Çok Yakında

Dansk Folkeparti’ye yağmur yağsa Sosyal Demokratlar şemsiye açıyor

Haziran 12th, 2016 | by Üzeyir Tireli
Dansk Folkeparti’ye yağmur yağsa Sosyal Demokratlar şemsiye açıyor
Yazarlar
0

(Üzeyir Tireli’nin Kuzey’in Haziran sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Sosyal Demokratlar’ın göçmenler ve mülteciler politikası söz konusu olduğunda Dansk Folkeparti’nin kuyruğuna takıldığı artık kimsenin gozunen kaçmıyor. Sosyal Demokratlar sadece mülteci ve göçmenler politikasında değil, ekonomik politikada da Dansk Folkeparti ve Venstre gibi diğer liberal partileri izlediği apaçık ortada.
Hatırlanacağı üzere bu ”sağa” kayış 90’lı yılların sonunda dönem başbakanı Poul Nyrup la birlikte başlamıştı. Nyrup’dan sonra gelen tüm parti başkanları (daha sonra başbakanlar) Nyprup’un çizgisini daha sağa ve daha milliyetçi bir çizgiye taşıdı. Maalesef her gelen gideni aratır oldu. Mesela Thorkild Simonsen İçişleri Bakanlığı’na (şimdiki Uyum Bakanlığı) getirildiğinde Birte Weiss’ı, Karen Jespersen getirildiğinde de, Thorkild Simonsen’i arar olduk. Aynı durum Sosyal Demokrat Parti başkanları (daha sonra başbakan) için de geçerli. Poul Nyrup ”sağa” geçişin temellerini attığında büyük eleştirilere mağruz kalmıştı. İşsizlik ve sosyal yardım alan vatandaşların eğitim, kurs, veya iş arama gibi nedenlerden dolayı ”rahat bırakılmaması”nın temelleri bilindiği gibi Nyrup hükümeti tarafından atıldı. Daha sonra parti başkanlığına gelen Mogens Lykketoft, Nyrup’un sağa kayış politikasının ve hükümetinin baş mimarıydı. Dolayısıyla yön değiştirme Lykketoft döneminde de devam etti.
Daha sonra parti başkanlığına seçilen ve 2011’de Başbakanlık koltuğuna oturmayı başaran Helle Thorning-Schmidt’i – her ne kadar globalist, kozmopolit olarak lanse edilse de- iç politika ve mülteciler söz konusu olunca sert bir milliyetçi çizgi çizdiği, aile birleşimi ve sosyal haklar gibi temel konularda, bir dizi kısıtlamalara gitti herkesin şahit oldugu bir durum. Hükumet ortaklarından Radikalde Venstre ve hükümetin dışardan destekçisi Enhedslisten olmasa, göçmen polikasının Dansk Folkeparti’ye iyice yaklaştıracağı çok belirgindi.
Ama Sosyal Demokratlar’ın şimdiki başkanı ve başbakan adayı Mette Frederiksen bunların hepsini geçti. Gençlik yıllarında Sosyal Demokratlar’ın ”sol” gizci garantörü gibi algılanan Frederiksen, Helle Thorning-Schmidt hükümetinde değişik görevlere getirilmiş, bununla birlikte partinin sağ çizgisine daha da yakınlaşmıştı. Başkanlık görevi Mette Frederiksen’e devredildikten sonra artık Sosyal Demokratlar’ın Dansk Folkeparti’nin de ötesine geçtiğini söyleyebiliriz.
Mette Frederiksen artık Dansk Folkeparti’yi daha sert bir göçmen politikası için sıkıştırmaya başladı. Danimarka’nın sınırlarının kapatılmasında, ”uyum sağlayamamış” göçmenlerin ”cezalandırılmasında”, radikal görüşlülerin (islamcı) yurt dışı edilmesinde vs. önde giden bir Başbakan adayı oldu.
Daha da ötesi (ve tehlikelisi) Mette Frederiksen ”siz-biz” söyleminin baş aktörü oldu. Konuşmalarında sık sık Danimarka’nın refah sisteminin dışardan gelen mülteci ve göçmenler tarafından bozulduğu, bu yüzden Avrupa’nın ve Danimarka’nın sınırlarını kapatılması gerektiğini tekrarlıyor Frederiksen.
 “Sizli-bizli” bir söylem halka hedef gösterme söylemi. Doğruyu yanlıştan, suçluyu suçsuzdan ayrıştırma çabası, daha doğrusu hayali. Güllük gülüstanlık Danimarka’nın dışardan gelen insanlar tarafından tehdit ediliyor yalanının söylemi. Bu tür söylemler, sadece politik çıkarlar için yapılmış olsa bile, tehlikeli, insanları birbirine düşüren, toplumda sosyal yaralara neden olan söylemler. Bunun öncülüğünü eşitlik, özgürlük, dayanışma temeli üzerine kurulmuş Sosyal Demokrat partinin yapması ayrı bir önem kazanıyor.
 Seçim zamanı oyların hangi partiye verileceği hakkında tekrar iyice bir düşünmek gerekiyor artık.

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com