Çok Yakında

Şampiyonluk oranlarının toplamı niye 101 oldu!

Ocak 29th, 2018 | by Mert Ezici
Şampiyonluk oranlarının toplamı niye 101 oldu!
Yazarlar
0

10 kelime, 10 cevap… Mert Ezici yanıtladı…

Mert Ezici Yazdı.

Selçuk İnan’ın Samsung’la S8 davası

Konuya uzak olanlar için öncelikle bir önbilgi vereyim; kimi yıldız futbolcular isimlerinin baş harfleri ile forma numaralarını birleştirerek oluşturdukları kişisel markalarını patent enstitülerine tescil ettiriyorlar. Cristiano Ronaldo’nun ‘CR7’’si ya da Quresma’nın ‘Q7’si gibi. İşte aynı bu örneklerde olduğu gibi yaklaşık 10 yıldır 8 numaralı formaları terleten Selçuk da ‘S8’ markasını, ‘ilk harf ve forma kombinasyonu’ şeklinde patent enstitüsünden 2013 yılında tescil ettirmiş. 4 yıl sonra ise teknoloji devi Samsung, ‘Galaxy S8’ modelini piyasaya sürünce Selçuk İnan avukatı aracılığıyla tescilden doğan haklarının ihlal edildiği gerekçesi ile bu ürünlerin her türlü ticari kullanımının durdurulmasını talep etmiş. Açıkçası ilk duyduğumda bu davanın troll haber olduğunu düşünmüş ve ciddiye almamıştım. Halt etmişim! Samsung ‘un Galaxy ‘sisi varmış ne gam. Bizim yerli ve milli yıldızlarımızın Galaksileri aşan egoları pardon vizyonları(!) var. Bu köşeden geçtiğimiz hafta Selçuk İnan’ın koydurmak istediği ihtiyati tedbir talebini reddeden mahkemeye de bir çift sözüm var; Eyyyy İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi elin Güney Korelisinin kayığına nasıl bindin, yazıklar olsun!
Bak hele Ahmet’in Mehmet’in rızkını Chun’lara Lee’lere yedirmeyiz! Bunu da böyle belle!

Tosun Paşalı Everton

Everton sezon başından beri yakından takip ettiğim ve maalesef hiç beğenmediğim bir takım. Lige çok kötü başlamışlardı. Sam Allardyce’ın direksiyona geçişiyle birlikte 6 maçlık bir yenilmezlik serisi yakaladılar ancak oyun olarak bu puanları hak ettiklerini söylemek zor. Sanırım bu dönemde sürekli aleyhlerine bahis yaptığım için yenilmediler, bahis yapmadığım son üç maçlarında ise yenildiler! Geyiği bırakıp sadede geleyim. Ayağının tozuyla 11’de çıktı Tottenham’a karşı Cenk. Everton fena olsa da bizim oğlan hiç fena değildi. Oyunda kaldığı 60 dakikalık bölümde iştahı yerindeydi. Mavilerin en çok şut pası atan (2), ikili mücadeleye en fazla giren (21) ve ceza sahasında en çok topla buluşan (3) ismi oldu. Yerine giren genç Calvert-Lewin ilerde olur mu bilmem ancak bugün itibariyle Cenk ile rekabet etmesi zor. Santrfor pozisyonu için bir diğer aday da Akhisar’dan tanıdığımız Niasse. Hasılı, Cenk Tosun Everton ‘da banko 11 oynamaya devam edecektir. Şenol Güneş gibi hücum odaklı bir hocadan sonra keçiboynuzu tadında futbol oynatan Big Sam’in eline düşmesini istemezdim. Ancak yine de sezon sonunda gol ve asist toplamının 10-15 bandında olmasını umut ediyor ve Tosun Paşaya canı gönülden başarılar diliyorum.

Arda Turanlı Başakşehir

“Avcı ile istikrarlı bir şekilde yol almaya devam ederlerse önümüzdeki 3-4 sene içinde şampiyon olmalarını bekliyorum.” Sezon başında böyle yazmışım ancak Başakşehir bu süreyi doldurmaya pek niyetli değil gibi. Geçen sezon olduğu gibi bu sezonun da ilk yarısını lider tamamladılar. Tam bir antrenör takımından bahsediyoruz. Saha içine baktığımızda ligin en organize takımını olduklarını düşünüyorum. İmkanları ölçüsünde diyeceğim ama geçen sezon ortasındaki Adebayor transferi ve şimdi de Arda bu imkanların hiç de azımsanmaması gerektiğini gösteriyor. Arda’ya dönersek ben şahsen futbolculuğundan hiçbir zaman şüphe etmedim. Barcelona’da geçtiğimiz sezon Messi-Suarez-Neymar üçlüsünün ardından 13 gol 6 asist ile tüm kupalarda skora en fazla katkı sağlayan isimdi. Ancak neredeyse bir yıldır futbol oynamıyor dolayısıyla fizik gücünü toplaması mutlaka zaman alacaktır. Şubat sonundan önce form tutması pek mümkün görünmüyor. En çok merak ettiğim şey ise Abdullah Avcı’nın Arda’yı forvet arkasında mı yoksa kanatlarda mı kullanacağı. Arda’nın en iyi performans verdiği mevki kanatlar fakat Avcı kadro yapısı gereği 10 numara pozisyonunda da kullanabilir. Son olarak bu transfer ile ilgili Bilgin Gökberk’in spor medyasına haklı isyan barındıran şu twitine; “Ülkede spor medyası olsa şu soruyu sorardı: Arda Turan referandum öncesi evet yerine hayır videosu çekse bu transfer gerçekleşir miydi?” cevap vererek bitireyim. HAYIR!

