Çok Yakında

Canlı… ‘Beşiktaş yuvasına kavuşacak’ dediler, kalktık, gittik Danimarka’dan

Mayıs 15th, 2016 | by İrfan Kurtulmuş
Canlı… ‘Beşiktaş yuvasına kavuşacak’ dediler, kalktık, gittik Danimarka’dan
Spor
0
Danimarka Kartalları Vodafone Arena’yı yazdı: “Cennetle cehennem birbirine girmiş gibiydi.”

Danimarka Kartalları Vodafone Arena’yı yazdı: “Cennetle cehennem birbirine girmiş gibiydi.”

Aslında hikaye 3 sene önce başlamıştı. İnönü’deki son derbi, İnönu’deki son maç derken 3 yıllık ayrılık… Evet, tarihe tanıklık etmek için Beşiktaş’ın nasıl veda maçlarında Danimarka’yı temsilen Danimarka Kartalları orada olmuşsa, yuvamıza kavuşurken hayli hayli olmamız gerekirdi.
Bursa maçı ile yeni stadımıza kavuşacağımıza çok çok emin olduğumuz için Danimarka Kartalları organizasyon sorumlumuz Erhan Teksen kolları sıvadı, peşinen uçak biletleri alındı, otelde yerlerimiz ayrıldı, pasolig kartları hazırlandı, mac bileti almak kaldı geriye… Telefonlar, mesajlar ”Abi gidiyoruz di mi”. “Evet, gidiyoruz cocuklar.” Hepimizde bir heyecan, bir heyecan.
Vodafone Arena’nın açılış tarihi 11 MAYIS 2016 olarak açıklanır açıklanmaz, bütün Beşiktaşlıları olduğu gibi bizi de bir telaş sardı. Telefonlar, mesajlar, Facebook grubumuzda yazışmalar gırla gitti: ”Abi, napıyoruz”. “Yahu Fikret Başkan, sen naptın? Biz 10 MAYIS’da dönecekmiş gibi rezervasyonlar yapmışız, aramızda gençler var, cep harçlıklarını biriktirerek gidecek olanlar. ”Abi napacağız?” “Dönüş biletlerini yakıyoruz çocuklar.” Ve yaktık uçak biletlerini. “Abi 450 bin bilet talebi varmış, bize nasıl bilet bulacaksın” ”Buluruz çocuklar bizim organize sorumlumuz Erhan Teksen.” Erhan yapar yani bir şeyler, bulur olmadı, mucize yaratır. Ôyledir yani. Ve öyle de oldu. 450 bin bilet talebinin olduğu bir yere Erhan maça giriş biletlerini almış ve herkesin Passoligi’ne yüklemiş. Kuzey Gazetesi haberimizi vermiş, her okuyan bizi arıyor: “Abi gazete sizi veriyor vallahi…”
Bir de baktık ki 22 kişi en küçüğümüz 6 yaşındaki yavru kartalları da alarak İstanbul’dayız. Çoğunluğumuz Vodafone Arena’yı bir an önce görmek icin can atıyordu ama konuşmuştuk aramızda ilk kez maç günü hep birlikte görecektik. Yine de baktım herkes birer ikişer bir diğerine haber vermeden ortalıktan kaybolmuş, daha ilk gün ayağının tozuyla Beşiktaş’ın evini ziyarete gitmişler kaçak olarak!!! ”Abi Başkan’la resim çekindik baksana. Şu sarı gocuklu adam Başkan…” ”Hani çocuklar hep birlikte maç günü falan” ”Abi dayanamadık vallahi” ”Şey abi. Maça gireceğiz di mi bir sıkıntı yok di mi” ”Gireceğiz çocuklar merak etmeyin”.
3besiktas-danirmarkaMaç günü geldi, hepimiz siyah beyaza donandık tabi ki. Havamız o biçim. Adres belli hepimizin. Ya Kazan’da olacağız ya Köyiçi’nde. Her yer siyah beyaz, herkes bir neşeli, bir neşeli. Sevgilisine kavuşan insanlardaki  dört dörtlük keyif hali hepimizin suratında. Söylenen marşlara eşlik etmeler, yeni besteleri ezberlemeye çalışmalar tam gaz gidiyor. “Aman çocuklar yavru kartallara iyi bakın, birbirinizi kaybetmeyin bu kalabalıkta”. Adım atacak yer yok Çarşı’da çünkü.  Derken davulcu ve zurnacı bizim Türkiye dışından geldiğimizi anlıyor ve hızla yaklaşıyor. ”Demba Baaaa Demba Baaaa” coşkusuyla bahşişlerini alıyorlar. Kartal heykelinin önünde fotoğraf çekilmeler kartal pençeleriyle… Herkes her anını fotoğraflıyor çünkü tarihi bir gün. Herkes torununa anlatacağı bir hikayesi olsun istiyor. Konuştuğumuz Beşiktaşlılara havamızı atıyoruz biletlerimiz var diye… ”Aman abi bize de bulsana bir tane kurbanın olayım”. Kuzey Gazetesi’nden İrfan Kurtulmuş arıyor o sırada: ”Alo Cengiz durumlar nasıl, coşku nasıl, bilgi versene okurlarımıza ulaştıracağız.” Tam bu arada bilgi veriyorum… “Benim bilete 9 bin TL teklif etti, İstanbul dışından gelmiş bir deli Beşiktaşlı” dedim. Gazeteciliğin kurdu olmuş İrfan hemen haberi geçiyor Kuzey’e… İnternette haber hızla yayılıyor “Beşiktaş açılış maçına rekor fiyat teklifi” diye… Beşiktaş TV Köyiçi’nden canlı yayın yapıyor. Muhabir arkadaş bizi yavru kartallarla görünce konuşmak istiyor. Diyorum ki, “Biz Danimarka’dan geldik ve maça gireceğiz. Muhabir bu firsatı kaçırmamak için kolumdan tutuyor ve biraz bekledikten sonra canlı yayına bağlanıyoruz. ”Biz Danimarka Kartalları olarak” vs vs anlatıyorum ve sonra diğer arkadaşlar da sırayla canlı yayında konuşuyor. Kazan’a geliyoruz. Burada Çarşı taraftar grubu toplanmış marşlar söyleniyor, tezahüratlar yapılıyor, burada da herkes şenlik içerisinde. Beşiktaş TV’den kadın muhabir bizi gözüne kestiriyor ve bir söyleşi de onunla yaptık canlı yayında. ”Senin adın ne?”. ”Berke”. ”Peki Berke ilk golü kim atar?”. ”Mario Gomez atar ve inşallah biz yeneriz”.

