Çok Yakında

Kırmızı beyaz yarim…

Eylül 20th, 2016 | by Bahadır Güler
Kırmızı beyaz yarim…
Yazarlar
0

(Tarih yazarımız Bahadır Güler, Ay yıldızlı bayrağımızın hikayesini Kuzey’in Eylül sayısına yazdı…)

Deǧerli Kuzey okuyucuları,
İki aylık bir aradan sonra tarih sohbetlerimize kaldıǧımız yerden devam edebiliriz. Kuzey Gazetesi’nin bu ayki sayısında sizlerle baǧımsızlıǧımızın sembolü olan ‘AY YILDIZLI BAYRAǦIMIZ’ın nasıl Türk milletinin bayraǧı haline geldiǧini, hangi mitolojik anlatının onu anlattıǧı ve hangi tarihi olaylardan sonra bu noktaya kadar geldiǧini dilimiz döndüǧünce sizlerle paylaşmaya ҫalışacaǧız.
Her ülkenin kendine has, tarihi derinliklerinden gelen, o ülkeyi ve milleti görünüşü ile simgeleyen, temsil ettiǧi milletin karakteri ile uyuşan bir bayraǧı vardır.
Türk milleti tarihi akış iҫerisinde farklı coǧrafyalarda kurmuş olduǧu farklı devletlerde farklı farklı simgeleri kendisine sembol olarak seҫmiş ve bayrak olarak kullanmıştır. Bunu örneklendirecek olursak; tarihte ilk kurulan Türk Devleti olan Büyük Hun İmparatorluǧu’nun bayraǧı, sarı renk üzerine yapılmış olan büyük bir ejderha resmidir. Tarihte Türkiye Cumhuriyeti’nden önce ilk defa Türk ismi kullanılarak kurulmuş olan Göktürk Devleti’nin bayraǧı mavi zemin üzerine gri bir kurt başıdır. Büyük Selҫuklu Devleti kendine simge olarak iki başlı kartalı seҫerken, Harzemşahlar sadece siyah rengi sembol olarak kullanmışlardır.
Devletlerin bayrak olarak kullanmış oldukları semboller ve renklerin, bulunmuş oldukları coǧrafya ile alakası olduǧu gibi seҫmiş oldukları din ile de baǧlantısı vardır. Farklı zaman dilimleri iҫerisinde milletlerin kullanmış oldukları bayraklar o milletin baǧımsız bir devlet olduǧunu göstermesi aҫısından ҫok büyük önem taşıdıǧı gibi o milletin tarihi, karakteri ve dini ile de örtüşmüştür.

Nasıl ‘HAҪ’ hırıstiyanlıǧı kabul etmiş olan birçok ülkenin bayraǧında bir simge olarak kullanılmış ise müslüman olan ülkelerde ‘HİLAL’i simge olarak kullanmışlardır. Günümüz dünyasında dinsel ve siyasi semboller insanlar tarafından ҫok fazla kullanılmakta ve kimliklerinin bir parçası haline getirerek onunla özdeşleşmektedirler. Bu sebeple bayrak belki de olması gerekenden ҫok daha fazla kullanılmaya ve gerҫek anlamından uzaklaştırılmaya başlanmıştır.
Tüm bunların ışıǧı altında şunu da söylememiz mümkündür. Her bayraǧın olmasa da birҫok bayraǧın kendine özgü, iҫerisinde mitolojik kırıntılarında bulunduǧu bir hikayesi, bir tarihsel baǧlantısı vardır. Buna en güzel örneklerden bir tanesi bizim bayraǧımız iken, bir diğer güzel örnek de bir sonraki yazımda anlatmaya ҫalışacaǧım Danimarka’nın bayraǧı olan Dannebrog’dur.

