Çok Yakında

Para mı yoksa ‘like’ mı?

Haziran 14th, 2017 | by Gazete Kuzey
Para mı yoksa ‘like’ mı?
Türkiye
0

(Ümit Demirci’nin Kuzey’in Haziran sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Artık olağanlaşmış ekonomik gündemler nispeten durgunluk ve standartta bırakınca kendini, ben de tatil öncesi genel bir para yazısı yazayım istedim.

Gündemler artık o kadar normalleşti ki, Trump’ın FBI başkanını kovması, Fransa Cumhurbaşkanını seçmesi artık çok fazla bir şey değiştirmiyor hayatımızda. Tüm bu seçimlerden önce öyle bir hava yaratılıyor ki, sanki sonrasında hayat olmayacak. Ama bakın referandum bitti, hayat normale döndü mesela ülkemizde. Hava aynı hava, güneş aynı güneş. Sadece belki elde etme maliyetleri değişti.

İnsanlık tarihinin anlatılmış ve tümünün inandığı en güçlü hikaye diyerek anlatıyor kitabı Sapienes de Yuval Noah Harari parayı.

Gerçekten tüm insanlığın aynı anda kuşkusuz inanıp, kullandığı para gücünü nereden alıyor?

Buna verilebilecek cevaplardan biri algılar bence.

Üreticiler insanlara çıkaracakları her yeni üründe bir hikâye anlatıyor aslında. Bu hikâye de insanların tatmin, ihtiyaç, zevk, zorunluluk gibi duygularına dokunuyorlar. Öyle bir algı yönetimi yapılıyor ki beyinlerimiz ihtiyaç ve lüks tüketim malı kavramlarını ayıramaz oluyor.

Bir insanın yaşamsal ihtiyaçları yemek içmek, barınmak ve çoğalmakken insanlar bugün araba için, havuzlu bir ev için, tatil için ve hatta yeni çıkmış bir cep telefonuna sahip olabilmek için yaşar oldular.

İnsanların tümünün hayallerinin toplandığı havuzda ekonomi olarak adlandırılıyor. Tüm insanlık ciddi bir paradoks yaşıyor şu anda.

Rahat etmek için teknolojiyi geliştiriyor. Teknoloji geliştikçe daha çok işsiz kalıyor. Daha çok işsiz kaldıkça daha çok saldırganlaşıyor. Korumacılık içgüdüsüyle milliyetçilik akımları daha güçleniyor. Ve bu saldırganlıktan korumak için kendisini de daha çok savunma harcaması yapıyor.

İşin ironik tarafı tarih boyu büyük devletler önce algıyı oluşturdular, sonra çıkarları için bir sürü savaşa, yıkıma yol açtılar. Yıllar sonra her şey açıklandı ama kimse duymamış gibi yapıp devam etti hayatına. Koca dünya da yaşayan herkes devekuşu misali gömdü kafasını kuma.

Tüm insanlık tüm değerler konusunda sürekli tartışırken para ve onun gücü karşısında hep bir konsensüs var. Ülkelerin dış politikaları tartışılıyor ancak paraları asla. Paranız kadar güçlü oluyorsunuz.

Bir an için muhtemelen mutlaka izlediğiniz bir filmi hayal edin. Büyük bir savaş sonrası ya da büyük bir salgın hastalık sonrasının anlatıldığı filmleri. Elektrik yok, su yok, yiyecek yok… Böyle bir ortamda elinizde tuttuğunuz ve uğruna tüm değerleri yok saydığınız paranın bir önemi kalacak mı? Böyle bir ortamda elinizde ki kağıt parçasını vererek elinde ki ekmeği vermeye kimi ikna edebilirsiniz?

İkna algının sonucu. Tüm satıcılar, siyasiler bizleri ikna etmeye çalışıyor. Ucunda ortak kabul olan para hedef gösterildiğinde hepimiz ikna olmaya neredeyse hazır hale geliyoruz.

Ekonomiler gelişiyor, büyüyor. Teknoloji inanılmaz hızla gelişiyor. Paralelinde gelişen işsizlik için yapılmaya çalışan ise daha fazla istihdam sağlayacak üretim modelleri yerine işsizlik ödemeleri.

Bu işsizlik ödemelerinin günümüzde geldiği seviye ise “neden sizin verdiğiniz bu paraya çalışayım ki, çalışmadan zaten şu kadarlık işsizlik ödeneği alacağım” noktası.

Hayata dair hayallerin de boyu kısaldı maalesef.

Eskiden uzun vadeli plan yapan insanlar, hedeflerini bir sonra ki resmi tatilde nereye gideceğine kadar düşürmüş durumda. Kimse gelecekte ne olacak, nesillere ne bırakılacağını düşünmüyor. Hunharca birbirini katlediyor, dünyayı da.

Algıların geldiği ve konuşlandığı noktalar da değişti haliyle; artık komünizm gibi ideolojik bir sistemi tehlike olarak göstermek yerine dünya, İslam ve İslami terörü hedef gösteriyor artık.

Tamamı kendilerince finanse edilmiş “cihatçı” kimlikleriyle liderlerince şeytanın dünyada ki temsilcisi olarak gösterilen ABD‘ye karşı savaşmakta olan örgütler. Tamamı uyuşturucu ya da hakimiyetlerinde ki yerlerin petrolünü onların söylemi ile şeytanın para birimi Dolar ile satan militanlar. Ülke düşman, ama para birimi değil.

Dünya nüfusu hızla artarken yiyecek ve su kaçınılmaz olarak daha değerli hale gelecek. Yapay zekalar, kök hücreler, organ nakilleri ve giderek uzayan insan ömrü ihtiyaçların daha uzun süreli giderilmesi sonucunu doğuruyor doğal olarak.

Artık robot çağında dünün hayalleri, bugünün gerçeği olmuş durumda. Para da artık yeni hikayelere ihtiyaç duymaya başladı. Tüm dünyanın kabul edeceği para birimleri oluşuyor. Altın, bitcoin, vb… gibi ürünler yanı sıra artık para denilen olgu dijital sayılardan ibaret. Dolaşımda ki para kullanılan paranın sadece onda biri.

Siber saldırılar altında veri tabanı çökse bir saat önce çok zengin olduğunu iddia eden bir kişinin bir saat sonra yiyecek ekmeği olmayabilir.

Bu kadar geniş kabul görmüş yeni hikayeler ortaya çıkabilir. Artık para kadar etkili olmasa da Facebook’ta kaç “like” aldığınız, instegram’da kaç takipçiniz olduğu da önemli. Sistemlerde otomatik arkadaş edindirme programları ve takipçi sayıları alınıp satılmaya başlandı.

Sözün özü hepimizin şu anda yaşadığımız ve inandığımız gerçeklik, aslında olması gereken değil bence. Bu sanal hayattan bir gün ister istemez uyanacağız. Bugün yaşantılarına burun kıvırdığımız köy insanları, hayatlarına hiçbir şey olmamış gibi devam edebilecekken, biz şehir çocukları gerçek ile yüzleşeceğiz…

Yorumlara kapalıdır.