Arda dediği gibi yeniden sevdiğimiz adam olur mu?

Maalesef bu soruda kendimi tekrara düşeceğim. Kasım yazısında “Ne olacak bu Arda’nın hali” sorusuna; “Arda kendini nasıl bu duruma düşürdüğüne dair ciddi bir özeleştiri vermezse; kendine de, dişiyle tırnağıyla kazıdığı kariyerine de büyük zarar vermeye devam eder. Sorun derin, dışarıdan profesyonel yardımın katkısı mutlaka olur ama yeter mi bilemiyorum. Arda’nın içsel bir yolculuğa çıkması gerekiyor. Haddimi aşmak istemem ancak arsızlık ile özgürlük arasındaki ince çizgiyi ayırt etmediği, içselleştiremediği sürece yalpalamaya devam eder, kendine de yazık eder.” diye yanıt vermişim. Bir iki ekleme yapıp geçeyim. Öncelikle sevilmeyi seven ve bunu maalesef hayatının kimi dönemlerinde lüzumundan fazla kafaya takmış biri olarak Arda ile bu konuda empati kurabildiğimi düşünüyorum. Çıksın topunu oynasın, işine odaklansın önce kamuoyu nezdinde kaybettiği saygıyı yeniden kazansın. Adam değil insan olmayı dert edinsin, sevilme ardından gelirse gelir. Bir de Arda önceki soruda bahsettiğimiz üzere siyasi toplara girdi. Sonrasında da bu transfer gerçekleşti. Bu transferle birlikte Arda’nın Galatasaray taraftarı ile çalkantılı ilişkisi hepten marazi bir hal aldı. Atlanmaması gereken bir başka husus da Başakşehir Başkanı Göksel Gümüşdağ’ın aynı zamanda halen İBB’de başkan vekili olması. Dolayısıyla Arda ‘Evet’ videosu üzeri Başakşehir transferi ile toplumun tüm kesimleri tarafından tekrar sevilme, benimsenme şansını kaçırdı. Ancak bu durumun ana sebebi Arda’nın kişisel tercihleri olsa da yegane sorumlusu o demek biraz haksızlık olur. Siyasi ve sosyal olarak karpuz gibi ortadan ayrılmış memleket iklimini ılımanlaştırmadığımız sürece bu coğrafyada her kesim tarafından sevilen başka Münir Özkul’lar çıkarmamız biraz zor görünüyor.

Türkiye’nin Van Persie’den kurtulması

RVP hakkında tek satır yazamayacak, tek cümle edemeyecek kadar bıkkınım. Biten kabus için başta Fenerbahçeliler olmak üzere memleketteki tüm futbolseverleri şükür duasına davet edeyim; “Ya Rabbi, bana ve diğer yarattıklarına verdiğin maddi ve manevi nimetlerin sabah ve akşama dek bizim yanımızda kalması yalnızca sendendir. Senin ortağın yoktur, sana hamd ve şükrediyoruz.” Gerçekten çok şükür, çok şükür, çok şükür!

Git-gel Sow Bursa’da

Sow’un ilk gelişini hatırlıyorum. 3 Temmuz sonrası Fenerbahçe’nin ilk ses getiren transferiydi. Fransa gol kralının o dönem sarı lacivertlilere maliyeti 12 Milyon Euro olmuştu. Kocaman onu santrfor pozisyonundan sol ön oyuncusuna evirdi. Kocaman sonrasında da çokça bu pozisyonda izledik Senegalli yıldızı. Geçirdiği 3,5 sezonun ardından çok da istemeyerek 17 Milyon Euro karşılığında Katar’ın yolunu tuttu. Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe’ye kiralık olarak geri döndü. Özellikle ilk yarıda art arda attığı röveşata gollerle çok konuşulmuştu. Sezon boyunca tüm kupalarda 15 gol 3 asistlik bir tabela katkısı vermiş olsa da bu Fenerbahçe’ye yetmedi. Satın alma opsiyonu kullanılmadı ya da yeniden anlaşılmadı, Sow’da tekrar Katar’ın yolunu tuttu. Şimdi de Bursa’da Sow. Bursa’da ağırlıklı olarak Senegalliyi orijinal pozisyonu olan santrforda izleyeceğimizi düşünüyorum. Zira fizik gücü yerindeyse Bursaspor’un hali hazırdaki forvetleri Stancu ve Jires-Kembo’yu rahatlıkla kesecek potansiyelde Sow. Yeşil beyazlılara bu transferin 6 aylık maliyeti 800 bin Euro. Yukarıda yazdığım paralara kıyasla lafı edilecek bir meblağ değil. Dolayısıyla Bursaspor, Paul Le Guen ile aynı dili konuşan, bu ligi tanıyan, iyi bir santrforu gayet ucuza aldı. Nokta transfer olduğunu düşünüyorum.

