Çok Yakında

Demokrasinin yumuşak karnı

Mayıs 7th, 2016 | by Fikret Aydemir
Demokrasinin yumuşak karnı
Yazarlar
0

(Fikret Aydemir’in Kuzey’in Nisan ayı sayısı için kaleme aldığı yazısıdır.)

TEMEL insan hakları ve toplumun güvenliği açmazı, demokrasinin yumuşak karnı.

Demokrasi ve insan hakları projesi olarak hayata geçirilen Avrupa Birliği’nin kalbi Brüksel, tarihinin en büyük terör saldırıları ile sarsıldı.

Uluslararası havalimanı Zaventem ve Maalbeek metrosuna düzenlenen saldırılarda 32 kişi hayatını kaybetti, 260 kişi yaralandı. Saldırıları, cihatçı terör örgütü IS üstlendi. Paris saldırıları gibi Brüksel saldırılarının da 3’üncü kuşak göçmen gençlerinden oluşan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olması, Avrupa’da göçmenlerin hedef alınmasına neden oldu.

Aşırı sol örgüt CCC (Cellules Communistes Combattantes), 2 Ekim 1984 ile 4 Aralık 1985 tarihleri arasında Belçika’da 14 farklı yerde bombalı saldırı düzenlemişti. CCC’nin saldırılarında 2 kişi hayatını kaybederken, 28 kişi yaralanmıştı. 16 Aralık 1985 tarihinde yakalanan teröristler tamamen Belçikalılar’dan oluşuyordu. Hiç kimsenin aklına ‘demokrasiden vazgeçmek’ ve ‘toplum güvenliğini sağlamak için yeni önlemler almak’ gelmedi.

Belçika’da 3’üncü kuşak göçmen gençlerden oluşan teröristlerin gerçekleştirdiği Brüksel saldırılarından sonra ‘toplumun güvenliği için yeni önlemler’ gündeme geldi. Asker ve polisin sokakta daha ‘görünür’ olması isteniyor. Havalimanı, metro, alışveriş merkezleri gibi halka açık yerlerde güvenlik önlemleri gündemde. Suriye’ye gidip savaştıktan sonra geri dönenlere ‘demokrasinin gereği’ olarak ses çıkartmayan Avrupa, saldırılar sonrası ‘toplum güvenliğini sağlamak’ açmazını yaşıyor. Avrupa Birliği’nin kalbi olarak kabul edilen Brüksel’e düzenlenen terör saldırıları sonrası toplumda ‘Teröristler, mültecilerin arasına karışarak ülkemize geliyor. Kapatalım bütün sınırları ve kimseyi almayalım” kanısı oluştu.

VİZE(siz) OLMAZ

Bu ortamda Avrupa Birliği’nin Türk vatandaşlarına yönelik vizelerin kaldırılması masada. Başbakan Ahmet Davutoğlu geçen ay Brüksel’de yapılan AB-Türkiye zirvesi sonrası yaptığı açıklamalarda, “Haziran ayında vizelerin kalkacağını” müjdeledi. Aralık 2013’de yine Brüksel’de yapılan toplantı sonrası, Dönemin Başbakanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ‘vizesiz Avrupa’ müjdesi vermişlerdi. Aradan geçen 2.5 yılda alınan yol, aynı sözcüklerle ‘vizesiz Avrupa’ müjdesini bir kez daha vermek oldu.

Aralık 2013’te Akşam gazetesindeki köşemde kaleme aldığım yazıda şu satırlara yer vermiştim:

“AB ile ‘vize serbestliği’ konusunda çalışma yürüten diğer ülkelerle yapılan anlaşma metinlerinin başlıkları ‘Visa liberalization with (ülke adı)’ iken, Türkiye metninin başlığı ‘Roadmap toward a visa-free regime with Turkey.’ AB, sadece başlıkta bile Türkiye’ye farklı muamele yapıyor.”

Brüksel kulislerinde vize metnine AB’nin yine her an patlayabilir ‘mayın yerleştirdiği’ne dikkat çekiliyor. Vizedeki diğer ve ‘en önemli mayın’ ise Kıbrıs. AB ile vize muafiyeti ‘siyasi karar’dan çıkartılıp, ‘teknik düzleme’ çekilebilse hiçbir sorun teşkil etmeyecek Türkiye açısından. Ancak, AB metninde nihai karar ‘bütün üye ülkelerin kabulü’ne bırakılıyor.

AB’nin söz ettiği ‘bütün üye ülkeler’ arasında elbette ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ yani Türkiye’nin resmi olarak tanımadığı Güney Kıbrıs Rum Kesimi de var. Türkiye vize konusunda üzerine düşen bütün görevleri yerine getirse ki, Türkiye’nin bunu yapma kapasitesi mevcut, yine de son aşamada Kıbrıs Rum yönetiminin ‘olur’unu almak zorunda kalacak…

AB ‘vizesiz Avrupa’ için Türkiye’den 72 şartı yerine getirmesini talep ediyor. 72 şarttan birinin bile yerine getirilmemesi anlaşmanın yürürlüğe girmesine engel. Kaldı ki, 72 şartın yerine getirilmesinden sonra AB Komisyonu ‘vizesiz Avrupa’nın raporunu hazırlayıp, Avrupa Parlamentosu’na ve bütün üye ülkelerden oluşan AB Konseyi’ne sunacak.

AB-Türkiye zirvesinde ‘Kayseri pazarlığı’na en büyük desteği veren Almanya Başbakanı Angela Merkel, kendi ülkesinde yapılan son bölge seçimlerinde ağır yenilgi aldı. Merkel’in Türkiye desteğini sürdürüp sürdür(e) meyeceği artık şüpheli.

AB’nin kalbi Brüksel saldırılarından önce “AP ve AB Konseyi’nde zaten son derece olumsuz” olan hava iyiden iyiye çıkmaza girdi.

Yorumlara kapalıdır.