince herkes şok yaşadı.

Şunu rahatlıklar söyleyebilirim, Molde gibi bir takım deplasmanda F.Bahçe çapında bir futbol devini hiç hesap etmediği ve ummadığı bir skorla yendiği zaman muhteşem bir moral motivasyonuna giriyor ve grupta can sıkan bir takım haline geliveriyor.

F.Bahçe, Molde ile 10 defa karşılaşsa 10’unu da kazanacak güçte.

Bizler Akdeniz ve Güney ülkeleri insanları çabuk dolduruşa gelen, rakibi ciddiye almama gibi duygusal bulguları yüksek toplumlarız.

Avrupalı futbolcu ise duygusallıktan ziyade amatör ruhla ama profesyonelce yapıyor.

Spor medyamız acaba, Ajax ve Celtic’in tarihini iyi analiz etti mi?

Tekrar milli takıma dönersek, Hollanda’nın geçen ay sahasında İzlanda’ya 1-0, ardından deplasmanda Türkiye’ye 3-0 yenilmesi bize grupta 3’lük için büyük bir avantaj sağladı.

Şimdi önümüzde, önce zorlu bir Çek Cumhuriyeti deplasman maçı ardından yine Konya’da sahamızda 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’na tarihinde ilk kez katılmayı garantilemiş rahat bir İzlanda karşılaşmaları var.

İzlanda bize ters gelen bir rakip. Bu karşılaşmada, rakibini zayıf bir minik futbol ülkesi ve hafife alma olgusundan arınmış bir Milli Takım çıkıp çıkmadığı karşılaşma sonunda belli olacak.

Türkiye’nin 2016 hayallerinin devam etmesi için, 10 Ekim’de Çek Cumhuriyeti ve 13 Ekim’de İzlanda karşılaşmalarından galip ayrılarak grupta bulunduğumuz 3’üncü sırada kalmaktan geçiyor. Kaldı ki burada yazdıklarımız hasbelkader 3’üncü sıraya yerleşirsek, ardından karşılaşacağımız play off rakibi için geçerli de olmayacak. Zira o rakip, küçümsemeye bile fırsatımız olmayacak bir rakip olacak.

Yani, kendi kaderimizi kendimiz belirleyecek, kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz.

Bol şanslar…

Yorumlara kapalıdır.