Çok Yakında

Biz ‘Bitti’ demeden bitmez…

Eylül 17th, 2017 | by İrfan Kurtulmuş
Biz ‘Bitti’ demeden bitmez…
Yazarlar
0

Türkiye, Rusya’da yapılacak 2018 Dünya Kupası Elemeleri grubundaki son maçlarına yaklaşırken kendi sahasında grubun lideri Hırvatistan’ı 1-0 yenerek ümitleri yeşertti.
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var: Biz çok ilginç bir futbol ülkesiyiz. Gerek kulüpler gerekse milli takımlar bazında puan kaybetmememiz gereken maçlarda hep puan kaybederek işi zora sokmuşuzdur. Zoru seven bir ülkeyiz vesselam…
Milli Takıma ve son zamanlar hızla gelişen olaylara geri dönersek, ağlamak mı, gülmek mi lazım bilemiyoruz…
Dünya Kupası’na gidersek güleceğiz. Ama aksi olursa ağlamak lazım.
Haziran ayında deplasmanda oynadığımız özel Makedonya milli maçı sonrası, dönüş uçağında yıllardır Milliyet’te birlikte çalıştığım meslektaşım ve çok yakın dostum Bilal Meşe’ye Arda Turan’ın saldırması…
Arda Turan’ın bu yakışmayan hareketi sonrası kamptan gönderilmesi ve Milli Takımı bıraktığını açıklaması.

Bu futbolumuza yakışmayan olay daha sıcaklılığını korurken ve hafızalara kazınmışken, Milli Takımlar Direktörü Fatih Terim olayının patlak vermesi…
Fatih Terim’in ‘ailesini korumak’ amacıyla bir kebapçı işletmecisiyle yaşadığı olayın tatsız boyutlara ulaşması sonucu gönderilmesi…
Rumen teknik adam Mircea Lucescu’nun getirilmesi ve Arda Turan’ın takıma dönmesi… Hem de yine kaptan olarak…
Ukrayna maçında yedek olarak oyuna giren Arda, Hırvatistan maçında ilk on birde kaptan olarak sahaya çıktı.

Bu baş döndürücü olayların yaşanması sürecinde yapılan eleştiriler, sokuşturulan laflar, vefakarlık ve vefasızlık gibi kavramlar ayrıca bir tartışma konusu…
Arda Turan, Milli Takımı bıraktığını ısrarla ve üstüne basa basa ilan etmişti.
Barcelona gibi dünyanın en büyük kulübünde forma giyen Arda’nın, Milli Takım uçağında galiz küfürler eşliğinde bir gazeteciye saldırmasının ardından kamptan gönderilmesi ve tekrar geri dönmesi ne kadar etik oldu acaba?
Şunu unutmamak gerekir ki Türk Milli Takımı, Dünya Kupası’na katılırsa bu konu konuşulmayacaktır.

Aksi olur katılamazsa, şimdi ses çıkarmayan kalemlerle yorumcular her gün bunu konuşmaya ve etikten ahkam kesmeye başlayacaklardır.
O zaman bu ne kadar etik olacak!!!
Olaylardan habersiz ve hiç ilgisi olmayan yeni teknik patron Lucescu, grupta kalan 4 maç öncesi görevi kabul ederek ateşten gömlek giydi.
Lucescu’nun Ukrayna ile Hırvatistan maçları aday kadrosuna uzun bir aradan sonra Emre Belözoğlu’nu alması iyi bir seçim.
Çünkü ölüm kalım anlamı taşıyan son eleme maçlarında Emre gibi tecrübeli oyuncuya da ihtiyaç vardır.

Emre Belözoğlu, tecrübesiyle, futbol anlayışı ve mükemmel sol ayağıyla hiç kuşkusuz yabancıların çoğunlukta olduğu Türk futbolunda en iyi orta saha oyuncularından biridir.
Lucescu da, aynı Fatih Terim gibi milli kadroyu Türkiye ile Avrupa patentli Türk futbolculardan oluşturdu.
Avrupa’da doğup büyüyen ve bulundukları ülkelerdeki kulüplerin formalarını giyen Türk kökenli futbolcuların, son yıllarda Fatih Terim ve ekibinin çalışmaları sonucu milli takıma kazandırıldığını gözardı edemeyiz.
Bu gelişme Lucescu devrinde de devam edecek mi? Bunu zamanla göreceğiz.
Lucescu, çok iyi tanıdığı Ukrayna karşısında alınan 2-0’lık mağlubiyet sonrası futbolcu seçimi konusunda ağır eleştirilere hedef olmuştu.

