Çok Yakında

Facebook müftüleri

Ocak 26th, 2018 | by Sadi Tekelioğlu
Facebook müftüleri
Yazarlar
0

Sadi Tekelioğlu yazdı…

Sosyal medya hayatımıza bundan 10 yıl önce girdi. Myspace öncüydü, ama ömrü kısa oldu. Ardından Facebook günlük hayatımıza girdi, onu Twitter takip etti. Hangi sosyal medyanın hangi ülkede daha popüler olduğu ise ayrı bir araştırma konusu. Örneğin Türkiye’de Twitter kullanımı yaygınken, Danimarka’da bunun tam tersi bir durum var. Danimarka’da ise Facebook çok yaygın.

Neyse konumuz aslında sosyal medyanın tanıtımını yapmak değil. Herkes bir şekilde bu yeni ve tuhaf medyaya karşı bir tavır geliştirmiş durumda zaten.

Benim asıl değinmek istediğim konu: Sosyal medyaya giren insanların nasıl kimlik değiştirdikleri…

Evet günlük hayatında işinde gücünde olan insanlar, hepsi değil, ama çoğunluğu, sosyal medyaya girince tuhaflaşıyorlar.

İşleri bitip de bilgisayar başına geçince veya ellerindeki telefondan sosyal medya platformlarından birini açınca insanlar gerçekten fanatikleşiyorlar, canavarlaşıyorlar.

Her şeyin en iyisini onlar biliyor, vatanını en çok onlar seviyor, iki rekat namaz kılan kendini Mekke müftüsü falan ya da Hz. peygamberden daha Müslüman sanıyor. Kendisiyle aynı siyasi görüşten olmayan veya belli konularda farklı bir çözüme inanan kişilere hemen “Vatan haini” damgası yapıştırılıveriyor.

Herkes askeri uzman, herkes güvenlik uzmanı, herkes sağlıklı beslenme uzmanı, herkes uluslararası politika uzmanı, herkes diplomat, herkes geleceği gören falcı.

Herkes yakışıklı, herkes karizma, herkes yakıyor ortalığı, herkes fıstık, yavru, herkes çok güzel. Hele Türk kızlarının birbirlerinin fotoğraflarının altına yaptıkları yorumları okusanız o kıza asılan en âşık erkeğin kaleminden bile dökülmeyecek ağdalı itiraflarla karşılaşıyorsunuz.

Bunları aslında daha önce yazmıştım ama geçen haftalarda Facebook’ta gözüme çarpan iki şey bu satırları yenilememe neden oldu.

Öncelikle belirteyim ki okuduğum bir durum güncellemesi ve paylaşım yorumuna dakikalarca güldüm.

Danimarka’da bir belediye sınırları içinde yaşayanları bir araya getirmiş, yaklaşık 12 bin takipçisi olan bir sayfada artık kullanılmamakta olan radyo kulesindeki kırmızı uyarı ışıklarının o gece yanmadığını tespit eden bir kadın durum güncellemesinde şöyle yazmış: “Dikkat! Pilotsanız veya tanıdığınız bir pilot varsa, radyo kulesinin kırmızı uyarı ışıklarının bu gece çalışmadığını belirteyim. Aman ne olur dikkat.”

Şimdi ben bu paylaşımı görünce, “Bu kadın kendini ne sanıyor acaba?” diye düşündüm. Böyle önemli bir uyarının kimse tarafından yapılmamış olduğunu, bu uyarıyı kendisinin yapması gerektiğini düşünmüş olmalı ki, bu paylaşımı yapmış. Güncellemenin altına yapılan yorumlarda ise resmi olarak yayınlanan  notamın linkini başka bir kullanıcı vermiş. Yani kadın o gece uyarıyı yapmakla büyük bir uçak kazasını engelleyeceğini falan mı düşünüyordu acaba?

Başka dikkatimi çeken olay ise, Türkiye’nin Rusya ile S-400 füze sistemi almak için imzaladığı anlaşma. Bu olayı haber veren bir gazete linkini bir kullanıcı paylaşmış. Haber başlığında Türkiye’nin Rusya’dan alacağı füze sisteminin maliyetinin 2,5  milyar dolar olduğu da yazıyor. Buraya kadar her şey normal. Anormallik bu haber linkinin altındaki yorumlarda başlıyor. Paylaşımı yapan kişinin arkadaşlarından biri, “Maşallah ülkemize. Ama ben 2,5 milyar fiyatı biraz yüksek buldum. Sanki pahalı gibi biraz. Ne dersiniz?” gibi bir yorumda bulunarak hem Türkiye’yi övmüş hem fiyatı pahalı bulmuş, yanılıp yanılmadığından emin olmak için de diğer kullanıcılara sormuş.

Paylaşımın altına yazılan bu yoruma dakikalarca güldüm. Yorumu yapan kişi S-400 füze sisteminin piyasa fiyatını biliyor olmalı. Veya başka bir yerde daha ucuza falan mı gördü acaba.”

İşte böyle, yazının başında, “Sosyal medya insanları tuhaflaştırıyor” demiştik. Gerçekten insanlar tuhaflaşıyor.

İşte bu yüzden artık kişisel sayfamdan ne fazla paylaşım yapıyorum, ne de başka paylaşımları takip ediyorum. “İyi kötü bir kişiliğimiz var, bari ona sahip çıkalım” diyorum kendi kendime.

Yorumlara kapalıdır.