Çok Yakında

‘En ters fikirleri bile tartışalım’

Mayıs 10th, 2016 | by Gazete Kuzey
‘En ters fikirleri bile tartışalım’
İsveç
0

CHP Yurtdışı Birlikleri’nin Bir Parçası Olan CHP İsveç Birliği’nin Başkanı Hakan Güner Kuzey Gazetesi’nin sorularını cevaplandırdı

Onur Talayhan / Stockholm
Bize kendinizi tanıtır mısınız?
Adım Hakan Güner, 1965 Erzincan doğumluyum. İlkokul öğrenimimi Erzincan ve Kars, ortaokul eğitimimi Diyarbakır, Konya ve Ankara’da, lise ve üniversiteyi yine Ankara’da okudum. Babamın Endüstri Meslek Liseleri’nde önce öğretim görevlisi sonrasında ise yönetici olarak görevler alması ve o dönemlerde atamaların politik nedenlerle sıkça yapılması dolayısıyla Türkiye’nin birçok ilinde bulunduk. ODTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. 1993’de İsveç’e yerleştim. Eşimle 16 ve 22 yaşlarında 2 çocuk sahibiyiz ve Stockholm’de yaşıyoruz. İsveç Devlet Trafik İşleri diye Türkçe’ye çevirebileceğim devlet kurumunda (Trafikverket) uzman jeoteknik mühendisi olarak çalışıyorum.
CHP Yurtdışı Birlikleri ve İsveç Birliği nedir, bilgi verebilir misiniz?
CHP 26 Şubat 2012’de 16’ncı Kongre’sinde gerekli tüzük değişiklikleri yapılarak yurtdışında örgütlenme için karar aldı. Geçen yıla kadar 10 ülkede birlikler ve 4 ülkede de temsilcilikler kuruldu. Sadece Almanya’da 9 bölgede birliklerimiz var. CHP İsveç Birliği 17 Ocak 2015’te 75 üyesiyle gerşekleştirdiği ilk kongreyle, yönetimi kurucu kuruldan devraldı. Kurucu kurul Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında bir araya gelen gönüllü vatandaşlarımızın bu gereksinimi duymasından sonra kurulmuş. Kurucu kurul, kongre öncesinde Genel Merkez’den yetki belgesini aldı ve kongreye gidildi. Üye sayımız 75’ten 115’e çıktı ve Haziran ve Kasım  seçimlerinde tam kadro seçim sandıklarını koruduk.
CHP İsveç Birliği’nin görevleri ve hedefleri nelerdir?
Yurtdışı birliklerinin varlığı kanımca öncelikli olarak yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın bulunduğu ülkelerde elçilikler aracılığıyla oy kullanma hakkının verilmesiyle bir gereksinim olarak doğdu. Bu da doğal olarak buradaki vatandaşlarımıza yönelik partimizi tanıtma ve onların Türkiye bağlantılı sorunlarını mercek altına alma ve çözüm önerileri geliştirme görevlerini getiriyor. Bir rapor hazırlayıp genel merkezimize gönderdik. Ne yazık ki seçilme hakkı henüz verilmedi, bu durum aslında bir an önce giderilmesi gereken bir sorun olarak önümüzde duruyor. Meclis’in bu konuda karar alması için CHP’nin girişimde bulunduğunu biliyorum. Yurtdışında bulunmamızın bir diğer önemi de bulunduğumuz ülkelerdeki sosyal demokrat partilerle ilişkilerimizin sıkılaştırılması olanağı. Geçtiğimiz yıl içerisinde birçok İsveç sosyal demokrat İşçi Partisi milletvekili ve bölge sorumlularıyla tanışma toplantıları gerçekleştirdik. Bu amaca yönelik olarak her yıl yapmayı planladığımız İsveç sosyal demokratlarla dayanışma gecesinin ilkini 2015’te seçimler öncesinde içlerinde İsveç Sosyal Demokratları’ndan milletvekillerinin ve bölge sorumlularının da bulunduğu 200 kişilik katılımla gerçekleştirdik ve çok başarılı olduğumuzu düşünüyorum.

