Çok Yakında

G.Saray şampiyonluğa %1 adım yakın, Rıza hocaya güle güle

Mart 17th, 2018 | by Mert Ezici
G.Saray şampiyonluğa %1 adım yakın, Rıza hocaya güle güle
Yazarlar
0

Burak Yılmaz emek hırsızı mı? (Ahmet Çakar’ın iddiası)

İfade tabii ki ağır ancak sadece Burak Yılmaz için kullanılan bir tabir değil “emek hırsızı.” Kendini bırakan, haksız faul almayı alışkanlık haline getirmiş birçok futbolcu için benzer ifadeler hemen her dönem kullanılır. Geçmişte Arif Erdem de benzer şekilde anılırdı. Şimdilerde firari, FETÖ soruşturması nedeniyle hâlâ aranıyor. Ahmet Çakar’ın iddiasına gelirsek hocayı rahatsız eden tek sebep Burak’ın kendini bırakması değil, mesele sürekli kendini atıp hakeme feveran eden adamın rakip Başakşehir olunca birdenbire hakkı hukuku adaleti hatırlatması ve yerde kaldığı pozisyonun ardından hakemi penaltı yok diye uyarması. Maalesef ben de bu olaya hüsnü zan ile yaklaşamıyorum. Efendilik değil, kurnazlık seziyorum. Yanılıyorsam günahı benim, yanılmıyorsam ayıbı Burak Yılmaz’ın boynuna…

Ne olacak bu Ozan Tufan?

Açıkçası ben de merak ediyorum. Neden kadro dışı bırakıldığı da, neden affedildiği de kamuoyu ile net olarak paylaşılmadı. Bursaspor ve Milli Takım’daki performansıyla, Şenol Güneş ve Fatih Terim’in yönetimi altında henüz 20 yaşına basmadan dikkat çekmişti. Zaten o dönemdeki etkileyici performansı onu Fenerbahçe’ye taşıdı. Ama devamı gelmedi! 3 sezondur tartışılıyor Ozan Tufan. Bu hayalkırıklığının ana sebebi tabii ki kendisi ancak Fenerbahçe’nin söz konusu dönemdeki çalkantılı ve istikrarsız yapısı da bu performans düşüklüğünün bir başka nedeni. Son olarak Fenerbahçe tribünlerinin kendisine pek sabrı kalmadığını ve şansını yurtdışında denemesinin onun hayrına olabileceğini düşündüğümü belirterek bitireyim.

Muslera’nın uyanışı

Geçtiğimiz ay Süper Lig’in en iyi kalecisi sorusuna; “Form geçici klas kalıcı derler, klişedir ama doğrudur. Potansiyel olarak hâlâ en iyisi Muslera. Taffarel’in dönüşüyle tekrar formunu yakalayıp zirveye oturabilir ancak bu sezon Uruguaylı eldivene en iyi demek diğerlerine haksızlıktan ziyade ayıp olur” diye başlamışım. Geçtiğimiz ay daha iyi performans gösterdi Muslera ancak eski formunu yakaladı ya da uyandı demek için henüz erken olduğunu düşünüyorum. Uruguaylı file bekçisinin Fenerbahçe deplasmanı ve içerdeki Beşiktaş ile Başakşehir maçlarındaki performansını beklemekte fayda var.

Son şampiyonluk oran tahmininiz

Nostradamus’u bulmadınız tabii. el mecbur beni ateşe atmaya devam ediyorsunuz! Devre arasında Terim faktörü nedeniyle Galatasaray’a %1 fazla yazmıştım ve oranların toplamı %101 olmuştu. Şimdi de Aykut Kocaman’ın tuhaf ruh hali ve sorunları hep başka yerde araması hasebiyle Fenerbahçe’ye %1 az yazıyorum! Ve toplamda anca %99’u bulabiliyorum!
%33 Galatasaray,
%32 Beşiktaş,
%25 Başakşehir,
%9 Fenerbahçe