Fatih Terim’in sükuneti (geçici mi, kalıcı mı?)

Fatih Terim belli ki o meşhur hırsından hiçbir şey kaybetmemiş. “Nerede kalmıştık” twiti etkileşim rekorları kıra dursun hoca da boş durmuyor. Son dönemdeki ekibini yeniden toplamak ile yetinmedi, genişletti. Gökhan Zan ve Necati de ekibe katıldı. Belli ki hoca mevki antrenörlüğünü uygulayarak Türk futbolunda bir devrim yaratmayı hedefliyor. Baştan söyleyeyim başaramasa dahi bu çabanın çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bana göre ‘mevki antrenörlüğü’ kısa zaman içinde dünya futbolunda yaygın olarak kullanılacak. Ana soruya gelirsek; bu sükunet tamamen gidişata bağlı. 5 yıl önce yazdığım Terim portresinde şöyle bir cümle var; “İşler yolundayken İngiliz centilmeni, tökezledi mi Döşeme mahallesi bitirimi.” Bu süreçte fikrim değişti mi? Hayır maalesef pekişti.

Süper ligde şampiyonluk şansları

Sezon başında Galatasaray fişek gibi başlamışken, Beşiktaş’ın bir adım önde olduğunu düşünüyordum. Ancak bugün itibariyle Başakşehir ‘in de bu iki takımla eşit şansı olduğunu düşünüyorum. Fenerbahçe’nin şampiyonluğu benim için büyük sürpriz ve mutluluk olur. İllaki birini favori göstermek gerekirse Fatih Terim’in camia üzerindeki etkisiyle Galatasaray diyebilirim. Oran verelim; %31 GS, %30 Başakşehir, %30 BJK, %10 FB. Farkındayım %101 oldu. Çünkü o %1 reel değil. Terim havası, rüzgarı, bahtı, motivasyonu, karizması, pragmatizmi…Ne derseniz artık.

Futbolda kayyum sesleri

Açıkçası bu sesler hakkında hiç bilgim yok ama kulüp ya da kulüplere hatta TFF’ye kayyum atanırsa pek şaşırmam. Memlekette neler olmuyor ki! Daha geçen hafta Anayasa Mahkemesi Kararı ile hiçe sayılmadı mı? Hem de kaçıncı kez! Şaşılacak şey mi kaldı? Misal ben Hz. Nuh’un oğlunu cep telefonu ile aramasına bile şaşırmadım! Sadece sırf hakikatten yana duruyor, mesleğinin gereğini yapıyor diye bu kadar gazeteci, yazar, aydın içerdeyken koskoca bir toplumun suskunluğuna şaşabiliyorum hala. 6 milyon oy almış bir siyasi partinin eş başkanının içerde tutulmasına, dillerine pelesenk ettikleri millet iradesini hiçe saymalarına yanıyorum. Futbola dönersek federasyonumuz sanki seçimle mi geldi ki, kayyumdan korkalım. Seçin diyor birileri, seçmem demeye korkuyor diğerleri. Koskoca adamlar kim işaret edilirse hurra ona basıyor oyunu. Duygun Yarsuvat gibi saygıdeğer bir şahsiyete kendi camiası bile destek vermedi, veremedi. Önyargılı olmamak lazım aslında belki de Demirören’de bir cevher görmüşlerdir. Neden olmasın? Hz. Nuh’un oğluna cevapsız çağrı atma ihtimali var da, Yıldırım başkanda cevher olma ihtimali yok mu yani!

Beşiktaş’ın Kanadalı yeni golcüsü

Birkaç video hariç hiç izlemediğim bir oyuncu. Ancak istatistiklerine bakınca potansiyelli bir santrfor olma ihtimali düşük değil. Sadece Atiba’nın hemşerisi titri ile transfer edilmediğini düşünüyorum Clyne Larin’in. MLS’te son 3 yılda en çok gol atan 5. İsim 22 yaşındaki genç adam. Özellikle kafa vuruşlarının etkili olduğu yazılıyor, çiziliyor. İzleyip göreceğiz ancak unutmayalım ki; Şota Gürcistan’dan geldiğinde adını bilen yoktu, Burak Yılmaz verimsiz bir kanat oyuncusuydu, PL’ye ihraç ettiğimiz gözbebeğimiz Cenk Tosun 3. alternatif olarak alınmıştı Beşiktaş’a. Bu üç isimde genç yaşlarında geçtiler Şenol hocanın tedrisatından. Nasıl bir futbolcu bilmiyorum ancak şanslı bir insan olduğu kesin Larin’in.

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com