Çok Yakında

İstanbul’un Sarayları

Mayıs 16th, 2016 | by Aslı Bora
İstanbul’un Sarayları
Yazarlar
0

(Aslı Bora’nın Kuzey’in Mayıs sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

İki kıtayı birleştiren, imparatorlukların yazgısını değiştiren, ozanlara ilham veren, insanı kendine aşık eden şehir, bütün zamanların en gözde şehri, İstanbul! Nice hükümdar görmüş bu şehir. Her asayı eline alan, kendini ebedi kılmak istemiş iki kıtanın kadim çehresinde ve mimari şaheserlerle donatmışlar İstanbul’u. Anlat anlat bitmez bir şehr-i İstanbul’dur burası… İşte ben bu yazıda bu mülkün sultanlarının inşa ettiği paha biçilemez saraylarla şehrin geçmişine dokunuyorum.

Marmara Denizi’nden Boğaziçi’ne girerken Avrupa yakasında bütün haşmetiyle izleyenleri hipnotize eden Dolmabahçe Sarayı, İstanbul’u yaşamak için görülmesi gereken yerlerin başında gelir. Türk tarihinin çarpıcı hadiselerine ev sahipliği yapan Dolmabahçe Sarayı, 19’uncu yüzyılın ortalarında Sultan I. Abdülmecit’in isteği üzerine Ermeni asıllı Garabet Balyan ve oğlu Nigoğos Balyan tarafından inşa edilir. 19’uncu yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet ve toplum düzeninde reformlara gittiği, modernleşme çabalarının belirginleştiği bir dönem. Bu değişim yaşamın her alanına yansıtılmaya çalışılır ve özellikle İstanbul’un fiziki dokusunu etkiler. Dolmabahçe Sarayı bütün bu yeni anlayışın ürünü olarak ortaya çıkan bir eserdir. Dolmabahçe Sarayı’nı biçimlendiren mimari yaklaşımda, Barok, Rokoko, Neo-Klasik gibi Batı sanatına yön vermiş üslupların hakimiyeti göze çarpar. Ancak bunlar Osmanlı çizgileriyle kaynaştırılmış ve tümüyle eklektik bir üsluba ulaşılmıştır. İşte bu bakımdan Dolmabahçe Sarayı, Tanzimat ruhunu yansıtan anıtsal bir yapıdır. Mimari sentezini iç mekanda da sürdüren sarayın mobilyaları Londra ve Paris’ten satın alınır. Saray’ın adeta bir elmas ışıldamasını sağlayan 224 avize ve 500 şamdan, İngiltere, Fransa ve İtalya’dan getirilir. Türkiye’nin yaklaşık 4.5 tonla en büyük avizesinin de Dolmabahçe Sarayı’nda olması şaşırtıcı olmayan bir ayrıntıdır.

dolmabahçe Sarayı Kapı285 oda, 46 salon, 6 hamam ve 68 tuvalet içeren saray, 600 metre boyunca uzanan bir rıhtımla Boğaziçi’ne göz kırpar. Deniz ulaşımının geçerli olduğu bir devirde yapıldığından, deniz cephesi Boğaz’a bakan bütün saraylarda olduğu gibi muhteşem bir görsellik sunar. Gerçekten de vapurla ya da gezi tekneleriyle bugün bile önünden geçen herkesi deklanşöre basmaya zorlayan asil bir güzelliğin temsilcisidir.  Dolmabahçe Sarayı kara tarafında bütün ihtişamı kapılara yükler.  Özellikle İmparator ve maiyetinin kullandığı iki abidevi kapı sarayın görkemi adına içeri girmeden fikir sahibi olmanızı sağlar. İstanbul’un ışıltılı maviliğini sonsuza kadar solumaya olanak veren sarayın bahçesi dört bölümden meydana gelir.  Bu dört bahçeden en gösterişli olanı Fransız tarzı düzenlemesiyle dikkat çeken ön bahçedir.  Güce vurgu yapan aslan heykelleriyle süslü bahçeler zarif süs havuzlarıyla donatılmıştır. Padişahların devlet işlerini yürüttüğü Mabeyn bölümü gerek zengin dekorasyonu gerek işlevi nedeniyle sarayın en unutulmaz noktalarından biridir. Bu bölümdeki salonlar ve iki salonu birbirine bağlayan Kristal Merdiven neredeyse saray kadar şöhretlidir. Dolmabahçe Sarayı’nın diğer önemli bölümleri arasında Harem, Veliaht Dairesi ve İstanbul siluetinin ayrılmaz parçası saat kulesi gelir.  Yine de Dolmabahçe Sarayı ziyaretinin en duygulu anları Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hayata veda ettiği odada yaşanır. Dolmabahçe Sarayı, İstanbul sarayları içinde ziyaretçilerine her duyguyu yaşatabilecek özel bir mekandır.

