Çok Yakında

Cinsellik hakkında görgü kuralları!

Mart 16th, 2016 | by Üzeyir Tireli
Cinsellik hakkında görgü kuralları!
Yazarlar
0

(Üzeyir Tireli’nin Kuzey’in Mart sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Hendes Verden - Britt Nørbak / 56 årige Kirsten Ahlburg får det bedste ud af overgangsalderen.

Uzun dönem göçmenlere Danca dersler vermiş Kirsten Ahlburg, geçen hafta yayınladığı bir kitapta cinselliğe kültürel bakışı konu almış. Kitabın adı “Det er min krop! Hold nallerne væk” ve konusu cinsellik. Ahlburg son zamanlarda özellikle Ortadoğu’dan Danimarka’ya gelen mültecilerin kadın ve cinsellik konularında çok farklı bilgi ve algılara sahip olduğunu, bu yüzden bilgilendirilmeleri gerektiği için kitabı yazdığını belirtiyor. Geçen yılbaşında Köln’de yaşanan olayların Danimarka’da da tekrarlanmaması için, özellikle Arap kökenli sığınmacıların ve yabancıların böyle bir kitaba ihtiyacı oldudunu düşünmüş Ahlburg… Hatırlanacağı gibi geçen yılbaşı gecesi sayıları 500’ün üzerinde bir grup Arap ve Afrika kökenli mülteci Köln’de sokakta kadınlara laf atmış, sarkıntılık yapmış ve onların cüzdan, telefon gibi eşyalarını çalmıştı.

Kirsten Ahlburg kitap

Kitap çok basit bir dille yazılmış. Kısa bir süre Danca kursu almış bir kişinin okuyup anlayabilmesi hedef alınmış. Kitaptan bazı alıntılar şöyle:

“Danimarka’ya hoş geldin. Şimdi Danca öğreneceksin. Sen neyin doğru neyin yanlış olduğunu da öğreneceksin. Her ülkenin kendine ait kuralları var. Bazı ülkelerde kadınlar kapalıdır. Danimarka’da kadınlar kapanmaz ve çok fazla elbise giymezler. Bu durum bazıları için sorun yaratabilir. Yabancı erkekler, kadının seks yapmak istediğini düşünebilir. Bu doğru değildir.”

Düşüncelerini söylemekten ve “ırkçılık” damgasının vurulmasından korkmadığını, tam tersine bu mülteci grubunu çok iyi tanıdığını, uzun yıllar Danca dersleri verdiğini belirtiyor Ahlburg. Mülteci (ve göçmenlerin) cinsellik konusunda yanlış algıları olduğunu onaylatmak için de kitapta bazı mültecilerin görüşlerine yer vermiş. Mesela, 16 yaşında bir mülteci, Danimarka’ya gelince kadınları çok açık bulduğunu, onların erkeklerle yatmak istediğini sandığını falan belirtmiş.

Kitaptan başka bir alıntı, Danimarkalı kadınların sokakta nasıl davrandıklarıyla ilgili:

“Kadın Danimarka’da mini etek giyer. Başörtüsü yoktur. Kısa kollu veya kolsuz elbise giyer. Sırtı ve omuzu açıktır. Göğüs dekoltesi büyüktür. Kadın sokakta sarhoş dolaşır, kadın erkeklere “merhaba” der, kadın arkadaşlarıyla erkeklerin vücudu hakkında konuşur.”

Kitap buna benzer bir dizi konularla donatılmış. Gece hayatında, sokakta vs kadınlar nasıldır, ne ister, ne istemez gibi bir dizi konulara yer verilmiş. Belediyeler, Kızıl Haç personeli ve sığınmacılarla çalışan başka kurum ve kuruluşlar kitaba büyük ilgi göstermiş.

Kitap mültecilerin daha yoğun bir biçimde geldiği son günlerde belki toplumsal sorun ve çelişkileri en aza indirmek, “uyumu” sağlamak amacıyla yazılmış bir kitap, ama sonuçta kitabın bu akla hizmet etmekten uzak olduğunu görmek zor değil.

Kültürel meselelerle uğraşmak, o konularda bir şeyler yazmak, kolay bir şey değil. Genelleme yapılmak zorunda – o kültürde kadın böyle, bu kültürde erkek böyle, o kültürde böyle yaşanır, bu kültürde şöyle düşünülür – gibi genelleme yapmak gerekir. Yoksa yazılanlar kültürel farklılığı göstermez. Ama bu şekilde genelleme yapınca da, o kalıba uymayan birçok insanı karşında bulursun. “Ben öyle düşünmüyorum, sen öyle yaşamıyorsun” gibi bir dizi protesto seslerle karşılaşılır.

Nitekim Köln olaylarını, Ahlburg’un yaptığı gibi kültürel bir kalıba da koyamayız, çünkü Köln’de binlerce Arap ve Afrika kökenli mülteci var. Ancak bunlardan sadece çok az bir kısmı – 500 kişi – yılbaşı gecesi kadınları taciz etmiş, eşyalarını çalmış. Belki bu rakam Köln’de bulunan Afrika ve Arap toplumunun yüzde 1’ini bile teşkil etmiyordur. O halde yüzde 99’unun yapmadığı bir şey, o kültüre mal edilebilir mi?

Aynı şekilde Danimarka’da kadın betimlemesine bakalım. Kadın omuzları ve sırtı açık elbise giyer, sokaklarda sarhoş dolaşabilir vs. Bunları yapan kadın sayısı kaçtır? Ayrıca yaşla ilgili bir sorun da değil mi? Yani bu söylenenler daha fazla genç kadınların yaptığı bir durum değil mi? Yani olay kültürel olmaktan ziyade yaşla ilgili bir olay. Aynı şekilde, Ahlburg’un çizdiği kadın portresi, her şehir için de geçerli değil. Bulabilir miyiz bu tür kadınları ve kadın yaşamını Jutland’ın küçük bir kasabasında?

O halde Danimarka’da ulusal bir kadın kültüründen veya cinsellik anlayışından bahsetmek mümkün değildir. Bu tür kültürel analizler maalesef olaylara hep “siz” ve ”biz” penceresinde bakmakta. Gerçek yaşamda bulunmayan, ama var sandığımız (ya da var olmasını istediğimiz) “siz” ve ”biz” grubu fanteziden başka bir şey değil. ”Siz” ve ”biz” penceresinden bakış, aslında ne “sizi” olduğu gibi ne de “bizi” olduğumuz gibi anlatan, fakat insanlar ve topluluklar arasında sınır çekmeye yarayan bir fantezidir.

Bu bağlamda kitap mültecileri bilgilendirmekten ziyade, onların “biz Danimarkalılardan” ne kadar farklı olduklarını kabul ettirmeye çalışan ve bunu yapmaya çalışırken de onların daha fazla kafalarını karıştıran bir kitap…

Yorumlara kapalıdır.