Çok Yakında

Danimarka gibi olur muyuz?

Ekim 27th, 2016 | by Sadi Tekelioglu
Danimarka gibi olur muyuz?
Türkiye
0

(Turist rehberi İsmet Kemal Çallı, Kopenhag izlenimlerini Kuzey’in Ekim ayı sayısı için kaleme aldı…)

20 yıldır turist rehberi olarak görev yapmam nedeniyle Türkiye’nin tarihi ve turistik bütün mekanlarında neredeyse her ulustan turiste ülkemizi tanıttım. Genellikle turizm sezonu dışında kalan zamanlarımda da kendim dünyanın bir çok ülkesini gezdim. Gezdirdiğim insanların ülkelerini görüp tanıma imkanına sahip oldum. Gezip gördüğüm ülkeler arasında özellikle ilginç sosyal yapısı ve yaşamı ve ülkede uygulanan refah sistemi nedeniyle en çok ilgimi çeken ülke Danimarka oldu. Bu yüzden Türkiye dışına gerçekleştirdiğim seyahatlerde Danimarka tekrar tekrar geldiğim bir ülke oldu. Daha önce üç kez Danimarka’da bulundum ve bu ülkede edindiğim Türk ve Danimarkalı dostları Türkiye’de de ağırladım.

Sizlere içinde yaşadığınız bu güzel topraklar ve ülkeyi bir de ben anlatayım dedim. Büyük ihtimalle sizlerin haliz hazırda bilmediği bir şeyi anlatmış olmayacağım, ama bu yazının asıl amacı bırakıp geldiğimiz ülkemizin neden Danimarka gibi olmadığının altını çizmek. Belki dolambaçlı yoldan da olsa burada dikkat çektiğim noktalar bir şekilde anavatanımıza da ulaşır.

Siz uzun yıllardır bu ülkede yaşadığınız için kanıksamış olabilirsiniz, ancak uçaktan dışarı adımınızı atar atmaz bu ülkenin en göze çarpan özelliği sükunet kırbaç gibi yüzünüze çarpıyor. İnsanlar neredeyse sözleşmişler gibi hiç gürültü yapmıyorlar, havaalanında kargaşa yaşandığını hissettirecek hiçbir hareket yok. Havaalanından dışarı çıkınca da bunu hissetmeye devam ediyorsunuz. Belki abartı olacak ama dördüncü kez geldiğim bu ülkede bu güne kadar duyduğum klakson sesi sayısı iki ya da üçü geçmez. Toplu ulaşım araçlarında da aynı sükuneti, düzeni görebiliyorsunuz. Toplu ulaşım sistemi bir çok insanın özel aracını evinde bırakmayı tercih ettirecek kadar düzenli, dakik ve rahat. Örneğin yirmi dört saat işleyen bir metro sistemi ve özellikle gecenin geç saatlerinde bu toplu ulaşım araçlarında yalnız yolculuk yapan kadınların çokluğu ve dışarıdan gözlemlenebilen rahatlık ve güveni sanırım dünyanın birçok ülkesinde görülmez.

kemal-calli

Türkiye’den Danimarka’ya yola çıkmadan önce İstanbul’da şort giydiği için tekmelenen genç bir kız olayı hatırımda olduğu için bu genç kadınların rahat giyimleri ile rahatça kamuya açık alanlarda, geç saatlerde dolaşmaları benim ilgimi çekti. Dedim ya, siz belki alışmışsınızdır, kanıksamışsınızdır diye.

Temizlik ve tertip düzen ise bu ülkenin bir başka alameti farikası. Şehirlerarası yollarda yol kenarlarında Türkiye’den aşina olduğumuz renk cümbüşü burada yok. Renk cümbüşü derken, hemen bir açıklama yapayım. Burada renk cümbüşü var aslında, ama Türkiyedekinden oldukça farklı. Danimarka’da yol kenarlarını renklendiren şey çeşit çeşit bitkiler ve çiçekler, ve düzenli olarak kesilen, biçilen çimenler. Oysa Türkiye’de;  kahverengi bira şişeleri, sarı kırmızı turuncu içecek kutuları, çikolata ve şekerleme ambalajları, doğaya zararlı plastik pet şişeler yol kenarlarını renklendiriyor.