“CHP ÜZERİNDE DERİN BİR ARAŞTIRMA YAPILMADAN ANLAŞILACAK PARTİ DEĞİL”

İsveç Sosyal Demokratları’nın CHP’ye bakış açısını nasıl?
Hakkımızda bugüne kadar haketmediğimiz yanlış kanıların da yaratılmış olduğu olasılığı var. Ancak biz bunu bir sorun olarak görmüyoruz, tarihimizi ve parti programımızı tanıtan çalışmalar yaptık ve sonuç aldığımızı görüyorum. CHP üzerinde derin bir araştırma yapılmadan anlaşılacak bir parti değildir.
CHP İsveç Birliği’nin İsveç’teki siyasi partilerle ilişkileri nasıl?
Kuruluşumuzun çok kısa bir zamana dayanmasından dolayı kardeş parti olan İsveç sosyal demokrat İşçi Partisi ile ilişkilerimize öncelik verdik ve ilişkilerimizin doğru yönde ilerlediğini söyleyebilirim. Diğer partilerle de ilişkilerimizin iyi olmasına gayret etmemiz gerektiği açık. Buradaki ana soru aslında bizim bir İsveç partisi olmadığımızla ilgilidir. İsveç’in iç politikası ile ilgili konularda bir Türkiye partisinin söz hakkı olur mu, olmaz mı? Bu anlamda bir Türkiye partisi olarak CHP’nin temsilci rolü ve Türkiye seçimlerine yönelik tavrı daha ağır basıyor. Buna karşın birliğimizin hukuksal açıdan bir İsveç derneği olduğu ve böylelikle İsveç kanunları altında olduğu gerçeği de var. Bu da bize her İsveç derneği gibi kanunlar önünde haklar ve sorumluluklar veriyor. Bu sorumlulukların en önde geleni bizim ülke demokrasisine katkıda bulumamız gerektiğidir. Hem dernek içi demokratik uygulamalarımızla hem de CHP’ye üye olan vatandaşlarımızı İsveç siyasetinde yer almaya özendirmekle bu katkımızı verdiğimizi ve daha başka benzer katkıları da sunabileceğimizi düşünüyorum.
İsveç Ülkü Ocakları Başkanı, İsveç Milli Görüş Teşkilatı Başkanları’nın bulunduğu iftar programına katılan Türkiye kökenli İsveç Şehircilik ve İskan eski Bakanı Mehmet Kaplan’ın istifasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Buradaki ana soru Mehmet Kaplan’ın bir Türk ve müslüman kökenli bir İsveç vatandaşı/bakanı olmasından daha çok etnik Türklüğü ve sünni İslam inancını kendisine politik dayanak yapmış çevrelerle olan sıkı ilişkisi üzerinedir. En azından basının vurguları bu yönde oldu. Eğer varsa bu sıkı ilişkiler kanunsuz bir durum mudur? Ya da üyesi olduğu ve kendisini bakanlığa kadar taşıyan çevre partisinin prensipleri ile ne kadar ters düşer? Tartışılabilir, tartışılmalıdır da. Mehmet Kaplan’ın kendi savunmasını yeterince yapmadan istifa ettiğini düşünüyorum. Bir yanlış yapmadığına inanıyor, öyleyse sonuna kadar kendisini bakanlığa kadar taşıyan partisini daha da demokratikleştirmek adına direnebilirdi. Bundan kendisi de toplumda kazançlı çıkardı. Yaptığı yorum kendisinin bir Türk ve müslüman olduğu yüzünden böyle bir duruma düşürüldüğünü söyledi ki bana çok basite indirgenmiş bir açıklama gibi geldi; bakanlığa kadar getirilirken Türk ve islam odaklı çevrelerden oy alan bir İsveç vatandaşı olması önemliydi de, istifa ederken neden Türk ve müslüman olması önemli olsun? Aslında bu soruyu hem kendisi hem de tüm İsveç siyasileri cevaplamalı diye düşünüyorum.
Belki de İsveç toplumuna da laikliğin önemini biz CHP’lilerin anlatması gerekiyor, gereksinim olduğu ortada.

