Çok Yakında

Danimarka, Afganistan mı?

Haziran 26th, 2018 | by Sadi Tekelioğlu
Danimarka, Afganistan mı?
Yazarlar
0

Sadi Tekelioğlu yazdı

Andersen’in en ünlü masallarından biridir ’Çıplak Kral’. İki düzenbaz terzi, kralın sarayına gelirler ve krala sadece akıllıların görebileceği elbiseler diktiklerini söylerler. Kral da bu elbiselerden ister. Günler geçer kral terzilerin yanına provalara gider. Ne boş boş çalışan tezgahlarda dokunmakta olan birşey görür ne terzilerin güya özenle kollarında taşıdıklarında. Ama kral çok akıllı ya, terzilerin sadece akıllıların görebildiğini söylediği kostümleri göremediğini söyleyemez. Kralın dillerden dillere dolaşan, sadece akıllıların görebildiği elbisesini halk sabırsızlıkla beklemektedir. Gün gelir terziler elbisenin bittiğini krala söylerler. Kralcağızı güya giydirirler kuşatırlar, tören yoluna salarlar. Tüm halk merakla sadece akıllıların görebildiği elbiseyi beklemektedir. Kral uzaktan görünür. Herkes “Aman da aman ne güzel elbiseymiş.” der, aptal olduğu düşünülmesin diye. Ta ki küçük bir çocuk sabredemeyip “Kral çıplak” diyene kadar.

Bu masalın bu topraklarda yazılması tesadüf değildir. Danimarka görmediği elbiseyi beğenen, ’gibi görünmelerin’ ülkesidir.

Bu girişe neden olan iki konu var uzun süredir aklıma takılan. Biri kadın hakları, diğeri de ifade özgürlüğü. Bu iki konuda Danimarka’da yazılanlara, çizilenlere, söylenenlere bakarsanız. Kadınların erkekler tarafından acımasızca ezildiği, kimsenin korkusundan en küçük bir eleştiriyi bile dile getiremediği bir toplum gelir gözümüzün önüne, oysa bu iki konuda Danimarka dünyaya önderlik etmektedir. İfade özgürlüğü ve kadın-erkek eşitliği en geniş sınırları ile bu ülkededir.

İfade özgürlüğü derken hemen aklınıza siyasi eleştiri ya da dini eleştiri gelmesin. İfade özgürlüğü aklından geçeni, düşündüğünü sonuçlarından korkmaksızın ve hatta olumsuz sonuçları olmayacağını bilerek dile getirme özgürlüğüdür. Bu ülkede ülkenin en yüksek tirajlı gazetesinde başbakan hakkında ”Sen bir salaksın” diye yazılabilmekte, yine çok ünlü bir film yönetmeni de aynı cümleyi kullandığı bir kısa film yayınlayabilmektedir.

Bundan bir kaç yıl önce Hz. Muhammed karikatürlerinin siparişini veren Flemming Rose ile yaptığım bir söyleşide çok ilginç cümleler sarfetmişti. ”Danimarka ifade özgürlüğünü bir fabrikadaki işçide de görebilirsiniz. İşçi çalışma şartlarından memnun değilse, aldığı ücreti az buluyorsa bu konudaki tatminsizliklerini ’Beni işten artarlar’ korkusu duymaksızın dile getirebilmektedir,” demişti. Rose’ye göre üzerinde titrenilmesi gereken ifade özgürlüğü aslında buydu. Flemmig Rose haklıdır, ancak Danimarka’da ifade özgürlüğü onun korktuğu kadar tehdit altında değildir. Onun Hz. Muhammed karikatürlerini yayınlamasının öncesinde ve sonrasında yazılı ve görsel basında, konferanslarda herkes en uçuk fikirleri dile getirebilmektedir.

Fazla derine inmeden televizyonlarda yayınlanan hiciv programlarında seçilen dile ve kullanılan temalara bakmak yeterlidir.

Kadın haklarına gelince. Sanırsınız ki burası Afganistan. Gazetelere Danimarkalı kadınların durumu ile ilgili yazılar yazanlar -ve tabii ki hepsi kadın- öyle bir dil, öyle benzetmeler kullanıyorlar ki, sanki kadınlar köle şartlarında çalıştırılıyorlar, hiç bir konuda söz hakları yok, sabahtan akşama kadar dövülüyorlar vs.

Oysa kazın ayağı hiç de öyle değil, bugün işyerinde, ailesinde veya sosyal yaşamın herhangi bir katmanında zorluk yaşadığını düşünen bir kadına yaklaşımı incelerseniz Danimarkalı kadınların Afgan kadınlarından biraz daha iyi durumda olduklarını görürsünüz.

Birisi çıkıp da ’Kral Çıplak !’ diye bağırmadığı için başka birileri çıkıp ”Böyle bir sorunumuz var” diyor, sonra öyle bir sorun var mı yok mu, diye merak etmeyen insanlar, bu olmayan sorunları çözmek için zaman harcıyor, kafa patlatıyor.

Ha bu arada ne mi oluyor? Binlerce kişiye iş imkanı çıkıyor..

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com