kuzey ağustos

Tüm bu tarihi bilgilerden sonra gelelim milletimizin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin simgesi olan ‘AY YILDIZLI’ bayraǧımızın hikayesine.
Bu konu ile ilgili bu yazıyı yazmaya karar verdiǧimde bilgilerimi tazelemek ve varsa bilmediǧim şeyleri de okuyarak bilgi daǧarcığımı geliştirmek iҫin kaynaklara tekrar göz gezdirdiǧimde, bize öǧretilenlerin yanında bu hikayeye farklı bakışların da olduǧunu ve farklı bilgilerin de kaynaklarda paylaşıldıǧını gördüm. Ama tüm hikayelerin birleşmiş olduǧu yer, bayraǧımızın doǧuş hikayesindeki efsaneye yakın anlatımın yanında bilgi olarak tüm kaynakların 1. Kosova Savaşı’nda birleştikleri oldu.
Ay yıldızlı bayraǧımızın efsanevi doǧuşu, Osmanlı Devleti’nin artık yavaş yavaş büyük bir devlet haline gelmiş olduǧu 1. Murad Hüdavendigar dönemine denk gelmektedir (1326-1389)… Avrupa ve Balkanlar’da yaşayan hıristiyan ülkelerin bir Haҫlı Seferi hüviyetinde bir araya gelip, Osmanlı Devleti’nin üzerine sefere ҫıktı. Onlara karşı 1. Murad Han’ın komutasındaki Türk ordusuyla Kosova’da karşı karşıya geldiler (1389)…
Osmanlı’nın zaferi ile sonuҫlanan bu savaşın sonunda savaş meydanını askerleri ile beraber dolasan 1. Murad, savaş meydanının tam ortasında, savaşın en acımasız yüzünü gösterdiǧi yerde onlarca Türk askerinin yan yana şehit olduǧunu ve bu askerlerden akan kanın hemen yanlarında bulunan büyükҫe bir ҫukuru doldurduǧunu görür. Türk askerlerinin kanları ile dolu olan bu ҫukurun üzerine hilal şeklindeki ayın ve hemen yanında bir yıldızın siluetinin düştüǧünü farkeden 1. Murad ve beraberindekiler, bu manzara karşısında hem üzülürler hem de hayretler iҫerisinde kalarak bu inanılmaz görüntünün kendilerine ilahi bir mesaj olduǧunu düşünürler. 1. Murad Han savaş meydanında şehitlerimizin kanı üzerinde oluşmuş olan bu simgenin Osmanlı Devleti’nin bayraǧı olarak kullanılması emrini verir.
Bayraǧımızın bu inanılması zor hikayesinin bir mitoloji olmadıǧını ve bazı tarihi bilgiler ile de örtüştüǧünü düşünecek olursak, o anda ve o halet-i ruhiye ile bu acıklı ve inanılması güҫ durumu gören kişilerin bu tarihi olaya ilahi bir anlam yüklemeleri doǧaldır. Ama esas bu hikayedeki anlatımı destekleyen gökyüzü olayının o tarihe denk düşmesi, bu anlatının mitolojik yanından ayrı gerҫeklikle de olan baǧlantısını bize göstermektedir. Ki bu da, bu savaşın akşamında gökyüzünde Jüpiter ve ayın nadir olarak yan yana gelmesidir. I. Kosova Savaşı sırasında gökyüzünde meydana gelen görüntüye ulaşmak için Stellarium isimli Planetarium programı, I. Kosova Savaşı tarihine (28 Temmuz 1389) ve Kosova koordinatlarına (Lat: 43. 41, Long: 25.65) alındığında gökyüzündeki Ay ve yıldızın aslında Ay ve Jüpiter olduğu görülmektedir. Bu gökyüzü olayını güneş tutulması olarak aktaran kaynaklar varsa da yukarıda belirtmiş olduǧumuz bilgi daha gerҫekҫi durmaktadır.
