Çok Yakında

‘Değişmez gündem: Kadına şiddet’

Nisan 21st, 2017 | by Sayım Çınar
‘Değişmez gündem: Kadına şiddet’
Magazin
0

SHOW HABER’İN GÜZEL YÜZÜ PINAR ERBAŞ, SAYIM ÇINAR’A KONUŞTU…

Sayım Çınar / sayimcinar@gmail.com

Genç ve yetenekli bir isim haftasonları ekranlarda izleyicilerle buluşuyor, reytingleri topluyor! Sayım Çınar, Pınar Erbaş ile medyayı ve Show Haber’in başarısını konuştu.

– Show TV haftasonu haberlerine nasıl hazırlanıyorsunuz?

Sabah haber toplantısıyla başlıyor günüm. Her haberi öncesinde izlemem, hakim olmam gerekli diye düşünüyorum. Aksi halde yayında kendimi iyi hissedemiyorum. Öğleden sonra yeni ajans görüntüleriyle haberleri tekrar gözden geçiriyoruz. Yavaş yavaş muhabir arkadaşlarımız haberden dönmeye başlıyor. Derken bülten saati geliyor zaten. Tüm ekip arkadaşlarımın haberciliğine kefilim. Ekipteki herkes sokağı iyi bilen, derdi iyi habercilik yapmak olan insanlar. Sanırım Show Haber’in alamet-i farikası biraz da bu.

– Gündem baş döndürücü, nasıl takip ediyorsunuz?

Haberci olmak isteyenlerin bu yoğunluğu zul gibi gördüğünü düşünmüyorum. Şahsen mesleğim bu olduğu için izlemiyorum haberleri. Zaten haberi sevdiğim için bu mesleği yapıyorum. Sabah haberlerle uyanıyorum, bir yere giderken radyoda yine haberler açık ve inanın akşam yatarken de kulaklığımdan internette yorum-analiz programlarının tekrarlarını dinleyerek uyuyorum. Kulağa garip gelebilir ama ben böyle çok mutluyum. Gündem takibi mesleğim icabı yapmak zorunda hissettiğim bir şey değil. Aksine, yapamazsam hayattan koparmışım gibi hissediyorum. Yalnız son zamanlarda şunu fark ettim; yakın arkadaş çevremde kimse haberci değil ve ben sohbet ederken her konuyu ille bir yerinden gündeme çekince sanırım sıkıcı oluyorum ama nezaketten olsa gerek kimse susturmuyor, beni idare ediyorlar. Kimseyi yormamak adına biraz o yönümü törpüledim.

– Hayatınıza nasıl sirayet ediyor peki olan biten, etkilenmiyor musunuz?

İşe ilk başlayanlar için haber toplantısına girmek zor bir deneyimdir. O 3. sayfa diye tabir ettiğimiz haberlerin ajans görüntülerinde ham hallerini, yani olayı tüm çıplaklığıyla görünce afallayıp kalırsınız. Ben de öyleydim. Hafızamda hala o günlerden kalan çok görüntü var. Yıllar geçti ve görmeye alıştım gibi bir durum da yok aslında. Sadece olayları içselleştirmeden empati yapabilmeyi öğrendim. Acının üstünü örtmektense yüzleşmek en doğrusu. Ki biz haberciler olarak bunu bir adım daha ileri taşıyıp yüzleşmenin yanında o acıya sebep olan sistemi de sorguluyoruz. İşin bu kısmında; aman çok etkileniyorum, hayatıma sirayet ediyor, mutsuz oluyorum, gibi buhranlar yaşamaya lüksüm yok.
Ancak bu söylediğim bülten bitiyor ve ben her şeyi unutuyorum demek değil. Özellikle çocuk istismarı haberlerinde öfkeden nefesim kesiliyor. İçinde çocuk mağduriyeti olan haberlerin her birinin üstümde bıraktığı ağır bir yük var. Alışmam mümkün değil. Zaten alışmayayım, alışmayalım da. Kadına şiddet keza ülkemizin değişmez gündemi. Bazen öyle vahşetlerle karşılaşıyoruz ki, haber toplantılarında birbirimize bakakalıyoruz. Ama içimizin acıması bir şey değiştirmez. Bu tür meselelerin daha çok haberini yapmalıyız, daha çok üstüne gitmeliyiz ki en azından bir çözüm için farkındalık yaratabilelim.

– Önümüzdeki süreçte medya neye evrilecek, her şey değişiyor sonuçta?

“Teknoloji her şeyi yakıp yıkacak, gazeteler televizyonlar kalmayacak her şey dijitalleşecek, bireyselleşecek” diye en az 10 senedir bas bas bağıranlar var. Biraz sakin olmakta fayda var diye düşünüyorum. Galatasaray Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler yüksek lisansı yapıyorum ve üniversiteye gittiğimde kantinde hala gençlerin gazete okuduğunu görüyorum.
“İnternetten takip ediyorum gündemi varsa yoksa Twitter” diyen bir kitle de var tabii ama bu gazete okunmuyor demek değil. Televizyon haberciliği deseniz zaten etkisi tartışılmaz.
Teknoloji sayesinde ise şahane bir şey oldu; izleyiciyle aranızda interaktif bir bağ kurabiliyorsunuz artık. Tartışma programlarında sosyal medya üzerinden anlık izleyici soruları yönlendiriliyor, bire bir reaksiyonları görüyorsunuz.

– Sosyal medya günümüzde çok önemli, kendi hayatınızda nasıl kullanıyorsunuz?

Çok çok geriden takip ediyorum maalesef. Düşünün; Instagram’a daha yeni girdim. O da mahalle baskısıyla. Arkadaşlarımın ısrarlarına dayanamadım. Twitter’da da öyle olmuştu.

– İyi bir televizyoncunun en önemli 5 özelliği nedir?

Televizyonculukla ilgili konuşacak kadar deneyimli değilim ancak televizyon haberciği için sanırım sokağı iyi tanımak, samimi, vicdanlı, dürüst ve bir hayli cesur olmak gerekli.

Yorumlara kapalıdır.