Çok Yakında

G.Saray zıpkın, BJK bir adım önde

Eylül 15th, 2017 | by Mert Ezici
G.Saray zıpkın, BJK bir adım önde
Yazarlar
0

Mert Ezici ‘10 kelime 10 yorum’ köşesiyle yuvaya geri döndü: “Kocaman’ın olası başarısının Aziz Yıldırım’ın despotik yönetimine can suyu verecek olması taraftarın bu seneki sınavı ve dramı.”

 

 

 

1. Gomis

Kalbindeki ritim bozukluğunu aştığını biliyordum ancak bu denli kalpten oynayacağını pek de öngörmemiştim. Lige 3 maçta 4 gol 2 asistle başladı. Bu istatistik ile zaten sahada yürüse eleştirilmez. Kaldı ki ne yürümesi, adeta uçuyor. Daha önce hiç futbol oynamamışçasına iştahlı. Oysa ki 32 yaşında. Kariyerinin neredeyse tamamına yakınını fizik gücünün ön plana çıktığı Fransa Ligi’nde geçirmesi de buraya uyumunu kolaylaştırıyor. Geçen sezon Ligue 1’de attığı 20 golü ligimizde de rahatlıkla atacağını düşünüyorum. Attığı goller sonrası yaptığı aslan sevinci de Galatasaray taraftarları açısından işin kreması.

2. Türkiye’nin Dünya Kupası’na katılma şansı

İçinde Türkiye geçen her şeyi tahmin etmek zor olduğu gibi bunu da öngörmek zor.
İçerde İzlanda’yı yen, dışarda iddiasız Finlandiya’yı son maçta yenemiyorsan zaten gitme gibi bir bakış açısı ile grup liderliği olmasa da ikincilik şansımızın yüksek olduğu söylenebilir. Tandem dışında yetenekli ve alternatifli bir kadromuz var. Açıkçası gidecek gücümüz olduğunu düşünüyorum. Gidemezsek Lucescu’nun yabancı kuralını bahane etmesini düşünmek bile istemiyorum!

3. Arda 

Gökhan Gönül ile birlikte son on yıla damga vuran iki yerli üretimimizden biri. İlk izlediğim günden beri futbolculuğundan hiç şüphe etmedim. Geçen sezon Barcelona’da Messi-Suarez-Neymar üçlüsünden sonra takımın en fazla gol atan oyuncusu olmayı başardı. Ancak saha dışında her topa girmesi, kendini fazla önemsemesi, tuvalete çıkar sıklıkta yaptığı delikanlılık vurgusu ve benzeri nedenler; altyapısından yetiştiği ve sıkı bir taraftarı olduğu Galatasaray’da dahi onu istenmeyen adam haline getirdi. Özünde iyi niyetli, memleketini, semtini ve camiasını samimiyetle seven bir insan olduğunu düşünüyorum. İçinde bulunduğu psikolojiden sıyrılmasını ve kutsadığı kalıpları aşmasını ummasam da canı gönülden diliyorum. Ne desek boş, nasıl anılmak istediğine Arda karar verecek.

4. Aykut Kocaman

Çocukluk kahramanlarımdan biri. Attığı akrobatik golleri evde iç içe geçirdiğim çoraplarla odamda denemişliğim çoktur. Topla denemesine de denerdim ancak annemin ders çalışmadığımı anlayacağından fena tırsardım. Kişisel geyiği keseyim, sadede geleyim; ciddi ve saygıdeğer bir futbol adamı Aykut Kocaman. Bu sezon Aziz Yıldırım’ın, Kocaman’ı zorunluluktan getirdiğini düşünüyorum. Taraftar ile barışmak için elindeki tek ve belki de son kartı oynadı. Ancak transferde yine geç kalındı. Kocaman’ın, Fenerbahçe’yi yetersiz kadro kalitesine rağmen bir şekilde şampiyonluk yarışının içinde tutmasını bekliyorum. Aykut Kocaman’ın olası bir başarısının Aziz Yıldırım’ın despotik yönetimine can suyu verecek olması ise Fenerbahçe taraftarlarının bu seneki sınavı ve de dramı!

5. Negredo

Onun yerinde olmak isterdim. Tıpkı zamanında Güneş’in takımlarında santrfor olma şansına erişen Şota, Fatih Tekke, Burak Yılmaz, Fernandao, Mario Gomez, Aboubakar’ın yerinde olmak isteyeceğim gibi. Hazır gelmediği ve Cenk Tosun’un hali hazırdaki form düzeyiyle rekabetinin kolay olmayacağı aşikar. Hava toplarında etkili, pas özelliği olan ama özellikle Aboubakar’a kıyasla daha durağan bir santrfor Negredo. Bu bağlamda Talisca ile uyumu soru işareti ancak Q7 ortalarının ziyadesiyle hakkını vermesi de kuvvetle muhtemel.

6. Burak Yılmaz

Oldu bitti beğendiğim bir santrfor Burak Yılmaz. 5 yıl aradan sonra Trabzonspor ile çıktığı ilk maçta; bir dakika dolmadan ofsayta düşen ama skorbord 10’uncu dakikayı göstermeden de tabela yapabilen sürprizi az net bir golcü. İlerleyen yaşı ve Trabzonspor’un mevcut finansal durumu nedeniyle maliyetli bir transfer olarak değerlendirilebilir ancak Trabzon şehrine bu kariyerde, bu nitelikte santrfor getirmek de maalesef kolay değil. Getirsen dahi şehre, lige alışıp alışamayacağı muallak. Böyle bakıldığında riski düşük bir transfer. Kaldı ki isteyerek döndü, Trabzonspor’a büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum.

