Çok Yakında

Sorun Arap kimliğindedir

Ocak 31st, 2016 | by Sadi Tekelioğlu
Sorun Arap kimliğindedir
Yazarlar
0

(Sadi Tekelioğlu’nun Kuzey Gazetesi’nin Ocak ayı sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Geçtiğimiz yılbaşı gecesi Almanya’nın büyük kentlerinden Köln’de yüzlerce Arap kökenli erkek, yine yüzlerce kadına saldırarak cinsel tacizde bulundu ve üzerlerindeki eşyalarını çaldı. Olayın basına yansıması ise yılbaşı mahmurluğu ve sırayla kadınların polise ihbarda bulunmasının zaman alması nedeniyle ancak olaydan birkaç gün sonra ortaya çıktı.

Olayın ortaya çıkmasının ardından büyük bir şok dalgası tüm Avrupa’yı kapladı. Avrupa’nın göbeğinde; aralarına aldıkları kadınların önce göğüslerine ve apış aralarına ellerini daldıran gözü dönmüş erkek güruhunun “işlerini bitirince” kadınların cüzdanlarını, mücevherlerini ve cep telefonlarını gasp ettiği bildiriliyor. Benzer taciz olaylarının sadece Köln’de yaşanmadığı başka büyük şehirlerde de yaşandığı bildiriliyor.

Olay ortaya çıkınca malum çevreler de hemen devreye girdi. Göçmen karşıtlarından tutun da İslam düşmanlarına, Merkel’in göçmenler politikasını eleştirenlerden klasik yabancı düşmanlarına ve tabii ki feministlere kadar her kafadan bir ses çıktı. Çıkması da normaldir, zira bu çapta bir cinsel taciz ve özgürlüğe müdahale Avrupa tarihinde görülmemişti.

Sonda söyleyeceğimizi hemen başta söyleyelim. Yaşanan bu saldırı ve cinsel tacizin doğrudan dini bir açıklaması yoktur.

Yoktur, çünkü Almanya başta olmak üzere Fransa, Hollanda, Belçika, Danimarka, İsveç gibi ülkeler başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde yüz binlerce Müslüman Türk göçmen 40 yıldan beri yaşamaktadır. Böyle bir olay Müslümanların geleneği ya da alışkanlığı olmuş olsaydı, bugüne kadar gruplar halinde Türkler bunu yapardı.

Sıradan bir yabancı işçinin de yapacağı bir şey değildir bu. Avrupa’da eski Yugoslavya cumhuriyetleri, İtalya, Portekiz ve tabii ki Türkiye’den göç etmiş yüz binlerce yabancı işçi yaşamaktadır. Bugüne kadar yabancı oldukları için böyle bir saldırı yapmamışlardır.

Yukarıda kısaca tarifini yaptığımız türden bir saldırı ve taciz olayı Avrupa’nın hiçbir yerinde bugüne kadar görülmemiştir.

Görgü şahitleri neredeyse bir ağızdan bu taciz ve gasp olayını gerçekleştiren kişilerin Arap kökenli olduklarını söylemişler, olayın ardından polisin gözaltına aldığı kişilerin neredeyse hepsinin de Arap olduğu kesinlik kazanmıştır.

Gittiği yeri geldiği yere benzetmeye çalışmak gibi bir çaba içindedir Arap göçmenler. Hangi Avrupa ülkesine bakarsanız bakın, o ülkelerde yaşayan Türk göçmenler bulundukları ülkenin gelenek göreneklerine saygılı davranmışlar, kültürel ve dinini yaşamak için ihtiyaç duydukları ortamları kendileri yaratmışlardır. Sonradan geldikleri ülkenin yöneticilerinin karşısına dikilip dini ve kültürel isteklerini tehditkâr tavırlarla dile getirmemişlerdir.

Yazdıklarım belki ayrımcılık ya da genelleme gibi görünebilir, ama bu türden olaylarla bir daha karşılaşmak istemiyorsak, sorunun kökenini iyi belirlemeli, sorunun adını net olarak koymalıyız. Siyasi doğruculuk yaparak lafı evirip çevirmek sorunu çözmez.

Evet, Arap ulusu İslamiyet öncesi gelenek ve göreneklerinden bir türlü vazgeçememiş, İslamiyet bile Arap ulusunun kadını ezen, kadını ikinci sınıf vatandaş gören, hatta insan yerine bile koymayan anlayışını o kültürden ayıklayamamıştır.

Peki ne yapmalı?

Öncelikle Avrupalı politikacılar siyasi doğruculuk ve tatlı su demokratlığını bir an önce bırakmalı. Yüzyılların çabası sonucu oluşturdukları kuralları, çıkardıkları yasaları bir avuç göçmen istiyor diye delmekten vazgeçmelidirler. Köln’ de belirlenen suçlular ve bu tür suçları işleyenler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

Herkes için çağdaş yaşam garantisi, ulusal kimlik ve dini kimlik gibi “kutsallara” feda edilmemelidir.

Gasp, taciz, soygun, cinayet dünyanın her yerinde suçtur ve cezası vardır.

Hafifletici nedenlerle buraların serbest ortam olduğu imajı yaratılmamalıdır.

Köln ana tren istasyonu önünde bu canavarlığı yapanlar benzeri bir hareketi kendi ülkelerinde yapsalar başlarına ne gelirdi acaba? Belli ki onlar bunu düşünmemişler, ama biz onların yerine düşünelim ve bu soruyu soralım.

Yorumlara kapalıdır.