Çok Yakında

‘Berlin, Türkiye’nin başka bir bölgesi gibi’

Şubat 25th, 2018 | by Sayım Çınar
‘Berlin, Türkiye’nin başka bir bölgesi gibi’
Yazarlar
0

Sayım Çınar

sayimcinar@gmail.com

Sayım Çınar bu ay köşesinde, Berlin’i ve Berlin’deki farklılıkları anlattı.
“Bir şehir yarat ama içinde güzel şeyler olsun.”

Berlin’e ne zaman gelsem yazacak bir şeyler bulabiliyorum. Bu yazımda Berlin’deki farklılıkları anlatmaya çalışacağım.
Berlin Türkiye’nin bir şehri gibi aynı zamanda. Berlin’de yaşayan Türkler oldukça fazla, bu durum orayı özel kılıyor. Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra Kreuzberg de ciddi bir değer kazandı.
Berlin geçmişindeki savaşlardan dolayı çok ciddi zarar gördü. Bu zarar daha sonra mimari estetik algısıyla beraber iyi yönde değişti.
Sosyal hayat bu şehirde çok aktif. Frankfurt, Münih ve Nurnberg’de film festivalleri düzenleniyor. Bu kadar çok Türk’ün yaşadığı bir yerde neden Türk filmleri haftası daha yoğun olmasın? Berlin Kültür Ataşesi Hüseyin Gazi Coşan bu konuda kapsamlı çalışmalar yapıyor ve destekliyor. Aynı zamanda sinemayla yakından ilgilenen Murat Tosun da bu konuda ön çalışmalara başlamış. Umarım Berlin’de yakın zamanda ses getiren bir film festivali olur. Bu arada Kreuzberg’de Berlin’de Hüseyin Gazi Coşan sayesinde güzel bir organizasyona dahil oldum. Oradaki Türk ekibiyle Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı – Hababam Okuldan Atılıyor adlı klasiği izledik.. Ertem Eğilmez’in yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendiği Rıfat Ilgaz’ın eserinden uyarlanmış serinin ikinci ve en çok hasılat yapan filmidir..

Her Seyahatte Yeniden Keşfedin…
Berlin Türkiye’nin başka bir bölgesi gibi. Aslında Türkiye’nin bu yapı içinde daha etkin bir rol üstlenmesi gerekiyor. Her gittiğimde yeni yerler keşfediyorum. Spy Museum Berlin (Casus Müzesi) kesinlikle görülmesi gereken yerler arasında. 1. ve 2. Dünya Savaşı sırasındaki casusları anlatan bir müze. Bu müze yeni açıldı, daha önce görmemiştim. Oradaki dünyanın karanlığını da çok güzel bir şekilde anlatıyor. En ilgimi çekenler Enigma Şifre Makinesi, Kameralı Güvercinler.. Müzede ayrıca interaktif sunumlar yapılıyor. Berlin’deki Marksist Museum da çok önemli bir müze. Görseller ve eski sinema anlayışı çok etkileyici. Görmenizi isterim.
Berlin’in en dikkat çeken özelliği ise yeşilliği. Parkları ve nehirleri çok yaygın, hayvanat bahçesi var. Çin ve Japon bahçeleri var. Yolculuk terapisi yapabilirsiniz buralarda gezerken. Açıkçası burada yaşayan Türklerin çok şanslı olduğunu düşünüyorum. İyi hissedecekleri çok fazla seçenekleri var.
Buradaki Türkler birbirleriyle kaynaşıyorlar, birbirlerini tutuyorlar. Tabii ülkelerini de özlüyorlar. Ben Berlin’deyken kendimi hiç yabancı gibi hissetmiyorum. Şehirdeki ayrıntılar o kadar çok ki bizim de İstanbul’daki sosyal faaliyetlerimizi artırmamız gerekir.
Lou Reed’in; In Berlin, by the wall. You were five foot ten inches tall diye başlayan şarkısı Berlin’de gezerken dinlenebilecek şarkılardan.

Kültür-Sanat Şehri Berlin!
Berlin’in simgeleri de çok güzel. Anlatılmaz yaşanır denecek şehirlerden biri burası. Ve Berlin güzel olan kültürel her türden aktiviteyi hak ediyor. Almanya dünyanın en güçlü ülkelerinden biri. Almanya’da Türklerin yoğunlukta olması, oraya daha farklı açılardan bakmamı da sağlıyor.

Her gidişinizde gezecek yerler bulabileceğiniz bir yer. Alexanderplatz (Berlin’in en ünlü meydanı), Potsdamer Platz, Brandenburger Tor (Brandenburger Kapısı), Tiergarten (Berlin’in en büyük şehir parkı), Berliner Dom (Berlin Katedrali), Checkpoint Charlie (Batı ve Doğu Berlin arasındaki geçiş noktası), Pergamonmuseum (Bergama Müzesi), Marksist, Friedrichstraße, Kantstraße… Kaldığım otelin yakınındaydı Kantstraße o kadar güzel bir duygu ki… Bizim şehrimizde de Nazım Hikmet’in, Yaşar Kemal’in caddelerini, şehrin merkezlerinde görmeyi isterim. Bu şehrin 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden inşa edilmiş olmasına inanamıyorsunuz. Güzel ülkenin güzel başkenti burası.
Mustafa’s Gemüse Kebap, Berlin’in en meşhur dönercisi. İnanılmaz bir kalabalık var önünde. Asya, Japon,Vietnam, Türk mutfağının bir arada bulunduğu bir şehir Berlin, burayı sevmek için burada yaşamak gerekiyor…

Tarihiyle yüzleşen bu şehre Brandenburg Kapısı’ndan baktığınız zaman, Karl Marx’ın etkilerini hissedebiliyorsunuz.
Bazı şehirler insanın grisine ortak eder kendini. Mutsuz bir grilik değil ama hüzünlü bir grilik…

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com