Çok Yakında

İdare et Lars!

Nisan 22nd, 2016 | by Ümit Olcay
İdare et Lars!
Yazarlar
0

(Kuzey’in Kedisi Ümit Olcay’ın Nisan ayı sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Çok hastayken ve iç dünyam yüksek ritimle hareket ederken ben yine yazımı son güne bıraktım. “Ne yazsam? Nasıl yazsam?” diye düşünürken bir baktım ki, kendimi “Nasıl kaytarsam da kaçsam bu ay ki yazıdan” derken yakaladım. Görmemezlikten geldim bu halimi ve devam ettim. Dedim ki “Gazeteyi ararım –Beni bu ay idare edin, derim!” Muhtemel onlar da “Tamam, merak etme. Biz senin adına yazarız” demeyeceklerine göre “Nasıl?” diye sorarlar! Ben de onlara iç dünyamdan bahsetmenin yersiz olduğunu düşünerek aynı cevabı veririm: “İdare edin işte!!!”

Masmavi gözlerinin zenginliği ile yüzüne gülümsemeyi de almış, oyunculuğu ve dublaj sanatçılığını yetenekle yapan bir arkadaşım vardı Ercü. Moskova opera ve balesinin baş dansçılarından Lena ile evlenip, çocukları iki yaşına geldiğinde boşanma kararı almışlardı. O gün Ercü’ye “Neden boşanıyorsunuz?” diye sorduğumda bana şu cevabı vermişti: “Biz Türk’üz Ümit, ona diyorum ki ‘Lena idare et!’ O da bana diyor ki ‘Ercü idare etmek ne demek? Bir şey ya yapılır, ya yapılmaz!”… İşte bu hikâye aklıma gelince yazmak istedim, idare edilmeden ve idare edercesine yazmadan!

Bu ülke topraklarında “İdare etçiler ile Hallederizciler” kardeştir ve tek bir felsefeden beslenirler; Olmayacak olanı oldurtma! Hayatımızın her alanına yerleşmiştir. Herkes bir şekilde bir şeyleri hep idare eder. Anne kızını, ev sahibi kiracısını, patron işçiyi, öğretmen öğrencisini, bakkal borçlusunu, kurumlar vatandaşı, vatandaş devleti, hep idare eder Türkiye’de! İdare etmeyene, kanuna kurala uyana da hemen fırça atmak vardır. “Vicdansız, merhametsiz, kalpsiz hatta adam mısın lan” bile denir! Mesela siz Danimarka’da şöyle bir şey olabileceğine ihtimal veriyor musunuz? Doğalgaz faturasını ödememişsiniz, Lars kapıya dayanmış doğalgazı kesecek ve siz şöyle diyeceksiniz: “Lars kesme be birader, içerde çocuklar var hava çok soğuk, idare et!” Eee Lars da size “Tamam ama lütfen sizde beni zor durumda bırakmayın ve iki güne halledin” diye mi cevap verecek? Ya da İsveç’te resmi bir kuruma gittiğinizde “Ya tamam, o evrak eksik ama idare et sen dosyayı işleme koy, ben yarın sabah eksik evrakı bırakacağım” demek söz konusu olabilir mi? Almanya’da, arabanızın farları yanmadığı halde bir polise “Burası küçük bir kasaba Hans, dört blok öteye gideceğim zaten, sende görmemezlikten gel” mi diyeceksiniz? Mümkün mü?

Sanki dışarıdan kulağa yardım sever, çok iyi, masumane, iş çözücü gibi gelse de, maalesef ülkedeki çarpıklığın baş sebeplerinden biridir “İdare Etmek.” Sorumluluktan uzaklaştıran, işini zamanında ve doğru yapmaktan alıkoyan, gelişmemize engel bir olamama duygusudur.

Çünkü bizde her şey mümkündür ve idare edilir.

Otobüs durak harici durabilir, mesai ödenmeden işçi çalıştırılabilir, tiyatroya geç girilebilir, yol ortasına iki dakika araba park edilip, altıncı ayda kira sekizinci ayda hala maaş bekletilebilir, sigara içilmeyen yerde içilir, özel gününse gürültü serbesttir, camiye pis çorapla gelinir, madenlere her şekilde girilir, bu ülkede erkekler zaten idare edilir, çocuklar tacizcisini meçhuller de failini idare ederler, ihaleler alınır köprüler verilir, bu da böyle ‘uzarrr’ gider… Ve mutlaka hepimizin de mantıklı sebepleri hep vardır.

Yani sizin anlayacağınız bu ülkede idare edilememenin dışında, idare edilmekte büyük problemdir! Sizde beni bu ay idare edin ve Bülent Ortaçgil’den “Normal” dinleyin…

Yorumlara kapalıdır.