Çok Yakında

Muharrem İnce İskoçya’da

Nisan 23rd, 2018 | by Fazıl Küçük Koç
Muharrem İnce İskoçya’da
Yazarlar
0

CHP İskoçya Birliği’nin düzenlediği toplantıya yazarımız Fazıl Küçük Koç, CHP Danimarka Birliği’ni temsilen katıldı. İşte Koç’un izlenimleri…

Cumhuriyet Halk Partisi’nin son kurultayında genel başkanlık yarışını kaybeden Muharrem İnce, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir milletvekili olarak davet edildiği İskoçya’da birçoka ziyaret ve etkinliklere katıldı.
Ziyaret çerçevesince kahvaltıda ve akşam yemeklerinde ve panel toplantısının yan ısıra ve Pir Sultan Abdal Dernekleri ziyaretlerinde halkla buluşmalar gerçekleştirildi. Iskoçya’daki Başkonsolos Sayın Semih Lütfü Turgut ve eşi, İnce ailesi ile verdikleri akşam yemeğinde buluştu. Sayın Başkonsolos Danimarka sefirimiz Uğur Kenan İpek’e de saygı ve selamlarını iletti.
İskoçya Birliği ve değerli Başkanı Sayın Nihat Oymak ve ekibi mükemmel bir organizasyona imza attı…
Edinburgh White Haus’da yapılan toplantıya yaklaşık 150 kadar vatandaşımız katıldı. Panelde Sayın Muharrem İnce’nin yanı sıra İskoçya Başkanı Nihat Oymak, Londra Başkanı Hasan Dikme, Danimarka CHP temsilcisi Fazıl Küçük Koç ve Almanya BW Birliği Başkan Yardımcısı değerli sanatçı Şirin Üstün yer aldı.
Panelde kısa bir konuşma yaptım, “Sevgili Atatürkçüler, çağdaş ve demokratik yaşama inananlar, hukukun üstünlüğünü benimseyen hanımefendiler, beyler, delikanlılar, yüreği daha güzel bir Türkiye için çarpan tüm insanlar, İskoçyalı gurbetçiler, Sayın Ülkü İnci hanımefendi ve Muharrem İnci başta olmak üzere hepinizi Danimarka’dan getirdiğim Türkiye sevgisi ile selamlıyorum” dedim, Türkiye sevgisine vurgu yaptım.
Muharrem İnce de konuşmasına değerli eşi Ülkü Hanım’a sabır ödülü verilmesinin gerektiğini ifade ederek eşine olan minnettarlığını ortaya koydu ve ekledi:
“Memleketimizdeki insan manzaralarından örnekler;
“Demokrasi isteyen kafirdir” diyen bir rektör,
Danıştay Başkanı’nın kurada Elâzığ’a çıkan atamasının bir gece sonrası Ankara’ya değiştirilmesini savunan bir cumhurbaşkanı,
Haksız yere tutuklanan bir albayın eşi sesini cumhurbaşkanına duyurmak için ağaca tırmanıp bağırması,
Daha sonra albayın suçsuz olduğunun ortaya çıkması,
‘İmamın Ordusu’ kitabının yazarı Ahmet Şık’ın önce Fetöcüler tarafından tutuklanması, ardından yazdığı ‘Beraber Islandık Bu Yollarda’ adlı kitabı üzerine devlet tarafından tutuklanması,
Adam bana ‘Dingil’ diyor dava açıyorum, hâkim “Sen politikacısın hoş görülü olman gerek” diye cevap veriyor, ama aynı sözü kendisine söylesek hemen içerdeyim, Sinop Milli Eğitim Müdürü bedava kitap yerine bedava türban dağıtıyor, Cumhurbaşkanı vatandaşına “Marjinal” diyor, üniversite öğrencilerinin haklı veya haksız tepkilerine kızıyor, “Bunları üniversitede okutmayacağız” diyor, yargıçlık yapıyor, Her şeye tek başına karar veren bir tek adam rejimi maalesef devam edip gidiyor…
Meclis’te yaptığım bir konuşma sırasında AKP’ye verip veriştiriyorum. TV naklen yayın yapıyor, oturum başkanı benden özür dilememi istiyor. AKP milletvekilleri bana fiziki saldırmak istiyorlar. Tam bu arada anam arıyor ‘Aman oğlum, özür dile onlardan, yoksa seni dövecekler’ diyor. Biraz sonra babam arıyor, ‘Sakın özür dileme, hakkımı helal etmem’ diyor.
Kutsal dinimizi kullanan bir sürü din tacirleri türedi; fetvalar aldı başını gidiyor, cinsellik konusunda saçmalıklar, terlik ve kefen satan cemaatlar, neler neler..
Dış politika yolculuğu; Türkiye’nin temel ilkeleri vardı. ‘Yurtta barış dünyada barış…’ Ne oldu herkesle kavgalıyız. Kullanılan dil kabadayı ağzı, meydan okuma dili, posta koyuyor, sonra ihaleleri onlara veriyor. ‘Ey Amerika, Hollanda, Merkel, Fransa’ diyor. Hollanda’ya Petrol Ofisi veriliyor, Almanya yenilenebilir enerjiyi, Amerika yolcu uçağı ihalesini alıyor, bu nasıl bir iştir, nasıl devlet yönetmedir.
