Çok Yakında

Bir babanın dramı

Ocak 8th, 2017 | by İrfan Kurtulmuş
Bir babanın dramı
Yazarlar
0

(İrfan Kurtulmuş’un Kuzey’in Ocak sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

BU sayıda sizlere spor yorumu yerine güncel bir köşeyazısı yazmaya karar verdim.

Gazetemizde okuyacağınız ‘Kayıp kızlarını arayan baba’ röportajını Sadi Tekelioğlu ile birlikte yaptık.

Yaşar Olgun, yıllardır Kopenhag’da yakından tanıdığım bir isim.

Birçok kişi de onu ‘Biletçi Yaşar’ diye tanır.

Olgun Rejser seyahat şirketinin sahibi olan Olgun, hayatında hiç aklına gelmeyecek çok talihsiz bir olay yaşadı ve yaşamakta.

Yaşar’ın 24 yaşındaki kızı Leyla ile 19 yaşındaki kızı Hazal Balle Olgun, Filistin kökenli radikal dinci bir kadının beyin yıkaması sonucu 26 Mayıs 2016’da ortadan kayboldular.

IŞİD’e katılmak amacıyla beyinleri yıkanarak kandırılan kızlarının Türkiye’ye gittiklerinin kesinlik kazanması üzerine Yaşar, 8 aydır kendi imkanlarıyla bir polis gibi onları Türkiye’nin her yerinde aramakta.

Ve, onları bir gün bulacağına inanıyor.

Çünkü, kızları onun canı, malı, gözünün nurları ve her şeyi…

Bu, bir anne ve baba için çok zor ve bir o kadar da acı bir durum.

Yaşar ile kızlarının İstanbul’da kayıplara karışmasından beri sık sık konuşur, bir gelişme olup olmadığını sorarım.

Kanser ve kalp hastası olan Yaşar’ın, kızlarını bulma azmi ve inancına şapka çıkarmak lazım.

Kendi hayatı pahasına canından çok sevdiği kızlarının beyinlerinin yıkanarak kandırıldıklarına inanan bir babanın, bu dramını çok yakından takip ettiğimi söyleyebilirim.

Tedavi kontrolleri nedeniyle geçici bir süreliğine Kopenhag’a gelen Yaşar ile ayrı ayrı günlerde 3 kez uzun uzun konuştuk.

Türkiye’de radikal dinci gruplar tarafından kızlarının saklandığını söyleyen Yaşar, bu grupların gençler üzerinde çok etkili olduklarından bahsetti.

Yaşadığımız Danimarka’da da maalesef gazeteci olarak birçok olaya tanıklık ediyor ve duyumlar alıyoruz.

Öncelikle şunun altını çizmek lazım…

Anne ve babalar, çocukları kız ya da erkek, hangisi olursa olsun; nereye gittiklerini ve kimlerle arkadaşlık yaptıklarıyla muhakkak ilgilenmeli duyarsız olmamalılar.

Aynı zamanda, çocuklarının hareket ve davranışlarında bir değişiklik hissediyorlarsa hemen müdahele etmeliler.

Çünkü, özellikle radikal dinci gruplar ile kriminal çeteler kendilerine taraf bulmak için bu tür gençleri tavlamak için fırsat kollamaktalar.

Kendini boşta hisseden, anne ve babanın ilgisiz kaldığı bazı gençler maalesef bu tuzaklara düşmekteler.

Danimarka’da son yıllarda, eğitim gören ya da gettolarda yaşayan birçok Türkiye ya da başka ülkelerden gelen müslüman gençlerin radikalleşmeye doğru yöneldikleri görülmekte.

Amaçları dinden çok yobazlık olan bu gruplar, şehit mertebesi ve hurilerle beyin yıkayarak genç kız-erkekleri kandırmakta ve IŞİD saflarına göndermektedir.

Bir insanın şehit mertebesine ermesi, kendi vatanını koruma durumunda kalmasıyla olur.

Beline bomba bağlayıp kendini patlatan, kalaşnikofla masum insanları tarayan caniler şehit değil; insanlıktan nasibini alamamış leş kargalarından başka bir şey olamazlar.

Kendini halife ilan eden ve kimler tarafından desteklendiği belirsiz bir yobazın ortaya attığı bir görüş uğruna gençlerin kendilerini feda etmeleri ve ailelerine büyük acı yaşatmaları yaşadığımız 21’inci yüzyılda acı bir saplantıdır.

Gerek Türkiye gerekse Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden yüzlerce genç bu yalan uğruna anne ve babalarını büyük üzüntü içinde bırakmakla birlikte kendilerini boşuna heba etmektedir.

Hangi vaatlerle kandırıldıklarını bilmiyoruz ama bu tür kandırılarak beyinleri yıkanan gençlerin büyük bir taribat ve travma geçirdikleri kesindir.

Yaşar Olgun’un kızlarına en kısa zamanda kavuşacağını temenni ederken, “GENÇLERE ÇOK DİKKATLİ OLUN” diyorum.

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com