Çok Yakında

BİR FİKRİN Mİ VAR? DERDİN VAR! KORUMAYA ALIN!

Nisan 27th, 2018 | by Erkan Ataman
BİR FİKRİN Mİ VAR? DERDİN VAR! KORUMAYA ALIN!
Yazarlar
0

Erkan Ataman yazdı

Bir önceki yazımda hayal gücünün önemini vurgulamıştım. Bu yazımda sizlerle “fikrin” önemi üzerine durmak ve dünya için değerini aktarmak istiyorum. Aynı zamanda ortaya atana/çıkarana ait olan “FİKRİN” korunması üzerine de kendi “fikirlerimi” paylaşacağım.

Oluşturulan fikirlerin ortaya çıkarılması sonucunda meydana gelen iş ve oluşa buluş adı verilmektedir. Bu buluşlarda Dünya tarihini değiştirmiştir. Teknolojik gelişmeler dünyayı en hızlı dönüştüren fikir/buluşları içeriyor. Örneğin; Telefonun icadı, İnternetin bulunması..gibi. Yeni dünya düzeni “dijital vatandaşlık” sürecine girmektedir. Yeni oluşan bu düzende hayatımıza kolaylıklar getirecek birçok fikir sahibi insan grubu aramızdan çıkabilecektir. Bir akademisyenin tabiri ile artık büyük balık küçük balığı yutamıyor! Küçük balığın büyük balığı yuttuğu bir düzene doğru ilerliyoruz. Mark Zuckerberg diye biri diye bir sosyal medya ağı fikrini orta atıyor, zihinsel bir fikir, iş fikrine dönüşüyor bugün tüm dünyanın bildiği ve kullandığı “Facebook” hayatımıza giriyor. Yılların sanayi ve ticaret şirketleri, birçok küresel şirket dahi “Facebook”un değerinin altında yer alıyor. Hatta bazı ülkelerin gayri safi hasılası bile Facebook’un değerinin altında bir değer üretiyor. Değişen dünya düzeninde bir fikir, dünyanın düzenini kendi yörüngesi çerçevesinde değiştirebiliyor.
Büyük sermaye sahibi olmadan yaratıcı bir fikir üretebilmek değişen dünya düzeninde fikir sahiplerine fırsatlar sunabiliyor. Bu kadar önemli fikirler ortaya atabilmek yine hayal gücü ve yaratıcılık özelliklerini içinde barındırıyor. Aktardığım özelliklerin yanı sıra girişimci ruh, fırsatları görebilme yetisi ile stratejik bakışla vizyoner bakışın bir arada olduğu özellikleri de bünyemizde barındırmamız zorunlu hale geliyor. Ayrıca tüm özellikleri bünyemizde barındırıyorsak; fırsatçı, yenilikçi bir fikri, iş fikrine dönüştürme sürecini de tamamlamamız da gerekiyor. Asıl sorun da burada başlıyor. “Fikrimizin bize ait olduğunu ispatlamak”, iş fikrine dönüştürebilmek ve iş fikrini hayata geçirebilmek. Aktardığım süreçlerde çevremizde güven duyduğumuz insanlar dahi olsalar fikirlerimizi paylaşmamaya özen göstermeliyiz! Evet yanlış okumuyorsunuz! En yakınınızdakiler dahi fikrinizi olgunlaştırmadan ve fikrin yasal olarak size ait olduğunu tescil ettirmeden, iş fikrine dönüştürülmeden paylaşmamalısınız. Özellikle dijital fikirler çok kolay ve hızlıca iş fikirlerine dönüştürülebiliyor. Asıl konu; “Fikir üretiminde ve korunmasında”. Bir örnek vermek için yaşadığım bir konuyu aktarmak isterim. Birlikte iş yaptığımız bir arkadaşımıza bir iş fikrimi aktardım ve bu fikrimi hayata geçirmek için arkadaşımızın görevlerini belirledim. Sonra bu arkadaşımız ile ilişkimiz sonlandı. Ben bu fikri hayata geçirmek için planlamalar yaparken, birden sosyal medya mecralarında tamamı tarafıma ait olan fikrin kendi fikirleri gibi sunulduğunu gördüm. Kafamdan aşağıya kaynar sular döküldü! İlgili arkadaşa bir yazı yönlendirdim. Sonra kendime kızdım. Uzun süre sektörde kendi alanında faaliyet gösteren biri olmasına rağmen benim geliştirdiğim fikir gibi bir fikir üretemeyen birine iş fikrimi kolayca söylemiştim. Fikrimin çalınacağı hiç aklıma gelmemişti! Bence samimiyet, güven her şeydi! bu tarz konularda artık benim de düşüncelerim değişti. Bu nedenle kolay ortaya çıkmayan fikirleriniz var ise lütfen öncelikle yasal mecralardan bu fikirlerin tescilini/patentini kendi adınıza tescil edin. Sonra benim gibi saçı başı yolmayın!

Bu satırları okurken sizlerin de kafanızda birçok fikrin olduğunu biliyorum. Diğer üzerinde durmanız gereken konu da; üretilen fikirlerin eyleme dönüşmesidir! Yoksa, ben de “Facebook” gibi bir platform düşünmüştüm, arama motorları aslında benim de aklıma gelmişti… gibi konuları söylemeniz size hiçbir şey kazandırmaz. Geçmiş olsun! Birçok insanın sürekli bu konularda iç çektiğine de fazlasıyla şahit olmuşluğum vardır.
Kişisel gelişim ve ömür boyu öğrenme süreci içerisinde doğru yanlış demeden yaratıcının bize verdiği aklı kullanarak fikirler üretmeli ve bu fikirleri koruyabilmek için çaba sarf edebilmeliyiz. Gelişen ve değişen dünyada neden adımızı dünyaya nakşedecek kişiler bizden, içimizden çıkmasın. Aziz Sancar, Nobel ödülünü aldığında inanılmaz gururlanmıştım. Aziz Sancar azmin ve bilime adanmışlığın resmiydi! Böylesi insanlara dünyanın ve bizim insanlarımızın ihtiyacı var. Bu nedenle Aziz Sancar kendi alanında adını dünyaya nakşetti.
Farklı alanlarda eyleme dönüşmüş yaratıcı fikirleri ortaya çıkarabilecek cevher İÇİNİZDE mevcuttur. Lütfen koruyun!
Bir sonraki yazıya kadar kalın sağlıcakla!

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com