Çok Yakında

Dinlerin buluşma noktası: Hatay

Nisan 24th, 2016 | by Aslı Bora
Dinlerin buluşma noktası: Hatay
Türkiye
0

(Türkiye ondan sorulur… Aslı Bora’nın Kuzey Gazetesi’nin Nisan ayı sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Mezopotamya’yı Akdeniz’e kavuşturan limanları, coğrafi konumu, Asi’nin beslediği verimli topraklarıyla tarih boyunca hep gözde bir bölge olmuş Hatay. Kuruluşu neredeyse insanlık tarihiyle başlayan bu kadim şehir bir zamanlar “Doğunun Kraliçesi” olarak tanımlanmış. Çağımızda hala gezgin ruhları dünyanın dört bir tarafından kendine çeken tılsımlı bir şehir.

antakya ortodoks kilisesi_3

Dağlarla çerçevelenmiş Hatay’da ilk durak şehre binlerce yıldır hayat veren Asi Nehri kıyısı. Asi kıyısından sonra kentin çok kültürlü yapısına uzanan bir yolculuğa çıkmak ve ‘hoşgörü kenti’ni yaşamak için Anadolu’nun ilk camilerinden biri olan Habib-i Neccar Camii’ne uğruyoruz. Habib-i Neccar Camii hem Hıristiyanlar hem de Müslümanlar için kutsal bir mekan. Camiye adını veren Habib-i Neccar’ın ve Hz. İsa’nın takipçilerinden Pavlos ve Yuhanna’nın cami bünyesinde yer alan türbede yattığına inanılıyor. Her yıl yerli yabancı binlerce turist bu türbeyi ziyaret edip Habib-i Neccar Camii’nin mistik atmosferini yerinde yaşıyor.

Bu güzel şehrin ruhuna dokunmak için en keyifli adreslerden biri eski Antakya sokaklarının yer aldığı Doğu yakası. Bir vakitler buralar varlıklı insanların yaşadığı şen bir mahalleymiş. Şimdilerde sit alanı ilan edildiğinden daha çok dar gelirli ailelere mesken olan, biraz hüzünlü bir mahalleye dönüşmüş durumda. Bu sokaklarda yürümek anılarla dolu bir sandığı açmak gibi. Duvarlarda ‘#şiirsokakta‘ etiketinin hakkını veren dizeler, sıvası dökülmüş duvarlar, seyyar satıcılar, sokaklarda koşturan rengarenk giyinmiş çocuklar, itiverseniz hemen aralanacak kapılarla yüklü sokaklar bir devrin canlı tanığı olarak yüreğinize dokunuyor. Bu mahallenin bir ucunda Türk Katolik Kilisesi yer alıyor. Türk Katolik Kilisesi dallarından portakallar sarkan ağaçlarıyla bir cennet bahçesinin etrafında düzenlenmiş binalar topluluğundan oluşuyor. İçeri girdiğiniz rüya gibi bir atmosfer sunan küçük kilise fotoğraf meraklılarının şehre geldiğinde ilk uğrak yerlerinden biri. Yirmi iki odalı bir Antakya evinin restore edilmesiyle gezginleri kucaklayan Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi son dönemde şehrin gözde mekanları arasında. Amanos Dağları’nda yetişen 1861 tür bitkiden endemik olan 280 türünün sergilendiği müzede adını bile duymadığınız bitkilerle tanışma olanağı bulacaksınız.

antakya parkı

Medeniyetlere ev sahipliği yapan şehrin en ünlü eserlerinden biri Saint Pierre Kilisesi. Hac Dağı’nın eteklerinde dağın oyulmasıyla inşa edilmiş Saint Pierre Kilisesi… Tarihin ilk kiliselerinden biri olan kilise, 1963 yılında Papa VI. Paul tarafından hac yeri ilan edilmiş özel bir yer. Hatay dünyanın en geniş mozaik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. Görkemli şehrin altın çağlarının izini sürmek isteyenler Hatay Müzesi’ni ziyaret etmeli.

Hatay’ı biraz daha yakından tanımak için Samandağ’a doğru yola düşmek gerek. Yol üzerinde Hz. Musa tarafından dikildiğine inanılan tarihi çınarı ziyaret etmek ve doğanın tadını çıkarmak mümkün. Ardından şirin Ermeni köyü Vakıflı’ya uğrayıp organik ürün pazarından alışveriş yapabilirsiniz. Vakıflı’nın ardından Roma devrine kadar uzanabileceğiniz rota Titus Tüneli. Roma İmparatoru Titus Flavius Vespasianus’un emriyle inşa edilen Titus Tüneli ve aynı kompleks içinde yer alan Beşikli Mağara Kaya Mezarları, mimarisi ve tarihiyle büyüleyici bir ortama sahip.

hatay_müzesi_6

Antakya başlı başına şöhreti olan Akdenizli ve Doğulu olmanın bütün avantajlarını sunan bir mutfak kültürüne coşkuyla yaşatıyor. Humus, cevizli biber, içli köfte, süzme yoğurt, zengin, kaytaz böreği ve birbirinden farklı mezelerle açılan sofralara kapılmamak olanaksız. Şehrin en güzel kiliselerinden birine hakim konumuyla Leban Restoran harika bir alternatif. Salaş mekanlardan hoşlanıyorsanız Uzun Çarşı içinde yer alan Pöç Kasabı tam size göre. Küçük bir esnaf lokantası olan Pöç Kasabı’nda tebsi kebabı ve kağıt kebabı gibi klasik Antakya lezzetlerini tatmadan dönmeyin. Saç oruğu ve kaytaz böreği gibi yöresel tatlarıyla öne çıkan Hatay Sultan Sofrası şehrin sevilen mekanlarından. Katıklı ekmek, kahke, kerebiç, sürk gibi Antakya’ya özgü tatlarla bezenmiş bir kahvaltıyla güne başlamak istiyorsanız Savon Hotel’in şık ve tarihi atmosferi harika bir seçim olacaktır. Antakya’nın olmazsa olmazlarından biri olan kadayıfla peynirin tatlı uyumunu sunan künefe için Hürriyet Caddesi’nde Bizim Künefe’ye uğramalısınız. Gün içinde soluklanmak ve tarihi evlerin sıcaklığını yaşamak için La Mistik Cafe ve Zeytin Dalı Cafe hayal kırıklığı yaratmayacaktır. Geleneksel kahvehane kültürünü yaşatan Affan Kahvesi de şehrin sevilen mola mekanlarından. Affan Kahvesi’nde Haytalı adı verilen dondurmalı muhallebi oldukça sevilen bir tat.

Yorumlara kapalıdır.