chpisvec1

CHP İsveç Birliği’nin İsveç’teki Türk Sivil Toplum Kuruluşları ilişkileri nasıl?
Demokratik olarak kurulmuş, İsveç toplumuna entegre olabilmiş, varlığını sürdüren her Türkiye kökenli sivil toplum kuruluşlarıyla iyi ilişkiler içinde olduk ve olacağız. Konuşmaktan çok dinlemek ve sorunlara kulak vermek durumunda olduğumuz için doğal olarak ilişkilerimizde prensiplerimizden ödün vermeyerek, samimi ve saygılıyız.
İsveç’te diğer siyasi parti temsilcileriyle seçim öncesi, sonrası ortak çalışma oldu mu? Olacak mı?
Hepsiyle saygılı ve mesafeli ilişkiler içindeyiz. Günümüz Türkiye’sinde yaratılan kutuplaştırılmış toplum yapısını burada da oluşmasının karşısındayız. Yan yana oturamazsak ve konuşamazsak kötü niyetliler bizi her türlü kandırabilirler. Ne bilmek istiyorsak gidip siyasi temsilcilerin kendisine birinci elden sormak ve cevaplar almak en doğrusudur. Her vatandaşımın da gelip bize her konuda soru sorabileceklerini ve doğrudan cevap alabileceklerini bilmeliler. Demokrasiler yeterince uygulanmasa da fikir özgürlüğü denilen ilkeyi neden kanunlarına koyuyor? En ters fikirleri bile tartışabilelim ve birbirimizin fikirlerini değiştirebilme ve değişebilme olanağımız olabilsin diye. Bu gidiş hem içerde hem de dışarıda demokrasiye hizmet etmez, yalnız çıkarcıları ve diktatörleri besler. Bu gidişatı tersine çevirmek zorundayız.
Parti programınızın dayandığı Atatürk ilkeleriyle sosyal demokrasinin ilkeleri ne kadar bağdaşıyor?
CHP nin altı ilkesinin anlaşılması ve anlatılması, günümüzdeki güncel sorunlara çözüm üretmedeki yeterliliği ve geçerliliğini çözümlemek çok önemli. Altı ilkemizin, ki biz programımızda buna Atatürk İlkeleri diyoruz, sosyaldemokrasinin ilkeleriyle yani özgürlük, eşitlik/adalet ve dayanışma ilkeleriyle fazlasıyla örtüştüğünü söyleyebilirim. Avrupa aydınlanmasının sonucu olan ilkelerle sosyalizmin öngördüğü ilkelerin çok dengeli bir şekilde biraraya getirilmesiyle sanki sosyaldemokrasinin geleceğini de kapsayan bir araştırma alanı gibidir Atatürk ilkeleri. Atatürk ilkelerini anlamak istiyorsak altı ilkenin hiç birini diğer beş ilkeden soyutlayarak düşünemeyiz. Devrimci, devletci, halkcı, cumhuriyetci ve laik süzgeçten geçmeyen bir milliyetçilik Atatürk’ün Türkiye halkı için öngördüğü milliyetçilik değildir ve yanlış kapıya çıkarsınız. Yani basit bir örnek verecek olursak Türk-İslam senteziyle tanımlanan milliyetçilik laik süzgeçten geçemeyeceği için Atatürk milliyetçiliği değildir. Diğer ilkelerin de ışığında Atatürk milliyetçiliği sosyaldemokrasinin dayanışma ve adalet/eşitlik kavramlarıyla örtüşür, vatandaş olarak yapacağımız seçimlerde ve eylemlerde tüm yurttaşların çıkarını ve eşitliğini gözeterek davranmayı öngörür, yurtseverlikdir, dayanışmacıdır. Irkcılığa ve bir inanç gurubuna dayandırılması düşünülemez, ilkelerinin bütününe ters düşer. Bunları hem yurt içinde hem de yurtdışında çok pedagojik bir şekilde anlatmak gerek.
Bilindiği gibi İsveç, Olof Palme gibi sosyaldemokrat bir lideri içinden çıkarmış köklü bir sosyaldemokrat geçmişe sahip. Bu CHP İsveç Birliği için özel bir durum değil mi?
Elbetteki bunun özel bir önemi var. İsveç toplumunun sosyaldemokrat mücadele ve değerlerle geldiği nokta bizim için azımsanamayacak bilgilerle dolu. Bağımsızlık mücadelemizin ve devrimlerimizin hatta karşı devrimlerimizin öğretileri ve deneyimleriyle birleştirildiğinde uluslararası sosyalist arenada hem Avrupa hem de Orta Doğu Ülkelerinin daha insancıl ve çevre dostu toplumlara dönüşmesi için azımsanamayacak öngörülere sahip olabiliriz. Bu da İsveç Sosyaldemokratlarıyla çok etkili ve yoğun iletişim ağlarının kurulabilmesini zorunlu kılıyor. Biz hem İsveç’te yaşayan vatandaşlarımız, hem de İsveç Sosyaldemokratlarıyla CHP Genel Merkezi arasında bu anlamda çok önemli bir köprüyüz.
Teşekkür ederim…
Ben de ilginiz için hem şahsım hem de CHP İsveç Birliği adına çok teşekkür ederim, iyi çalışmalar diliyorum.

Yorumlara kapalıdır.