Çok Yakında

İŞE BAŞLAMA SAATİ 10 OLMALIYMIŞ…

Eylül 29th, 2015 | by Gazete Kuzey
İŞE BAŞLAMA SAATİ 10 OLMALIYMIŞ…
Sağlık
0

Sabahları uyanamıyor, işe yetişmek için ter döküyor, yetişseniz de konstantre olamıyor musunuz? Hiç üzülmeyin çünkü sorun sizde değil biyolojik saatte! Araştırmalara göre işe başlamak için en uygun saat, sabah 10 olmalı. 9-5 çalışma saatleri ise biyolojik saatimizin ritmine kesinlikle uymuyor. Üstelik bu “uyumsuzluk” 55 yaşına kadar sürüyor. İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı araştırmalara göre sabah saat 9’da ya da daha erken işe başlamak, kişilerde önemli bir hastalık riski teşkil ediyor. Kişilerin kendilerini yorgun, hasta ve stres altında hissetmelerine, hastalanmalarına yol açıyor.
Araştırmayı yapan Dr Paul Kelley, çalışma saatleri gibi çocukların okulda derse başlama saatlerinin de yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Bu saatlerin “vücut saatine göre” düzenlenmesi gerektiğini söyleyen Dr. Kelley’nin tespitlerine göre:
 10 yaşındaki bir çocuk, sabah saat 8.30’dan önce akademik konulara odaklanamıyor.
 16 yaşındaki bir öğrenci için ise bu saat sabah 10.
 Üniversite öğrencileri ise derslere sabah 11’den önce başlamamalı.
 Ders saatlerinin değiştirilmesi bile otomatik olarak notlar ve başarı ortalamasında yüzde 10’luk bir artış sağlamaya yeter.
 Çalışanlarına saat 10’dan önce iş başı yaptıran şirketler de başarı ve ürün kalitesi oranını düşürüyor.
 Aynı zamanda çalışanlarda sağlık sorunları baş gösteriyor.
 Vücudun çalışma sistemine hasar veriyor, fiziksel ve duygusal sorunlar çıkarıyor.

Dr. Kelley, çalışma saatleri ve vücut kalp ritmi saati arasındaki bağlantıyı gösteren araştırmasının “toplumsal bir mesele” olduğunu söyledi. 55 yaşına kadar sabah erken saatlerde çalışmaya başlanmaması gerektiğinin de altını çizdi. “Kalbiniz ve karaciğeriniz farklı saatlerde çalışıyor. Oysa siz onlardan iki ya da üç saat vardiya yapmalarını bekliyorsunuz” diyerek vücut çalışma sistemindeki farklılığa dikkat çekti. Dr. Kelley şöyle devam etti:
“24 saatlik vücut ritmimizi değiştiremeyiz. Vücudunuz güneş ışığına duyarlıdır. Örneğin hastaneler ya da hapishanelerde insanları erkenden kaldırırlar, kahvaltılarını verirler. Çünkü herkes o saatlerde daha uysal ve sakin olurlar. İtiraz etmezler çünkü uykuları olur. Uykusuz kalmak tam bir işkence.” Uykusuzluğun sinir, öfke, gerginlik, baskıcı ruh hali, kilo alma, risk alma, yüksek tansiyon, stres, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi sorunlara yol açtığını da sözlerine ekledi.

Yorumlara kapalıdır.