Çok Yakında

Çevrecilik – Yeni işçi ve öğrenci hareketi

Mart 24th, 2017 | by Üzeyir Tireli
Çevrecilik – Yeni işçi ve öğrenci hareketi
Yazarlar
0

(Üzeyir Tireli’nin Kuzey’in Mart sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Son yıllarda hemen hemen kendi ‘göbeğiyle ilgilenmeyen’ ülke kalmadı. Savaş ve doğal afet gibi nedenlerden dolayı hız kazanan insan göçü, Avrupa ülkeleri ve Amerika başta olmak üzere birçok ülkenin kapılarını kapatmasına neden oldu. Göçmen ve mültecilerin girişini engellemek amacıyla Avrupa’nın her ülkesinde yasal sınırlamalar getirildi. Milliyetçi ve içe dönük politikalar, Donald Trump’ın başkan seçilmesiyle ivme kazandı. Türkiye’nin Suriye sınırına çektiği 280 kilometrelik duvar da bu tür politikaların sembolü haline geldi.

Bu gidişat nereye varır, kestirmek zor. Ama dışardan göç alan birçok ülkede aşırı milliyetçi akımların hızla büyüdüğü gözle görülür bir olgu. Daha önemlisi bu tür ırkçı, ayrımcı ve nefret dolu duygu ve tavırların toplumun büyük bir kesimine, orta ve üst sınıflara da yayıldığını görüyoruz. Artık bu durum kendini bilmez birkaç küçük grubun hal ve hareketleri değil, toplumsal bir olgu.
Ne kadar ırkçılık, ayrımcılık ve nefret duyguları toplumsal yaygınlık kazanmış olsa da, bazı modern ilke ve ölçekler göz önüne alındığında, bunların yanlış ve kabul edilmez olduğunu görürüz. İnsanlık son ikiyüz yılı aşkın bir süredir ’insana insan gibi davranılması’ için mücadele veriyor. Demokrasi kavramı ve projesi, insan hakları ve başka bir dizi evrensel bildirgeler, yüzyıllardır süregelen ve etnik, sınıfsal ya da ulusal temellere dayanan zulüm ve baskının son bulması hedeflendiği için ön plana çıkmıştır. Amaç, insana, insan olmaktan doğan hak ve özgürlüklerin verilmesiydi.

Her toplumda bu tür hak ve özgürlükleri savunan gruplar oldu. Ama 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki öğrenci ve işçi hareketleri, (özellike Amerika’da) anti-ırkçı örgütlenmeler, kadın hareketleri vs. demokrasi, insan hakları, uluslararası dayanışma, eşitlik vs. gibi modern insanlığın değerlerini daha fazla gündeme taşıdı. Her ne kadar bir dönem çok başarılı olmuş olsa da bu tür toplumsal hareketlerin bugün hemen hemen hiçbir etkinliği kalmadı. Sorunların var olmasına rağmen insanlar artık bu tür oluşumlara katılmıyor, destek vermiyor. (Bunun birçok gerekçesi var ama en önemlisi sanıyorum – ekonomik koşullarının genel olarak iyileşmesinden dolayı da – insanların artık bireyselliği kendi gündemlerine koymuş olması…)

Peki bu artan ırkçılık ve aşırı milliyetçiliğin önüne geçilemeyecek mi? Geçilecekse bunu kim yapacak? Öğrenciler, işçiler, esnaflar? Belki en önemlisi de hangi zeminde birleşilecek?
Ben çevreciliğin bu yeni zemini oluşturacağına, insanları aşırı milliyetçi kabuklarından çıkarmaya, tekrar uluslararası dayanışmaya götüreceğine inanıyorum. Çevrecilik, sadece çevre bakım-temizliği değil ve bu yüzden bahsettiğim yeni zemini oluşturabilir. İnsanların sürekli yaşadıkları yere çevre denir. Dağlar, ovalar, çayırlar, ormanlar, göller, denizler, ırmaklar, doğal çevreyi oluşturur. Doğal çevrenin kirlenmesi bütün ülkelerin ortak sorunudur. Çevre kirlenmesi hepimizin günlük yaşayışını etkileyen bir olaydır. Uygarlığın gelişmesi, endüstrileşme sonucu fabrikalarda insan gücüne gereksinme arttı. Kırlarda, köylerde, doğal çevrede yaşayan insanlar kentlere göçtü. Kent nüfusu önemli ölçüde çoğaldı. Kentlerde nüfusun artışı ve endüstrileşme ile birlikte çevre sorunları ortaya çıktı.

Başlıca çevre sorunları su, hava ve toprak kirlenmesidir. Bu kirlenmenin sınıfsal ve ekonomik bir boyutu da var. Çevre kirliliğinin olduğu, tehlikeli atıkların atıldığı, tehlikeli suların içildiği, tehlikeli kimyasal ilaçların serpildiği ve kullanıldığı, bacalarından zehir saçan fabrikaların kurulduğu ve modern hayvancılıkla tahrip edilen yerlere bakarsak, bu alanların yoksul insanların yaşadığı bölgeler ve ülkeler olduğunu görürüz.

Bu bağlamda çevre sorunu insanlık sorunudur. Bu sorunun yaratıcısı da günümüzdeki modern üretim biçimleri ve onun ekonomik yapısı. Bu yapı zengin ile fakir arasında uçurumlar yarattığı gibi, insanların sağlığını bozan koşulları da ortaya çıkardı.

Çevreci olmak – bu gelişmeye dur demek, her insanın buluşabilecegi bir nokta. Ulusal ve etnik kimlik, cinsiyet farkı gibi insanları birbirinden uzaklaştıran faktörler, çevrecilik sözkonusu olduğunda ikinci planda kalacaktır. Çevrecilik, dolayısıyla birçok ülkede görülen ırkçı akımlara, nefret söyemlerine, yerinde bir cevap olacaktır.

Yorumlara kapalıdır.