Çok Yakında

Fantastik bir düşün izinde: Kapadokya…

Eylül 26th, 2015 | by Aslı Bora
Fantastik bir düşün izinde: Kapadokya…
Yazarlar
0

Türkiye ondan sorulur… Aslı Bora, sizin için geziyor, size Türkiye için turizm tavsiyelerinde bulunuyor…

—–

Şayet bir gizemler atlasımız olsa ve dünyanın en gizemli coğrafyasını keşfe çıksak…Az gitsek uz gitsek ve yine Anadolu’nun ortasına düşsek. Renksiz, sade, düzen ve karmaşanın katışıksız uyumu bir gökyüzünün altında toplanmış olsa. En tanıdık anlatımıyla “Persler buraya Kapadokya yani güzel atlar ülkesi demişler” desek ve bu ifade bu kenti anlatmaya hep yetersiz kalsa. 

Dünyayı Kurtaran Adam dünyayı burada kurtarsa, Turist Ömer’in uzaydaki kahkahaları burada çınlasa. Hatta burası Sevimli Frankenstain ve aşk kurbanı Medea için bile bildik bir rotaysa…

Kapadokya’nın serüveni günümüzden yaklaşık 60 milyon yıl önce Erciyes, Hasan Dağı ve Güllüdağ’ın volkanik hareketleriyle başlar. Sonra rüzgar ve yağmur milyonlarca yıl boyunca dağların püskürttüğü volkanik birikintileri usta bir heykeltıraş gibi biçimlendirir ve ortaya uçsuz bucaksız vadileri süsleyen peribacaları ortaya çıkar. Dünya üzerindeki bu en sıra dışı dekor yılın her mevsimi büyüleyicidir. Bu nedenle gezginler için bütün yıl boyunca trend keşif rotası olarak listelerde yer alır.

Sabah uyandığınızda ufkunuzu dolduran rengarenk balonları, çevrenizi kuşatan 2 milyondan fazla peri bacası, dünya tarihine yön veren medeniyetlerin izleriyle Kapadokya bir sinema perdesinde kaybolmuşsunuz izlenimi yaratır. Belki de bu nedenle gerek Yeşilçam’da gerek dünya sinemasında bilinmez dünyalarda geçen filmlerin mekanı olarak hep burası seçilmiştir.

Anadolu’nun bu gerçek dışı panaromasında doğanın coşkusuna kapılmak, binlerce yıllık medeniyetlerin izini sürmek ve yer altı şehirlerinin gizemlerinin peşinde koşmak için yıl boyu değişik seyahat alternatiflerini değerlendirebilirsiniz. Tur şirketlerinin düzenlediği gezilere katılmak hoş bir seçenek olabilir. Ama Kapadokya kendi keşif yolculuğunuzu da planlayabileceğiniz harika bir destinasyon.

Kapadokya’yı keşfetmenin en keyifli yollarından biri balon turu. Gün daha aydınlanmadan gökyüzüne yükselen balonlarla hem alışılmışın dışında bir uçuş deneyimi yaşayıp hem de bu açık hava müzesini kuşbakışı seyredebilme olanağı bulmak mümkün.

Bölgenin en yüksek noktası 1350 metreyle Uçhisar Kalesi. Ancak burası alışılmışın dışında bir kale. Kocaman bir kaya parçası insan eliyle oyulmuş ve adına da Uçhisar Kalesi denmiş. Meşakkatli bir tırmanışla kalenin zirvesine çıktığınızda Nevşehir, Hasan Dağı, Peribacaları gibi bir manzara size eşlik ediyor.

Yürüyüş yapmayı ve tabiatla iç içe olmayı sevenler için bölgenin vazgeçilmezi Ihlara Vadisi. Melendiz Nehri’nin derin ve dik yamaçlı bir vadiyi yararak aktığı Ihlara Vadisi aynı zamanda erken Hıristiyanlık dönemini yansıtan yapılarıyla da eşsiz. Ihlara Vadisi boyunca ilerlerken yamaçlarda tüflerin oyularak yapıldığı kilise ve manastırları incelemek, duvar resimlerinin ve freskoların yarattığı atmosferde bir medeniyeti solumak olası.

Gezginler için Kapadokya’daki en gerçek dışı yerlerden biri de Göreme Açık Hava Müzesi. Burası iç içe geçmiş 25 adet minik kilisesiyle doğanın gücünün ve insanın emeğinin bir araya geldiğinde neler üretebileceğinin somut kanıtı olarak dikkat çekiyor. Göreme Açık Hava Müzesi’nde Karanlık Kilise’yi ve müzenin oldukça yakınında bulunan Tokalı Kilise’yi mutlaka ziyaret listenize almayı unutmayın.

Bir zamanlar Hıristiyan keşişlerin yaşadığı Çavuşin Kasabası yakınında bulunan Paşabağlar peribacalarının oluşturduğu kusursuz manzarayla zamanın nasıl geçtiğine akıl sır erdirilemeyecek yerlerden biri. Aynı zamanda Kapadokya seyahatinizin en güzel fotoğraflarını çekmek için de doğru adres.

Sayısız uygarlığı bağrında saklamış bir kent Kapadokya. Bin yıllar süren yağmalardan, saldırılardan korunmak için buraya yerleşen uygarlıklar kentin üstü gibi altını da inşa etmek zorunda kalmış. Bu nedenle kentin altında neredeyse 200’e yakın yeraltı şehri bulunuyor. Bu saklı şehirlerden 8 katlı düzenlemesiyle Derinkuyu seyahat tutkunlarının en çok ziyaret ettiği yeraltı şehri. Kiliseleri, mahzenleri, yemekhaneleri ve mezar odalarıyla vakti zamanında binlerce kişiye mesken olan Derinkuyu gerçek bir mimarlık harikası olarak öne çıkıyor.

Son olarak Kapadokya’da mutlaka görmeniz gereken yer kesinlikle Ürgüp. Kayaya oyulmuş oteller, restoranlar, evler ve Kapadokya’ya yolu düşen herkesin uğramadan edemediği Üç Güzeller isimli peribacaları da Ürgüp’te ziyaretçileriyle buluşuyor.

Yorumlara kapalıdır.