Tecrübeli hoca, 3 gün sonra Eskişehir’de oynanan Hırvatistan maçında kadroda hiç tereddüt etmeden 7 değişiklik yapma cesaretini göstermişti.
Rumen teknik adamın, Hırvatistan karşısına sürdüğü ve 1-0 galip getiren kadronun grupta kalan son İzlanda ile Finlandiya maçlarında pek değişeceğini zannetmiyorum.

Sakatlık olması durumunda (İnşallah olmaz) ancak bir iki değişiklik yapabilir.
Türk Milli Takımı, 14 puanla 3’üncü sırada olduğu grubumuzda 6 Ekim’de yine Eskişehir’de sondan bir maçını 16 puanla 2’nci sırada bulunan İzlanda’ya karşı oynayacak.
Türkiye, İzlanda’yı yenerse 17 puanla ikinci sıraya yükselecek.
Tabii, Hırvatistan’ın aynı gün kendi sahasında oynayacağı rakibi Finlandiya ev sahibini sürpriz yapıp yenerse grup liderliğine biz oturacağız.
Bunlar şu an için varsayım…
Ama, futbol bu her zaman sürprizlere açıktır.
Bu varsayım gerçek olursa, 9 Ekim’de deplasmanda oynayacağımız Finlandiya maçı çok büyük önem taşıyacak.

Neden olmasın…
Grubumuzdaki ikinci tur maçlarına Finlandiya galibiyetiyle başlamıştık, aynı şekilde ve lider olarak niye bitirmeyelim? Talih bu defa da bize gülsün…
Bu iyimserlik sonrası, Türk Futbol Milli Takımı’nda çok iyi bir genç jenerasyon olduğunu söylemeliyiz.
Çağlar Söyüncü, Kaan Ayhan, Hakan Çalhanoğlu, Emre Mor, Oğuzhan Özyakup, Yunus Mallı ve Nuri Şahin gibi Avrupa patentli futbol dersi görmüş isimler takımın temel taşları olacaktır.
Ülkemizde maalesef G.Saray, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor gibi 4 büyükler başta olmak üzere diğer kulüplerimizin alt yapıları hiç de iyi değil.
Türkiye’de, futbolcu niye yetişmiyor? sorusundan önce, niye alt yapılar berbat’ sorusu yöneltilmeli.

Dünya Kupasına nasıl gideriz?

Hırvatistan’ı 1-0 yenerek Dünya Kupası Elemeleri I Grubu’nda Türkiye’nin gruptan nasıl çıkabileceği merak ediliyor.
8 maçta 14 puanla 3’üncü sırada bulunan Türkiye gruptan nasıl çıkar ve Dünya Kupası’na nasıl gider?
Grupta İzlanda ile Finlandiya’ya karşı son iki maç daha oynayacak olan Türkiye, Rusya’da yapılacak 2018 Dünya Kupası’na doğrudan katılabilmek için grubu liderlikle tamamlamak zorunda. İkincilik ise play-off kapılarını açacak.
Şu anda 3. sırada yer alan Milli Takımın bulunduğu grupta liderlik koltuğunda 16 puanlı Hırvatistan yer alıyor. İkinci İzlanda’nın 16, dördüncü Ukrayna’nın da 14 puanı bulunuyor.
Türkiye son iki maçtan 6 puan alırsa 20 puana ulaşıyor ve son gece oynanacak Ukrayna-Hırvatistan maçı berabere biterse grubu lider bitirmeyi garantiliyor.
İki maçı da kazanırsak en kötü ihtimalle play-off oynayacağız.
Ay-yıldızlı ekip, kalan iki maçını kazanması halinde en kötü ihtimalle grubu ikinci sırada tamamlayarak play-off aşamasına katılmaya hak kazanacak.
Dünya Kupası’na Avrupa’dan ev sahibi olan Rusya dışında 13 takım katılacak. 13 takımın 9’u, gruplarını lider olarak tamamlayan takımlar olacak.
Gruplarını ikinci sırada tamamlayan 9 takım ise topladıkları puanlara göre kendi aralarında sıralanacak. Bu 9 takım arasında en son sırada yer alan, yani ‘en kötü ikinci’ takım organizasyona otomatikman veda edecek.
Geri kalan 8 takım ise play-off oynama hakkı elde edecek.
İkinci takımların belirlenmesindeki kriterler ise öncelik sırasına göre şöyle olacak:
1) En çok puan toplayan
2) En yüksek averaja sahip olan
3) En çok gol atan
İki ayaklı play-off eşleşmelerini kazanan 4 takım, Dünya Kupası finallerine katılmaya hak kazanacak.

Yorumlara kapalıdır.