Kocaman’ın taç açıklaması

Pazar saat 18:00 suları. Ailemle güzel güzel yemek yiyorum. Stada yakın olsun Kalamış taraflarını seçmişiz. Birazdan ben kalkıp stada doğru yürüyeceğim ancak aynı Kocaman’ın maç öncesi planları gibi evdeki hesap çarşıya pek uymayacak. Hem lokanta stada umduğundan daha uzak hem de iyiden iyiye yağmur yağıyor. Eşim “Gitmesen mi?” diye yokladı ama nafile. “Yok gideceğim” dedim ve masadan kalkarken de ekledim, “Gör bak yine kazanamayacağız” diye. Neyse skorbord 10. dakikayı gösterirken stada sıçan gibi girdim. 5 dakika geçmeden de golü yedik. İlk yarı bitmeden de fark ikiye çıktı. İkinci yarı Fener golü bulunca tribünler ile birlikte benim de içim kıpırdandı. Ancak 2 dakika geçmeden 1,76’lık Larsson tazı gibi ivmelenerek çıktı kafayı koydu, hepimizi tekrar yerimize oturttu. Maç bittiğinde hayalkırıklığı yaşamıyordum ancak sezon boyu izlediğim futboldan bir kez daha gına geldiğini hissettim. Taksim-Beşiktaş sarı dolmuşlarına binerken twitledim; “Aykut hoca tüm sezon berbat futbol izlettin ve dırdır mazeret ürettin. Ama lütfen bari bu maç sonunda bahane üretme! Sebep senin ve oyuncularının basiretsizliği.” Eve vardıktan sonra Twitter’a baktığımda TT listesinin en tepesinde şöyle yazıyordu; “Aykut’un tacını kim çaldı!” İyi ki bahane üretme diye rica ettik be hoca. İçerde dışarda Akhisar’a neden yenildiğini anladığını ve dolayısıyla açıklayacağını beklemiyordum ama bu kadarına da pes! Anladık hocam istifa etmeyeceksin, etsen de döneceksin ama lütfen bu tür açıklamalarla kendini de Fenerbahçe’yi de daha fazla komik duruma düşürme.

Rıza Çalımbay

Türk futbol camiasında en çok saygı duyduğum insanların başında gelir Rıza Çalımbay. 16 yılı A Takım’da olmak üzere kesintisiz 20 yıllık Beşiktaş kariyerini 6 lig şampiyonluğu ile taçlandırmış hakiki bir bayrak adamdır Atom Karınca. Bugün dahi Beşiktaş’ın lig tarihinde en çok forma giyen (494) futbolcusudur. Çalışkanlığı ve güzel ahlakı ile döneminin rol model sporcu figürlerinden biriydi. Teknik adamlığında da değerlerine ihanet ettiğine ben hiç şahit olmadım. İngiltere’de aldığı menajerlik eğitiminin ardından Beşiktaş’ta yardımcı antrenör olarak kolları sıvadı. 2001 yılında da Göztepe ile birinci adamlığa adım attı. Rıza hoca, o günden bu güne toplam 13 farklı takımda görev yaptı. Tüm futbolculuk yaşamını tek kulüpte geçirmiş bir istikrar abidesinin teknik adamlığında şehir şehir gezmiş olması bizi Türk futbolunun en derin yapısal sorununa götürüyor ancak bu başka bir yazının konusu olsun. Sadede yani Rıza Çalımbay ile Trabzonspor birlikteliğine gelelim. Yoksa hiç gelmesek mi! Trabzonspor’un başında çıktığı son 10 resmi maçta sadece 1 galibiyeti bulunuyor! Oysa ki elinde son yılların en iyi Trabzon kadrolarından biri bulunuyor. Sezon devam derken göreve gelmesi tabii ki dezavantaj teşkil ediyor ama bu denli değil. Rıza hoca hala kadrosunun yetersizliğinden dem vuruyor, “Basit goller yedik” teranesini “Şansızlık” ile harmanlayıp önümüze sunuyor. Belli ki içtenlikle bunlara inanıyor ve işte sorun tam da burada ortaya çıkıyor. Hocam elinde Burak Yılmaz gibi bir gol makinesi var, arkasında bu ligin iyi golcülerinden Rodallega bekliyor, kaleni milli eldiven Onur koruyor. Orta sahanda geçen sezon Milan forması giyen Sosa ve Kucka var, eski Lazio’lu Onazi var. Geçen sezondan beri müthiş bir çıkış yakalayan, hem stoper hem orta saha olarak yararlanabileceğin 23 yaşındaki Okay var. Ersun Yanal’ın takıma 20’sinden evvel kazandırdığı, Avrupa’nın dev kulüplerin takibinde olan Yusuf ve Abdulkadir gibi cevherler var. Var da var yani sevgili Rıza hocam. Defans hattında oyuncu ihtiyacın olduğunu inkar eden taş olur ancak bu performans ile bir sonraki transfer dönemini görmen de açıkçası mucize olur. Hele de Trabzon’da! Şimdiden güle güle hocam, yolun açık olsun.