Jüpiter her ne kadar eski zamanlardan beri bilinse de, ilk olarak 1610 yılında Galilei tarafından Jüpiter’e ait 4 Ay keşfedilmiştir. Jüpiter’in gözükebilen 4 ayının etrafının da kısmen parlaması (Basit bir teleskopla gözükebilir, ancak çıplak gözle en iyi ihtimal Jüpiter’e yakın bir parıltı gözükür); büyük bir ihtimalle Jüpiter’in köşeli bir yıldıza benzetilmesini sağlamıştır. Lâkin, Güneş’in herhangi bir gezegen üzerindeki yansımasının Dünya’daki insanlar tarafından parlak bir yıldıza benzetilerek izlenmesi gayet normaldir. Uranüs gezegeni de (Her ne kadar çıplak gözle gözükmesi çok zor olsa da, küçük bir parıltı olarak gözükebilir); Jüpiter etrafında fark edilebilir 5 köşe gözükmesine sebebiyet verir.
Eğer bu yansımayı, olası bir kan çukuru üzerinde düşünürsek; bize Türk bayrağının şu anki hali göstermesi ihtimali çok yüksektir.
Şimdi bu tarihi ve ilmi gerҫeklik ile bayraǧımızın ortaya ҫıkış anlatısını birleştirecek olursak, karşımıza Ay yıldızlı bayraǧımızın doǧuş hikayesinin aslında sadece bir hikaye olmadıǧı ortaya ҫıkmaktadır.
Aslında bu yazının amacı bu hikayenin uydurma olmadıǧını anlatmak ya da ispata ҫalışmak deǧildir. Burada anlatmaya ҫalıştıǧımız şey; bazı siyasi ve tarihi süreҫlerden geҫerek bir millet haline gelen ve baǧımsız bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin simgesi olan bayraǧımızın bizlerin ortak bir paydası olduǧunun, bayraǧımızın belirli bir dönemde tahrik unsuru sayılarak her yerde kullanımının yasaklanma noktasına kadar getirildiǧinin, hatta bu bayraǧın ve ülke isminin deǧiştirilmesi gerektiǧinin bazı televizyon kanallarında adına gazeteci ya da akademisyen denilen zavallılar tarafından teklif edilmesinin bu millete ve ülkeye karşı yapılabilecek en büyük haksızlık olduǧunu anlatabilmektir.
Hikayesi ne ve nasıl olursa olsun tüm milletimiz tarafından kabul görmüş ve altında yaşamaktan şeref duymuş olduǧumuz Ay yıldızlı bayraǧımızın dalgalanmadıǧı bir yerin bizlerin vatanı olmaktan ҫıkacaǧı fikri, beyinlerimize kazınmalı, bizden sonraki nesillere de aktarılmalıdır. Ve simgeler aracılıǧı ile devam ettirilen acımasız savaşların yapıldıǧı bu dünyada baǧımsız ve kimseye muhtaҫ olmadan yaşamanın yolunun hem ülkemize hem bayraǧımıza hem de tüm tarihi ve kültürel deǧerlerimize sahip ҫıkmaktan geҫtiǧi bilincinin her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına aşılanması gerekmektedir.
Unutmayalım ki adına VATAN dediǧimiz bir toprak parҫasının gerçek anlamda vatan olabilmesi iҫin bir olmamız, iri olmamız, diri olmamız ve bunların yanında akıllı ve bilinҫli olmamız gerekmektedir.
Bayraǧımız ile ilgili tüm bilgiler hepimize bir bilgisayar kadar, bir mobil telefon kadar yakın ama sahip olmamız gereken bilgiler aynı zamanda yeterli derecede okumadıǧımız iҫin bizlere binlerce kilometre uzak. Unutmayalım ki bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz.
Her bayraǧın en az bizim bayraǧımız kadar deǧerli olduǧunu ve saygı gösterilmesi gerektiǧini İzmir’i işgal eden Yunanlılar’ın bayraǧının ayaklarının altına serilmesine karşı olan Mustafa Kemal Atatürk bizlere aҫık ve net bir şekilde anlatmaktadır.
Sonsuza kadar Ay yıldızlı bayraǧımız altında huzur ve mutluluk dolu bir Türkiye´de yaşamak umudu ile sizleri size ve hepinizi Yüce Yaratıcıya emanet ediyorum.
Saygılarımla…

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com