Devam ediyorum; Irak’ı biz mi bombaladık, Irak’ın imarı için Katar 1 milyar – Amerika 3 milyar – Suudi Arabistan 3 milyar – Türkiye 5 milyar… Niye biz. 2002’de Suriye sorunlu muydu, değil… Sorun yaratanlar sorun çözemezler… Cumhurbaşkanı sadece kendi geleceğini kurtarmak için Türkiye’yi maceralara sürüklüyor.
Bu şeker meselesinde yollar yine İsrail’in korunmasına kadar uzanıyor. ABD gerçekten Kürtleri seviyor mu? Bölgede İsrail’in ve enerji hattının güvenliği için ben de varım diye Suriye’deler. Bakınız Türkiye’deki gıda sektörünün %68’i yabancıların; bal sektörünün % 53’ü çiklet sektörü, % 90’ı pizza sektörünün % 80’i bütün bu sektörler nişasta bazlı şeker kullanmak istiyorlar. Bu sektörlerin çoğu da Amerika sermayesinin.
Türkiye niye Afrin’e girmesin? Sınır boyunca sürekli 30-40 km menzilli taciz atışları oluyor. Bunların durdurulması gerekir. Ordumuz onu yapıyor. Aslında harekatta sivillere zarar verilir endişesini taşıyordum. Ama başarılı bir şekilde devam eden bir harekât var. Sivillere zarar veriliyor olsaydı dünya bizim üzerimize gelirdi. Ordumuzu destekliyoruz. Sadece bu konu iç siyaset malzemesi yapılmasın. Amerika’nın, Rusya’nın hatta Çin in Suriye de ne işi var.
AKP’nin icraatlarından bir örnek; Tekel’in içki üretim fabrikaları 2006 yılında 292 milyon dolara satılır. Alan kişi firmanın % 90 hissesini 810 milyona satar, yine en son alıcı aynı firmayı 2 miyar 100 milyona satar.
Şimdi bunlar “Fetö’yü İsmet Paşa kurdu” diyebilirler; bakınız Mayıs 2004 MGK Fetö yapılanmasının incelenmesi konusunda tavsiye kararı alıyor. CHP, 09.03.2005 tarihinde Meclis’e “Fetö araştırılsın” diye önerge veriyor. Doğal olarak AKP önergeyi reddediyor.
Ertesi gün Akit gazetesi manşetten; “Gülen’i AKP kurtardı” diyor. “Ne istediler de vermedik” diyorlar. Akın Öztürk’ün hava kuvvetleri komutanı yapılması için önündeki 60 general kirli oyunlarla tasfiye ediliyor…Onların zamanında 17 üniversite açılmış, açılan bu üniversiteler Fetö bağlamında tekrar kapatılmıştır.
Önümüzdeki süreç ile ilgili; bu süreç bir CHP-AKP mücadelesi değil, Türkiye’nin geleceği meselesidir. Ya tek adam rejimi olacak ya da demokrasi. Bu nedenle herkes mutlaka sandığa gitmeli ve oylarımıza sahip çıkmalıyız. Bu konu herkesin dikkat etmesi gereken bir konu; biz bunun bir örneğini Yalova’da yaptık başarılı olduk. O nedenle halk kendi bulundukları yerde oyuna sandığına sahip çıkmalı. En son seçimlerde bunun kötü örneklerini gördük. Sınavlarda soruları çalanlar fırsat bulursa sandıkta oyları da çalarlar. Onun için oyuna ve sandığına sahip çıkacaksın.
Başkanlık seçimleri ile ilgili; seçimin birinci turunda Erdoğan lehine sonuçlanmaması için her partinin kendi adayını göstermesi gerekir. İkinci tura muhaliflerin en çok oy alan adayının etrafında bir ittifak oluşacaktır. Önemli olan burada seçimin birinci turda bitmemesidir.
Bakınız bir milletvekili vefat edince varislerine kişi başı 12.300 TL, emekli olunca 6.150 TL ödeme yapılıyor. Peki bir memur ölünce 2.062 TL, bir SSK’lı ölünce 560 TL, bir köylü ölünce 0 TL ölüm parası veriliyor. Bu saçmalıkların tabi ki düzeltilmesi gerekiyor. TBMM’nin lokantası tıklım doludur. Milletvekillerinin eşleri niye her gün ordadır? Ben 16 yıldır vekillik yapıyorum. Ülkü Hanım belki bir iki defa Meclis’te benimle yemek yemiştir. Orası bir iş yeridir herkes işine baksın…
Bir araştırmaya göre; gençlerin % 80’i karşı görüşten birileri ile evlilik yapmaya karşılar. Buna karşın daha olgun kesim % 70’in altında bir karşı duruş sergiliyor. Toplumdaki bu ayrışma sürekli olarak tırmanıyor.
“Sen başkan olursan CHP’de daha fazla alevi milletvekili olacak mı?” deniyor. Daha ne olsun, Meclis’teki 130 CHP milletvekilinin yarısı zaten Alevi kökenli. Ben başkan olursam kişinin mezhebine falan bakmam, yeteneklerine bakarım. Ben kurultayda genel başkanıma saygısızlık yapmadım, sadece başarısız olduğunu söyledim. Halk beni istedi ama delegeler aynı görüşte değildi. Ben bu partide her göreve geldim başkanlığa da talip oldum. CHP’den ayrılmam söz konusu değildir. Abdullah Gül’ün başkan adaylığına da şiddetle karşı çıkacağım.”

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com