Unai Emery

Rıza hoca için düşündüğüm ama yukarda ifade etmeye elimin varmadığı saptamayı Unai Emery için rahatlıkla yapabilirim. Ne de olsa Emery yerli ve milli değil. Eloğlu ve İspanyol. O zaman kolları sıvayalım ve vurmaya başlayalım. Bu bütçelerin hocası olmadığını düşünüyorum Emery’nin. (Guardiola’ya bir parantez açayım mesela; City’nin başında savunmaya harcadığı para (300 milyon Euro) 52 ülkenin savunma bütçesinin bile üzerinde ama Katalan sihirbazın takımına oynattığı doğaüstü oyunda ortada). Paris ekibi geçen sezon trajik bir şekilde Barcelona’dan 6 yiyerek CL’den elenmesinin ardından hocası ile devam kararı aldı ve zaten müthiş olan oyuncu havuzunu FİFA’nın finansal fair play kurallarını hiçe sayarak dehşet transferler ile adeta taşırdı! Tabii ki bu işler hemen olmaz. Ancak Neymar&Mbappe ikilisine 400 milyon Euro ödendiği sezonda; La Liga’da Barcelona’dan 15 puan fark yemiş bu Real Madrid’e bu kadar mahkum oynayarak elenmek de olmaz. İçerde dışarda güle oynaya yendi Zidane’nın sendeleyen takımı Fransız devini. Paris’teki maçta Modric, Kroos ve Bale kulübedeyken üstelik! Valencia ve özellikle de Sevilla kariyerine diyecek kelime yok Unai Emery’nin. Üç sezon üst üste Avrupa Ligini kazanarak tarihe geçtiğini unutmamak lazım. Ancak başaltı takımların büyük hocasına, tüm Fransız kamuoyu ayağa kalksa ve arkasında dursa bile geçmiş ola. Sana da güle güle Emery Hoca.

Nicklas Bendtner

Sanırım bu soru gazetenin Danimarka’da çıkması nedeniyle soruluyor. Çünkü Danimarkalı pivot santrfor benim dimağımda sadece “olmamışlığı” çağrıştırıyor. Gencecik bir Arsene Wenger keşfi olarak girmişti futbol dünyasına. Ancak olmayacağı da çok geçmeden anlaşıldı. Aradaki kiralık sezonları bir yana bırakırsan 7 sezon forma giydiği Londra ekibinde tüm kupalarda dahi 50 gol barajına ulaşamadı. Ti’ye alınarak Lord Bendtner lakabını aldı ve bir nevi bizdeki Sabri Reyiz’in adadaki muadili oldu. Meraklısı internette hakkında birçok caps bulabilir. Danimarkalı matrak kule şu an kariyerine Rosenborg’da devam ediyor. Son olarak Sabri Sarıoğlu’nun futbolculuk meziyetlerine Nicklas Bendtner’inkine kıyasla birkaç misli saygı duyduğumu belirterek bitireyim.

Yeni Alanyaspor

Saffet Susiç ile lige gayet iyi başlamışlardı. Boşnak teknik adam ilk yarı boyunca Emre Akbaba, Wagner Love ve Junior Fernandez’den oluşan hücum hattının hakkını vererek pozitif bir futbol oynatmıştı. Ancak özellikle büyüklere karşı aldığı kötü sonuçlar ve devrenin sonuna doğru aldığı seri mağlubiyetler ile koltuğunu koruyamadı. Hasılı, Saffet hoca da Rıza Çalımbay’ı yazarken teğet geçtiğim Türk futbolunun en derin yapısal sorunu olan Türk futbol yöneticilerinin “YÖNETEMEMEZLİĞİ”nin son kurbanlarından biri oldu ve yerine ligimizin seyyah hocalarından Hikmet Karaman getirildi. 6 hafta sonunda onu da gönderdiler ve yerine bir diğer seyyah hocayı, Mesut Bakkal’ı oturttular. Mesut hoca önce Gençlerbirliği’ni deplasmanda yenip bu hafta da evinde Başakşehir’i dörtledi ve sükseli bir başlangıç yaptı. Love’ı sezon ortası Beşiktaş’a satmalarına rağmen Susiç mirası iyi bir kadro yapıları var. Dolayısıyla düşeceklerini zannetmiyorum ancak eğer düşerlerse de maalesef müstahak derim. Hangi saiklerle ligimizde bu kadar sık teknik adam değişikliğine gidildiğini anlayamıyorum!

Sivaslı Robinho

İlkin dünya futbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi sol beki Roberto Carlos hoca olarak gelmişti Sivas’a. Peşi sıra Real Madrid’den eski takım arkadaşı olan sağ bek Cicinho’yu da ikna edip getirmişti. O dönem teknik adamlık kursunu henüz tamamlamadığı için Sivasspor’un neden bizim yerli ve milli hocalarımız yerine lisanssız eski bir Brezilyalı yıldıza takımı emanet ettiğini sorgulayan çok olmuştu ahbap çavuş medyamızda. Neyse o sezon Sivas gayet başarılı oldu. Bu sezon ortası ise Real Madrid görmüş Brezilyalı kuyruklu yıldızlardan bir başkası olan Robinho kadim şehre adımını attı. 34 yaşında olmasına karşın hazır ve istekli bir görüntü çizdi süre aldığı maçlarda. 6 kez forma şansı bulurken 3 gol 2 asistle sazı eline aldı. Sivasspor’un birbiriyle ilişkili bu hamlelerini çok değerli buluyor ve o gün Roberto Carlos’a çay içiren vizyonun bugün Robinho’ya sazı çaldırdığını düşünüyorum.

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com