TOPKAPI SARAYI

kapı_dolmabahçe_Topkapı Sarayı, İstanbul’un sarayları içerisinde en köklü ve yaşanmışlıklarıyla en ilginç olanı.  Yaklaşık 400 yıl boyunca, üç kıtaya hükmetmiş Osmanlı padişahlarının ikametgahı olan saray, günümüzde Sarayburnu olarak anılan noktada İstanbul silüetine ayrı bir değer katar. O kadar uzun zamandır bu kentin bir parçasıdır ki Topkapı Sarayı olmayan bir İstanbul hayal etmek hayli güçtür.
Topkapı Sarayı’nın tarihi serüveni neredeyse İstanbul’un fethiyle başlar. Ama imar faaliyetleri yüzyıllar boyunca devam eder. Sürekli artan saray nüfusunu himaye edecek alan yaratmak için her hükümdar zamanında yeni bina ya da binalar eklenir. Böylece saray, şehir içinde bir şehre dönüşür. Her dönemde yapım çalışmalarının sürmesi saray kompleksini oluşturan her yapının ayrı bir çağın mimari ekolünü yansıtmasına da zemin hazırlamıştır.
Topkapı Sarayı’nın içindeki her köşk, her kule, her mücevher ayrı bir hikayenin kahramanıdır. Sanki saatler hâlâ yüzyıllar öncesinin zamanını göstermekteymiş gibi hissedebilirsiniz. Geçmişin gölgelerini, muhteşem manzaraları seyrederken hayâl edebilirsiniz. Kurşun kubbelerde hâlâ o isyanların, aşkların, gücün ve iktidarın sesini duyabilirsiniz. Görkemli kapılardan geçerken bir tören alayının ritmini yakalayabilirsiniz. Burada çağlar arasında gezinmek için bir kılıcın, bir kaftanın, bir elmasın ışıltısına kendinizi bırakıvermeniz yeterlidir.
Yine de sarayın en merak edilen bölümü asırlar boyunca gizemini korumuş olan Harem. “Kutsal ve sevgili” anlamına gelen “harem” sözcüğü dünyaya hükmeden sultanın özel hayatının mahremiyetini yansıtır. İyi eğitilmiş, yüzlerce güzel kadının yaşadığı, sırlarla dolu bir yaşam alanı Harem. Vakti zamanında tutkular, aşklar, acılar ve sınırsız rekabetle tutuşan bu mekan, günümüzde gezginler için düşsel bir evren gibi algılanmaya devam ediyor.

topkaıııııTopkapı Sarayı’nı gezginler için cazip kılan bir diğer alan Kutsal Emanetler Dairesi. Has Oda’da yer alan Kutsal Emanetler Dairesi’inde 16’ncı yüzyıldan 19’uncu yüzyılın ikinci yarısına kadar Osmanlı sultanlarına sunulan dini hediyeler sergileniyor. Kutsal Emanetler Dairesi özellikle peygamberlere ait kişisel eşya ve hatıralarla öne çıkıyor. Hz. Muhammed’in hırkası, sakalı, mektupları, Hz. Musa’nın asası, Hz. Davut’un kılıcı burada bulunan kutsal kalıntıların yalnızca birkaçı.
1924’ten bu yana müze olarak gezginleri ağırlayan saray, Türkiye’nin en çok ziyaret edilen müzelerinin başında geliyor. Yüzlerce yıl Osmanlı İmparatorluğu’nun kalbi olan bu yapılar içinde dolaşmak, tarihin bir parçası olmak için her yıl milyonlarca insan Topkapı Sarayı’nı görmek için yollara düşüyor.

Yorumlara kapalıdır.