Size şu ana kadar anlatmaya çalıştığım sükunet televizyon yayınlarında da gözlemlenebiliyor. Televizyon yayınları izleyiciye saygılı. Tartışma programı adı altında birbirine bağırıp çağıran insanlar yok ekranlarda. Hele evlilik programı hiç yok. Haber programlarında yer verilen haberler objektif, net ve laf kalabalığına yer vermiyor. haberlerde ise izleyiciyi salak yerine koyan çocukla konuşuyormuş gibi kaleme alınan metinler okunmuyor. Reklam blokları kısıtlı ve sinema filmlerinde reklam arası yok, içki ve sigara sahneleri buzlanıp o dizi ve sinema filmlerini yapan ve bunları izleyen insanlara saygısızlık gösterilmiyor.

14468166_10154565861074860_994119090598970153_oHazır televizyondan söz açılmışken; Danimarka kültürünün önemli bir parçası olan kültür hazinesi Svinklöv otelinde benim Danimarka’da olduğum hafta içinde bir yangın çıktı ve otel tamamen kül oldu. Haberi veren spikerden otelin bulunduğu bölgenin belediye başkanına, ondan parlamentodaki politikacılara kadar herkes derin üzüntü duyduğunu dile getirdi, buraya kadar herhangi bir ilginçlik yok, ama asıl ilginçlik bu olaya bakan bir çift gözün Türk olması göz önünde bulundurulunca ortaya çıkıyor. Yangın sonrası ne gazete ve televizyonlarda ne de sosyal medyada bu yangının oraya konut bloku ya da alışveriş merkezi ya da daha büyük bir otel dikmek için kasıtlı olarak çıkarıldığı iddiasına rastlamadım. Yani bu ülkede rant elde etmek için kimse doğal ve kültürel hazinesine zarar vermediği gibi, arada bir yangın vs bir felaket olursa da bunda kasıt olduğu kimsenin aklının ucundan bile geçmiyor. Sizce neden acaba?

Siyasi ahlaktan bahsederken, Danimarka parlamentosuna yaptığım ziyaretteki izlenimlerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Türkiye kökenli milletvekili Sayın Yıldız Akdoğan çok yoğun programı olmasına rağmen bana vakit ayırdı ve Danimarka parlamentosunu gezdirdi. Bu vesile ile buradan ayrıca kendisine teşekkür ediyorum.

kemal-calli1

İlk şaşkınlığım parlamentonun önündeki otopark oldu. Otopark diyorum ama buradaki araçların hepsi bisiklet. Milletvekilleri ve parlamento çalışanlarının hatırı sayılır bir kısmı işe bisikletle gelip gidiyorlarmış.

Danimarka’nın her yerinde dikkatimi çeken ve bu yazının ana çizgisi olan sükunet ve güven parlamento binasına yaklaştığımda da dikkatimi çekti. Örneğin Türkiye’de bırakın Türkiye Büyük Millet Meclisinin kapısından girmeyi, polisin radarına girmeden meclis bahçesine bile yaklaşılamazken ben Danimarka parlamentosunun kapısından kimlik göstermeden, güvenlik taramasından geçmeden, sadece Sosyal Demokrat Parti milletvekili Yıldız Akdoğan’ı ziyaret edeceğimi söyleyerek girdim. Bunun nedeni de sanırım siyasetin; politikacısını seven, sayan koruyan seçmenler kadar, seçmenlerine güvenen politikacılardan oluşması olsa gerek. 

Görgüsüzlükten, abartmadan, şaşaa ve debdebeden uzak bir toplum da kurulabiliyormuş diye düşünürken aslında tum bu saydığım şeylere asıl Danimarka toplumunun layık olduğunu düşünüyorum. Dışarıdan gözlemleyebildiğim kadarıyla her türlü övünmeyi hak eden bir toplum Danimarka toplumu.

Şimdi birçoğunuz; “Bu ülkede politikacıların ağzından çıkan ırkçı söylemlerden haberin yok, alkol ve uyuşturucu bağımlılığının boyutlarından haberin yok, psikolojik sorunlar yaşayan çocuk, genç ve yaşlıların kaç kişi olduğun bilmeden konuşuyorsun,” diye düşünenleriniz çıkabilir. Evet bir çok toplumda olduğu gibi bu toplumda da sorunlar mutlaka yaşanıyordur ve zaten sorunsuz toplum da ölü toplum demektir, ancak bu ülkede sorun olarak sıralanan şeylerin bizim ve başka bir çok ülkenin de sorunu olduğunu unutmayalım.

Bu ülkede gördüklerim beni bu ülkeyi daha da yakından tanımaya teşvik etti. Bu dördüncü seyahatimin son seyahatim olmayacağını biliyorum. Belki sonrakiziyaretlerimde sorunları daha yakından tanır onları da sizlere yazarım.

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com