7. Şampiyon

Henüz çok erken olsa da Galatasaray’ın zıpkın gibi bir takım kurduğu gün gibi ortada. Ancak yine de Beşiktaş’ı, oturmuş alternatifli kadrosunu ve Şenol Güneş faktörü nedeniyle bir adım önde görüyorum.
“Burası Türkiye Beşiktaş’ı üç sene üst üste şampiyon yapmazlar”
“Şenol Güneş daha önce bu denli çok yıldız isimle bir arada çalışmadı, egoları yönetemez.”
“Beşiktaş, Avrupa ile ligi bir arada zor götürür” … ve benzeri önyargılara pek katılmıyorum. Fenerbahçe’nin bu asimetrik kadro yapısı ile şampiyonluğu bana göre sürpriz olur. Trabzonspor ve Başakşehir’in de şampiyonluk yarışında olmalarını hem umuyor hem de bekliyorum.

8. Başakşehir

Başakşehir pekmez ise tahini de Abdullah Avcı. O da tıpkı kuşaktaşı Kocaman gibi ciddi ve saygıdeğer bir başka futbol adamı. İBB dönemini de katarsak neredeyse 10 yıldır bu kulüpte. Takımı ikinci ligden aldı, Süper Lig’in başaltı takımlarından biri yaptı. Milli Takım’a gittiğinde tekrar alt lige düştüler. Geri geldi, kulüp isim değiştirdi ve üzerine koyarak devam etti. Geçen sezon şampiyonluğun, geçtiğimiz ay Şampiyon Ligi’nin kıyısından döndüler. Emre Belözoğlu ve Adebayor’un ilerleyen yaşlarına rağmen sahaya koydukları karakter ile takımı başkalaştırdığını düşünüyorum. Bu sene yine şampiyonluk yarışının içinde olacaklarını beklediğimi yukarıda söylemiştim. Şunu da ekleyip bitireyim; Avcı ile istikrarlı bir şekilde yol almaya devam ederlerse önümüzdeki 3-4 sene içinde şampiyon olmalarını bekliyorum.

9. Nasri

Sırasıyla; Marsilya’da 4, Arsenal’de 3, Manchester City’de 5, Sevilla’da 1 sezon… Sadece City’deki son sezonunda düzenli forma şansı bulamadı. Avrupa’nın 3 büyük liginde de kendini ziyadesiyle ispatladı Nasri. Ve hâlâ 30 yaşında! Bu kariyerde bir adamı makul bir yaşta hem de bonservissiz (koşula bağlı olarak 3,5 milyon Euro ödeme ihtimali var) Antalya’ya getirebilmek nereden bakılırsa bakılsın büyük iş. Bu transferdeki en büyük soru işareti Nasri’nin süregelen doping soruşturması. Bu nedenle ceza alırsa Antalyaspor’un sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkı bulunuyor. Umarım böyle bir şey olmaz ve Nasri’yi ligimizde keyifle izleriz. Yıllık maliyeti az değil tabii. Maç başı ücretler ile birlikte 5 milyon Euro’yu bulan bir maaşı var. Fakat Antalyaspor bu konuda Eto’o nedeniyle tecrübeli. Aslan besliyorsan ne yediğine bakmayacaksın!

10. Emre Mor

Fatih Terim, Euro 2016 aday kadrosuna çağırdığında adını ilk kez duymuştum. Milli takımda ilk kez süre aldığında ham yeteneğinden büyülenmiştim. Tek büyülenen değildim tabii! Kötü turnuva geçirmemize rağmen, o yaz Dortmund’a hatırı sayılır bir bonservis ile transfer oldu. Ancak ne olduysa oldu, ham yetenekler için bulunmaz nimet olan Dortmund ekolünde beklenen gelişmeyi sergilemedi. Hocası Tuchel onun yeteneğinden hiç şüphe etmediğini ancak profesyonelliğe yeterince alışamadığından dem vurdu durdu. Bu sezon adı Fenerbahçe ile sıkça anıldı, Inter’e yazıldı, Milan’a çizildi, Dortmund’da hoca değişti kalacak dendi. Lucescu’nun Emre’ye menajerini değiştirmesini salık verdiği dahi iddia edildi. Yaz boyunca hakkındaki spekülasyonlar bitmek bilmedi. Ta ki  13 milyon Euro bonservis ile Celta Vigo’ya transfer olana kadar. Ben, Emre Mor’dan hâlâ çok umutluyum, ayrıca oyun yapısına uygun İspanya Ligi’ne gitmesini gelişimi için önemli bir avantaj olarak görüyorum. Ancak böylesine sıradışı yeteneklere sahip genç bir futbolcunun Dortmund gibi bir okulda tutunamaması da maalesef üzerindeki en önemli soru işareti. Umarım profesyonelliğe uyumunu tam olarak sağlar ve uçar. Yolun, bahtın açık olsun çocuk!

Yorumlara kapalıdır.