Çok Yakında

Neden Alevi’ler AKP’ye oy vermez!

Kasım 16th, 2015 | by Çağdaş Sağlıcak
Neden Alevi’ler AKP’ye oy vermez!
Yazarlar
0

(Çağdaş Sağlıcak’ın Kuzey’in Kasım ayı sayısı için kaleme aldığı yazıdır.)

Öncelikle Alevilerin kendi farklılıklarına rağmen, ortak noktalarının ağır bastığı ve kırmızı çizgi dediğimiz, sınır hattını AKP çoktan aştı. Alevilik bir inanç olmasından dolayı, inancın dışında kalan konularda bireylerin ve kurumların değişik görüşleri olması doğaldır. 7 Haziran ve 1 Kasım’da Alevi oylarının CHP ve HDP’ye gittiği aşikardır.

Bir işi yıkmak kolay, yapmak çok zor.

Sanat niteliğindeydi belki, barış sürecini sürdürebilmek. Kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerin, sonradan birkaç tanesini öğrenmiş olsak dahi, kimlerle ne anlaşmalar yapıldığı ilerleyen zamanda elbette açığa çıkacaktır.

Aleviler açısından elde edilebilecek en kötü sonuç, AKP’nin tek başına iktidar olmasıydı. Nedeni ise atom fiziği değil. Açık ve net: AKP’nin yaratmak istediği düzen ile Alevilerin genel anlamda yaşamak istediği düzenin iki ayrı uç noktada olması. Bu sadece Aleviler için de geçerli değil, AKP’ye bugüne kadar oy vermemiş birçok can için geçerli. Fakat ben konuya Alevilerin açısından bakıyorum..

AKP’nin iktidar olduğu ilk günden günümüze kadar uzanan, Alevilere yönelik kin ve nefret söylemlerine son vermesi gerekiyor. Bugün Cumhurbaşkanına hakeret eden kişi hapis cezasına çarptırılırken, milyonlarca Alevilere yönelik nefret söylemi kullanan milletvekilleri pişkin pişkin gülmekten başka bir şey yapmıyor. Oysa bir hukuk devletinde, insanların inanç hürriyeti gibi temel hakları korunmalıdır.

Örneğin; Osmanlı dönemi Şeyhülislam Ebu Suud’un günümüz makamında oturan, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, en azından görevini yerine getirerek, bu insanları uyarmalı. Ebu Suud’un Alevilere yönelik fetvalarını geçersiz kılmalı veya milletvekillerinin bunları kullanmamaları için çağrıda bulunmalıdır.

Diğer bir konu ise Alevi köylerine cami yapımlarının devam etmesi ve hocaların atanmasıdır. Bizler kendi emek ve imkanlarımız doğrultusunda cemevleri yaparken, devletin camide ısrarcı olması anlamsızdır. Din ve siyasetin, Türkiye’de olduğu kadar iç içe olması doğru olmadığı gibi, sağlıklı da değildir.

Sivas’ta polis, Maraş’ta asker.

Cumhuriyet tarihinde Alevilere yönelik yapılan katliamları anmak için gittiğimiz yerlerde bile, polis veya asker bizleri bekliyor. 1993’den sonra her yıl 2 Temmuz’da Sivas’da Madımak Otel’i önünde buluşan Aleviler, ne bir cam kırmış ne de birinin burnunu kanatmıştır. Buna rağmen iki yıl önce polis biber gazı sıkmış, insanları kışkırtmıştır. Aralık ayında Maraş’a gittiğimizde ise, şehir girişinde ordunun askeri bizleri beklemekte. Sanki bomba yüklü araçlar ile anma etkinliğine gidiyoruz!

Sessizliğimiz ve bürokratik yollarda çözüm aramamız, öğretimiz gereğidir. Yoksa doğru ve haklı bulduğumuz dava için dövüşebileceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Ama bizim seçimimiz barıştan ve hiçbir cana zarar vermeden bu mücadeleyi sürdürmekten yana.

Eşit yurttaşlık ve insanların istediklerine inanabilecekleri ortamı sadece Aleviler için değil, tüm canlar için yaratmak istiyoruz. İnsanlar iş konuşmasına gittiklerinde siyasi görüşleri veya ırkları belirleyici olmamalı. Polis izinsiz bir eylemi engellediğinde, düzenleyenin kim olduğuna bakmamalı.

Son olarak, “Sadece AKP mi Alevilere haksızlık yaptı?” diyecek olursanız, bizler AKP öncesi de eşit yurttaş olmak ve özgürce inancımızı yaşamak için mücadele ediyorduk ve engel tanımadan hakkımızı aramaya devam edeceğiz.

 

* Çağdaş Sağlıcak, Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı’dır.

Yorumlara kapalıdır.