Çok Yakında

Hep böyle kal Mehmet Topal

Mart 10th, 2016 | by Mert Ezici
Hep böyle kal Mehmet Topal
Yazarlar
0

(Mert Ezici’nin Kuzey’in Mart sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

mertezici

Mekan Çanakkale, sene 2006, transfer sezonunun son günü…
20 yaşındaki genç adam idman sonrası takım arkadaşlarıyla pastanede laflamaktadır. Keyfi kaçıktır, transfer beklentisi boşa çıkmıştır. Arkadaşları ‘Nasip, kısmet’ diyerek moral verirken, telefonu çalar. Hattın diğer ucundaki Adnan Sezgin’dir. ‘Transferin tamam’ der, ‘atla gel.’ Transferi ısrarla isteyen Hagi’dir, iş 1 milyon dolara bitmiştir. İlk şoku atlatır atlatmaz, soluğu tesislerde alır, valizini yapar, otogarın yolunu tutar. Hayallerine gidecek otobüs, gece 03.00’de yola çıkar. Mehmet Topal’ın gerisini az çok bildiğimiz hikâyesi işte böyle başlar.
Mehmet’in aynı otogardaki bir başka anısına, 4 sene öncesine gidelim. Memleketinden Çanakkale’ye geldiği ilk günlerdir. Valizini bile bozmamıştır, adaptasyon sorunu yaşamaktadır. Bir gece arkadaşına otogarın yerini sorar. “Ne yapacaksın otogarda” sorusuna kem küm edince arkadaşı şüphelenir. Kaçacağını anlayınca da takip edip Mehmet’in yolunu otogarda çevirir. Mehmet Topal’ın kaderi belki de o gün orada değişmiştir.
Kim bilir belki de çok daha önce… 9 çocuklu, kısıtlı imkânları olan, Malatyalı bir ailenin ferdidir. 13 yaşındadır. Belediyespor’un altyapı seçmelerine girecek kramponu dahi yoktur. Bir arkadaşından ödünç aldığı, kendisine 3 numara büyük gelen kramponun burnunu gazete kâğıtları ile doldurarak katıldığı seçmeleri azmiyle kazanır.
Yukarıdaki satırlardan anlaşılacağı üzere Mehmet Topal birçok meslektaşı gibi zorlu sosyo-ekonomik koşulları aşarak bugünlere geldi. Ancak bu yazının öznesi oluşunun sebebi, buralara dişiyle tırnağı ile gelmesinden ziyade, buralarda sergilediği duruş ile ilintili. Çiğ bir hareketini gören olmadı. Bundandır ki, Avrupa macerası sonrası Fenerbahçe’ye geldiğinde Galatasaraylı taraftarlar nezdinde akıbeti Fatih Akyel ve Emre Belözoğlu gibi de olmadı.
Eşiyle tanışma öyküsü aslında nasıl biri olduğunun da göstergesi. Böbrek hastalarına moral vermek için gittiği Böbrek Vakfı’nda tutuldu Selda Duman’a. Bir yıl içinde evlendiler. Bir yıl sonra da çocukları oldu. Ailecek hep sosyal sorumluluk projeleri ile gündeme geldiler. Gün oldu eşi şiir kitabı yazıp gelirini çalıştığı vakfa bağışladı, gün geldi kendisi yoğun maç ve antrenman temposuna rağmen hayır kurumlarının yolunu tuttu. Fenerbahçe’nin de desteğiyle karı-koca imza attıkları “Rüya Gibi 1 Gün” projesiyle 10 köy okulundan toplamda 500 öğrenciye unutulmaz bir gün yaşattılar. Beni en çok etkileyen ise oğulları Mehmet Han’ın 2’nci yaş gününe davet ettikleri 50 kimsesiz çocuğa özel kostüm hazırlatmaları… Mutluluklarını hiç tanımadıkları insanlarla paylaşarak çoğaltmaları…
Mehmet Topal’ın kısaca futbolculuğuna da değinelim. Hayatı gibi oyununda da gösteriş yok. Uzun ve maharetli bacaklarıyla rakipten çaldığı toplar alametifarikası, “Örümcek” de lakabı. 10 yılı aşkın üst düzey deneyimi, iş ahlakı ve pozisyon bilgisi ile 4-3-3 sistemini tercih eden hemen her takımda oynayabilecek bir çapa Mehmet Topal. Bana göre Fenerbahçe’nin Ersun Yanal döneminden beri oynadığı oyunun en stratejik parçası. Stoperlerin arasına girerek onların sağa sola açılmasını, dolayısıyla da kenar beklerinin orta sahaya eklemlenmesini sağlıyor. Onu hücuma yeterince katkı vermemekle itham edenler, acaba karaciğerlerini de solunum yapmıyor diye eleştiriyorlar mıdır?
Diğerkâmlığın aptallık olarak algılandığı çağımızda, pozisyon icabı kendisini geriye atarak iki arkadaşını öne iten Mehmet’in değerinin tam manasıyla bilinmesi beklemek safdillik aslında. Ziyanı yok, o bildiği yolda yürüyor nasılsa. Saha içinde de, dışında da. İyi ki de öyle yapıyor. Futbol kamuoyu yeterince bilmese de değerini, hayat illaki verir hak ettiğini. Hep böyle kal Mehmet Topal!

 

Yorumlara kapalıdır.