besiktas-danirmarkaÔgle saatlerinde Kazan’da saç böreği ziyafeti çekiyoruz. Maç saatine daha çok var ama kimse yerinde duramıyor. ”Abi vallahi ben stata gideceğim.” “Yaşar daha 4 saat var, dur hele.” “Abi vallahi dayanamıyorum, duramıyorum, gidiyorum.” Küçük bir grupla düştük ağaçlı yola. Beşiktaş’tan stata kadar kırmızı halı serilmişti. Kendimizi ünlü yıldızmış gibi hissederek yürüdük. Stat yolunu tutmuştuk ki Kazan birbirine girdi. Polis biber gazıyla kalabalığı dağıtıyor galiba. Çarşı meşaleler yakmış ağaçlı yoldan stada yürüyüşe geçmişti. ”Beşiktaş’a sevgimizi haksızlığa karşı duruşumuzu kimse engelleyemez…” Koşar adımlarla yeniden stat ve nihayet ilk polis noktası geçildi. Stat önünde fotoğraflar çekildi, flamalar bayraklar zulada. Biletler okutuldu, üst aramaları yapıldı ve merdivenlerden aşağı inerken bir şey kaçıyormuş da arkadasından yetişecekmişiz gibi hep birlikte hızlı hızlı indik. Tribün kapısından ilk bakış stat içine… Bir sağa bir sola bir aşağıya bir yukarıya. Yıllarca görmeye hasret kaldığın sevgiliyi ilk gördüğünde hani mutluluktan boğazın düğümlenir ve orada sessizce kalırsın ya.. İşte onun gibiyim işte. Taraftar grubumuzun organize sorumlusu Erhan Teksen becerikli çocuktur. Biletlerimizi stadın en güzel yerinden bulmuştu bir yerlerden. Yapar, yani elinden gelir. ”Abi biz girdik çıkartamazlar bizi buradan. Vallahi girdik ya helal bize.” ”Evet çocuklar girdik stada.” ”Abi, ilk golu biz atariz değil mi? Atmalıyız yani değil mi abi? Yoksa Bursalıların dilinden düşmeyiz.” ”Biz atarız çocuklar merak etmeyin.” Bu arada Kuzey Gazetesi’nden telefon geliyor yine. ”Cengiz atmosferi bize anlatır mısın, nasıl?” “Nasıl olacak abi, cennetle cehennem birbirine girmiş gibi bir durum.”
2besiktas-danirmarkaFutbolcular hazırlık yaparken tribüne çağırıldılar, geleneksel alkışlar tutuldu… Ama Beşiktaşlı futbolcular ne zaman maç için sahaya çıktı, tufan koptu. İstiklal Marşı’nı herkes yüksek sesle okudu ve ilk maçımız başlarken o meşhur 3’lü çekildi. Herkesin merakla, heyecanla, korkuyla beklediği ilk gölü Mario Gomez attı, Berke’nin umut ettiği gibi. Maç nasıl geçiyor derken ”Dede benim çişim geldi” demez mi? Tüh ya, hadi bakalım çabuk gidip gelelim. Maç zaten nasıl geçti, nasıl oynandı, kimse hatırlamadı. Herkes hayal alemindeydi sanki.
Yorgun argın tekrar Kopenhag’a dönerken biz bin atlı gibiydik. ”Abi şey.. Biz sampiyon olunca yine geliriz değil mi?” ”Geliriz çocuklar… Geliriz.” Yazan Cengiz Karakuş

Yorumlara kapalıdır.