Çok Yakında

Hiçbir erkek, kadın varken eşeğe gitmez

Eylül 5th, 2015 | by Gazete Kuzey
Hiçbir erkek, kadın varken eşeğe gitmez
Türkiye
0

KUTLU ESENDEMİR’İN HAYDAR DÜMEN RÖPORTAJININ İKİNCİ BÖLÜMÜ…

 

Türkiye’de, hayatın merkezinde hep seks var galiba. 

Şimdi hayatın merkezinde neden seks var? Seksin amacında yaratılış var. Yani bir soy üretilecek. Meyvelerde var, çiçeğe arı gidecek, armut yiyeceğiz kardeşim. Bu artık hücrenin genetiğinde var. Fakat Türk erkeğinin sekse düşkünlüğü diye bir olayı yok. Beyinsel bakımdan ne kadar geriysen, seks bakımından o kadar ileri olabilir misin? Bu bir dengedir. Beyin enerji harcıyorsa o kadar güçlü olmazsın, seçici olursun. Ben vatandaşın önüne bir büyük kasede bir kilo bal koyayım. “Ye bunu” diyeyim. Kaşık kaşık yedi. Ama biraz daha kaliteli, aklı başında birinin önüne bu balı koyayım. Yanında biraz gül yaprağı, onun yanında birazcık kızarmış ekmek… O da çatalla yedi. Hangisi daha çok zevk aldı? O başka bir şeydir. Bizdeki kaba seksin kendisi dahi, sayısal bakımdan bile diğer çağdaş ülkelerden ileri değildir. Çünkü bilmiyor, doğa ne verdiyse oradan gidiyor.

Bizde erkekler sekse çok mu düşkün?

Evet ama bir kişi eksik yanını tamamlamaya çalışır. Parasızsa paraya göz diker, seksten yana doymamışsa, ya doyma seks değil işte; bunun giriş çıkışını düşünüyorlar ya.  Düşünebiliyor musun;  Erkekler Türkiye’de iki delik üstüne sohbet ediyor. Ön ve arka. Küfürler onun üzerine, fıkralar onun üzerine.

Türkiye’de erkeklerin erken boşaldığına dair bir kanı var. Katılır mısınız buna?

Bizde erkek 15 yaşında mastürbasyona başlıyor. Mastürbasyon için de yarım saat ayırmıyor. Çünkü birçoğunda da mastürbasyon yapacağı yeri yok. Herkesin bir özel odası yoktur yani. Kimin yanında yapacak onu, işte anası içeride bulaşık yıkarken, iki dakikada… Tuvalette işini görüyor. Sistem şartlıyor onu. Kadın da yok. Erken boşalmaya şartlanıyor. 

CİNSELLİK SEKS DEĞİLDİR

Kimi ergenler böbürlenirler.

Para gitmiyor, naz yok, cilve yok. Hayalini de kurmuş istediği gibi… Ama erkekliğinin kuyusunu kazıyor. Anasını ağlatıyor kendisinin de tabii. 

Toplumun cinsel sorunlarında, annelerin çocuklarını yanlış yetiştirmesi önemli bir yer tutuyor mu?

Tek başına anne olayı değil. Tek başına baba olayı değil. Tek başına aile olayı değil. Bak bu çok önemli: Nereye mesaj verecekseniz verin, çocuğun ilk 3-4 yaşına kadar cinsellik kavramı yoktur. Aile içinde kardeşliği öğrenir, kardeşidir, komşusu gelmiştir, bilmem ne olmuştur. İlk 3-4 yaşına kadar öğrendiği şey öteki varlıkla kardeşliği. Cinsellik yok. 4-5-6 yaşından sonra 15 yaşına kadar okul döneminde arkadaşlığı öğrenir. Okul döneminde de seksüel bir gelişim yok. 15 yaşına kadar ölü sahadır. İlk aşamada kardeşliği, ikinci aşamada arkadaşlığı, üçüncü aşamada cinselliği öğrenir. Cinsellik seks değildir. Kızı görür, konuşur, saçını çeker, beğenir, yaklaşmak ister, parmağıyla dokunur. Flörte doğru gidiş yapar, flört aşka dönüşür. Ondan sonra kendi mecrasında nereye gidecekse oraya gider. Bunların dışında çocuğu kendi haline bırakırsan şartlar neyse onu yapar. 

Köylerde cinsel sorun yok galiba ya da yansımıyor mu?

