Çok Yakında

İ-S-R-A-F

Mart 30th, 2018 | by Hüseyin Araç
İ-S-R-A-F
Yazarlar
0

Hüseyin Araç yazdı

Zaman değişiyor, ortam değişiyor, insanlar değişiyor; bu değişikliklerin bazısı gayet normal ve olması gerekli değişimler, ama bazıları gereksiz, lüzumsuz ve de israfa sebebiyet veren değişiklikler.
Biraz geriye gidecek olursak, 1980-90’lı yıllarda düğünlerimiz derneklerde, okullarda ve de spor salonlarında yapılırdı. Az insan katılırdı, bazen yemek bile verilmez, meyve suyu ve kuruyemişlerle misafirler ağırlanırdı.
Şimdi ise çok güzel, büyük ve modern düğün salonları açıldı, çeşitli mönülerle, pastalarla, hatta salonda kıyılan nikahlarla daha şatafatlı, daha büyük katılımlarla, daha büyük paralar harcanarak düğün yapılıyor.
Çeşitli şehirlerde değerli dostlarımın davetleri üzerine birçok düğüne katılan biriyim, hatta birçok gencin nikahını bizzat ben kıyıyorum.
Düğün sahipleri misafirlerini memnun etmek için elinden gelen her şeyi yapıyorlar, ama bir şeyi engelleyemiyorlar, daha doğrusu engelleme imkanları olmuyor.
Düğün sahipleri düğüne kaç kişinin geleceğini bilemiyor, salon sahipleri ile tahmini bir sayı üzerinde anlaşıyorlar. Bazen “800 misafirim gelecek” diyor, yemek, içki, çerez parasını ona göre ödüyor, ama sadece 300 kişi geliyor ve gelmeyen 500 kişi için hazırlanan yemekler, çerezler, pastalar çöpe gidiyor, yani ‘İSRAF’ ediliyor.
Bu yemeklerle kaç fakir doyar, bu paralarla başka ihtiyaçlar görülürdü diye düşünmeden edemiyorum.
Bazen de “300 misafir gelecek” diye pazarlık yapılıyor, 600 kişi geliyor. Ne yemek yetiyor, ne çerez yetiyor, düğün sahipleri mahçup oluyor, salon sahipleri zor durumda kalıyor. Bu israfı, bu kargaşayı önlemek için davetiye alanların gelip gelmeyeceğini ve de geleceklerinde kaç kişi geleceklerini düğünden en az 15 gün önce düğün sahiplerine bildirseler olmaz mı? Acaba bunda ne sakınca var? Bugün onlara yarın bizlere deyip, bunu alışkanlık yapsak olmaz mı? Bence olur, hem de çok iyi olur.
Düğüne çocukların gelmesi gayet normal, ama çocuk sahiplerinin çocuklarına sahip çıkması gerekmez mi?
Salon sahiplerinin de şüphesiz bazı sıkıntıları sorunları oluyor, Danimarkalı salon sahiplerine göre daha uygun fiyat uygulayan bu kişiler, bazen kar yerine zarar ediyorlar. Örneğin sigara izmaritleri, çocuk bezleri, petler tuvalete atılınca tıkanan boruları açmak için bazen 20-30 bin kuronluk tamirat parası veriyorlar. Kırılan camlar, kapı kolları, tabaklar, bardaklar da cabası.
Salonları kendi evimiz gibi kullanmalıyız, çocuklarımıza sahip çıkıp, cam pencere kırmamalarını, etrafa zarar vermemelerini sağlamalıyız.

ÇİLEKEŞ MÜZİSYENLER

Düğünlerimizde müzik olmazsa olmaz, ama onlar da ücretlerinden memnun olmazsa, emeğinin karşılığını alamazsa, onlar da yüksek performans gösteremezler.
Ben Danimarkalı müzik guruplarının katıldığı davetlere de gidiyorum; inanın ki bir kişilik grup bizim 3-4-5 kişiden oluşan müzik grubunun aldığı parayı 3 saatte tek başına alıyor.
Bizim müzisyenler saatlerce düğünü şenlendirmek, misafirlerin binbir çeşit müzik isteklerini yerine getirmek için saatlerce emek sarf ediyor, çaba gösteriyorlar, emeklerinin karşılığını almaları doğaldır ve de gereklidir.
Ayrıyeten müzik aletlerinin kiralanması, hazırlanması, yerinde sökülüp kaldırılması saatlerce süren bir iş.
Gösterişi seven bazı düğün sahipleri, limuzin tutarken, hatta helikopter tutup müstakbel eşine havadan gül atarken, Paris’ten gelinlik getirtirken, onlarla pazarlık yapmayıp paraya iyice kıyıyorlar… ama müzisyen arkadaşlara gelince, onlarla kıran kırana pazarlık yapıyor, ve onların emeğine saygıyı unutuyorlar.
Halbu ki israftan kısarak, kaçınarak.
Müzisyenlerimizin, düğün salonlarında çalışanların hakkını fazlası ile verebiliriz, değil mi Mehmet kardeş?
Düğünlerimizde, cenaze törenlerimizde kapı komşu ve de çevre ile olur, değil mi gurbetçi kardeşlerim?
Acılar paylaştıkça azalır, sevinçler ve başarılar paylaştıkça çoğalır.
‘İSRAF’an kaçının; hoşça ve dostça kalın.

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com