Çok Yakında

Gel gezelim

Eylül 8th, 2015 | by Gazete Kuzey
Gel gezelim
Yazarlar
0

Türkiye’miz ve binbir türlü tatil beldeleri… Gezdim, gördüm ve aynı ülke sınırları içerisinde olduklarına inanılmayacak kadar farklı olan Alanya ve Çeşme’den bahsetmek istiyorum biraz. Akdeniz bölgesinde bulunan, ülkenin en önemli turizm gelir kaynaklarının bulunduğu, gözde tatil beldesi Alanya… Burası, özellikle gençlerin tercih ettiği, eğlencesi bol, sıcak havası, dalgalı denizi ile yaz tatillerinde özellikle İskandinav, Alman ve Rus turistlere hitap ediyor.
Mekânlar, yabancı isimlerle dikkat çekip menüler de dil seçenekleri bakımından oldukça zengin. Bu diller arasında Alanya tatilcileri baz alınmış elbette. İngilizce, Almanca, Rusça ve İskandinav dillerinin yer aldığı bu menüler, hizmet ve müşteri memnuniyeti açısından önemli bir ayrıntı belki. Ayrıca restoranlar, gerek masaları gerekse duvarlarını müşterinin ikamet ettiği ülkenin bayrakları ile donatıyor.  Fiyatları ise DKK, SEK, NOK ve EURO olarak listelenmiş bir şekilde. Yemek sektörü turizme yönelik Alanya’da ve aynı şey gece hayatı için de geçerli. Turist değilseniz Alanya’da bulunmanız zor, dikiş ipliği almak için Antalya’ya gitmek zorunda kalabilirsiniz.
Alanya iskelesinin yanı başında meşhur barlar sokağı denize paralel şekilde uzanıyor. Burada da müşteriye hitap edecek şekilde dizayn edilmiş mekanlar var. Devasa ve rengarenk gece kulüpleri, her birinden yükselen yabancı hit şarkılar. Mekânın garsonlarının bir kısmı kapı önünde dans edip samimi davranışlarla müşteri çekmeye çalışırken, bir kısmı ise içeride çeşitli aktivitelerle müşterilere eğlenceli bir gece yaşatma peşinde.
Kısacası, Alanya’nın yüksek sezonu Türk kültüründen çok uzak bir şekilde, her yönüyle yabancı turistlerin kültürlerine hitap ederek onların memnuniyetlerine çalışıyor. Sistem oturmuş, dışarıdan bakınca alan da satan da memnun. Yönümüzü Ege kıyılarındaki Çeşme’ye çevirince manzara bir hayli farklı. Sakin ve serin kıyıları, temiz ve özel plajları ile dönen turizm yerli halka yönelik burada. Şehir geneli oldukça sakin, çevre ise lüks ve büyük yazlık evlerden ibaret. Şehrin büyük kısmında 34’le başlayan plakalı otomobiller göze çarpıyor. Sokaklarda nadir yabancı turistin görüldüğü, daha çok Türk tatilcilerin kafa dinlemek için tercih ettiği bir bölge burası. Ege yöresine, midye dolmasına, rakı ve mezeli sofralarına, kumrularına sahip çıkan bir kent olduğu için, yabancı turistlerin Türk mutfağını ve kültürünü daha yakından görebilme fırsatları asıl Çeşme’de var.
Yüksek nem oranlarından dolayı plajların hepsi dolu. Meşhur Altınkum kıyısındaki plajların bir çoğunun özel mülkiyet olması nedeniyle girişlerde tatilciye çok yüksek fiyatlar talep edilebiliyor. Turizmin akışı bu şekilde sağlanıyor Çeşme kumsallarında da. Alaçatı’daki evler, binalar, küçük şirin kafeler ise görmeye değer. Taş yapıdan oluşan, çoğu Rum evleri olmak üzere, bu dünyaca ünlü sörf merkezi de huzur verici. Ki burası benim de tercihlerim arasında, önce küçük balık restoranlarının birinde yemek yeyip, sonra da sokaklarında o sakin atmosferde kurulmuş olan el işi sergilerine bakarak yürümek paha biçilmez bir zevkti.
Bu iki bölgeye de gittikten sonra, ikisinin de aynı ülke sınırları içerisinde olmalarına şaşırmamak elde değil. Belki siz farklı düşüncelerde olacaksınız, bunun için de kesinlikle gidip görmenizi ve büyük farklarını kendi gözlerinizle görmenizi tavsiye ediyorum. Sonuç olarak turiste hizmet ediyoruz diye, kendi boyamızdan arınmamız gerekmiyor. Tek bilmemiz gereken şey turist bizim ülkemize bizi görmeye geliyor, kendi ülkesinde yediği yemeğe ya da dinlediği müziğe gelmiyor.

Yorumlara kapalıdır.