Kime açacak köylü derdini? Köyler de cinsel değil de aile sorunu çıkmıyor. Aileyi cinselliğe bağladığın zaman, sorun hep çıkar, aksar mutlaka aksar. Fakat köylerde cinselliğe bağlanmıyor. Köylerde eşle beraber ancak hayat sürdürülüyor. Adam tarlaya gidiyor. Kadın evde tavuğu temizleyecek, işte hayvanlara bakacak, yemek yapacak, çamaşır yıkayacak, bulaşık yıkayacak, sobayı yakacak… Bu işbirliğinin içerisinde kadın eve aynı iş üzerinde, aynı meşgale üzerinde, bir bütünleşme üzerine giriyor. Cinsellik onu tamamlıyor. Cinsellik ortadan kalkınca bu bütünlük yuvayı tutuyor. 

O KABADAYILAR ZATEN…

Ama zoofili de çok yoğun.

Bak;  onu da söyleyeyim. Bizim genç yaşlar için söylüyorum, bugün kırsal kesim erkeklerinin bir çoğunun eşcinsel deneyim yaşamamasını ya da eşcinsel olmamasını eşekler kurtarmıştır. Yeryüzünde hiçbir erkek kadın dururken eşeğe gitmez. Bu zoofili değil. Bu o dönem şartların getirdiği başka tür bir mastürbasyon.  O eşeklerin adı “Nallı Fatma”dır. Adam seziyor, Anadolu’da baba diğer bir babaya diyor ki; “Senin oğlan büyümüş. Ona bir eşek sıpası almanın zamanı gelmiş.” Bu bugün ahlaksız gibi görünen şey… Bugün ehil hiç kimse eşeğe dönmez. Bu kınanır, ayıplanır, aşağılanır. 

Neden kabadayı ve maço tipler transseksüel bireylerle seks yapar?

O kabadayılar zaten seksüel tatminsizlik yüzünden kabadayı oldular.  Ne yapacak başka.

Kadın tayt da giyse, şalvar da giyse fark etmez mi?

Yok! Hiç fark etmez. Yeter ki o objeyi beyninde yakalasın. Şimdi ben sana söylüyorum: 100 tane erkek yola çıksak, çok da güzel alımlı bir kadın görsek 100’ümüz de o kadına bakar. Baksın; bakması doğaldır. Bahçeye bakacaksın çiçek varsa. Bakmak bir şey değil, o çiçeği taciz etmeyeceksin, dokunmayacaksın, koparmayacaksın. Neyse; bu alımlı kadın, bu 100 erkekten 10 tanesine ya da 100’üne birden, “Gel seninle şurada bir pasta yiyelim, bilmem bir iki kadeh bir şey içelim. Ondan sonra bize gidelim bir gece geçirelim” dese 100 erkekten 100’ü de “evet” der. Tam tersine dönelim. Çok yakışıklı bir adam geçiyor. 100 tane de kadın. 100 tane kadının 60-70-80’i bakar. Belki 100’ü de bakar da… Fakat o yakışıklı erkek dese ki; o kadınlardan herhangi birine, “Gel işte, beni gördün. Buradan bir lokantaya gidelim. Oradan da bize gidelim, bugün bir güzel gece geçirelim.” 100 kadından 1 tanesi, “Evet” demez. 

Buradan nereye varıyorsunuz?

Bu sistemin özüne inelim. Karşılıklı iki cinsin, kültürüyle dengeleri oturmalı, uyuşmalı. Bir insanın yeryüzünde başka bir eşi yok ve olmayacak. Bir insanın, bir canlının eşitinin dünya gelmesi için iki trilyon insan bulması lazım. Sen teksin, ben tekim. Tekten tümevarıma gidemez. Tümden teke inilir. Sen öyleysen, en iyi sen değilsin. En kötü de sen değilsin. Sizi, beni var eden toplumun ana yapısı. Fakat bu var edilişte gösteren ışıklar yanlış olursa, yanlış ışığa doğru gidiyorsun. Kelebeğin yanlış ışığa gitmesi gibi. Doğru ışıksa doğru ışığa doğru gidiyorsun. İşte o iki ışık arasındaki farkta birisi jet uçağını yapıyor, uzaya gidiyor. Birisi hala kendi arabasını kullanamıyor. 

Sanatçılar diğer alanlara oranla daha mı şehvetli oluyor?

Yok canım, ne münasebet. Daha özgür olabilirler ama daha şehvetli olamaz. Kimin ne kadar şehvetli olduğu, yetiştiği günden başlayarak bugüne gelirken geçirdiği evrelerden ve hayatı yorumlamasına bağlıdır. (KUZEY)

Yorumlara kapalıdır.