Çok Yakında

Ay ve günlerimizin ne anlama geldiğini biliyor musunuz?

Ocak 21st, 2017 | by Bahadır Güler
Ay ve günlerimizin ne anlama geldiğini biliyor musunuz?
Yazarlar
0

(Bahadır Güler’in Kuzey’in Ocak sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Değerli Kuzey okuyucuları bu ayki yazımızda günlük olarak sürekli kullandığımız kelimelerden bazıları olan ay ve gün isimleri üzerinde duracağız. Bu isimlerin nereden kaynaklandığını ve bugün kullanmış olduğumuz kelimelerin hangi dilden ve kültürden dilimize girerek artık bizim dilimizle nasıl özdeşleştiğini anlatmaya calışacağız.

Çokça kullandığımız bu isimlerin nereden geldiğini belki merak bile etmemişizdir ama yine de onları kullanmaya devam ederiz. Avrupa dilleri, Arapça ve İbranice’ye baktığımızda takvim aylarının isimlerinin bizim kullandıklarımızla ve birbirleri ile aynı ya da benzer olduğunu görürüz. Farklı dillerden ve kültürlerden dilimize geçmiş olan bu kelimeler birbirinin içerisine geçmiş ve Türkçeleşmiştir.

Anadolu yüzlerce medeniyete beşiklik yapmış ve yapmaya da devam etmektedir. Kültürümüz, medeniyetimiz ve dilimiz bu medeniyetlerden yüksek oranda etkilenmiştir. Saraylarımızda, Türkçemiz yazı dili olarak kullanılmamış, yeterli özen ve değeri görmemiş, hemen hemen üvey evlat muamelesi görmüştür. Arapça ve Farsça’nın etkisi altında kalan saray dili ve edebiyatımız halka hitap etmekten uzaklaşmış ve iki dilin karışımı olan ve bugün adına Osmanlıca dediğimiz mozaik bir yazım dili ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet öncesi Türk yazı dili Arapça ve Farsça’dan büyük ölçüde etkilenmiş, çoğunlukla bu dillerin kelimelerini alarak daha önce belirttiğimiz gibi karma bir dile dönüşmüştür.

Osmanlı aydınları tarafından bu tehlikeli gidişe karşı birçok tepki ortaya konulmuş ve ağırlaşan Osmanlıca’ya karşı yeni bir uslup geliştirilmeye çalışılmıştır. Şinasi, Muallim Naci, Ahmet Cevdet Paşa gibi şahsiyetler yazı dilinin sadeleşmesini söyleyen şahsiyetlerdir. Alfabenin ıslah edilmesi yönündeki çalışmalarda Cumhuriyet’e kadar bir sonuç vermemiş, tüm uğraşılar boşa gitmiştir.
Bütün Türk Dünyası’nın anlaşabileceği ortak bir yazı dilinin kullanılması ve dilde birlik sağlanabilmesi gayesi ile İsmail Gaspıralı’nın 1883 yılında Kırım’da çıkardığı Tercüman adlı gazete Türkçe kullanma akımını hızlandırmıştır.

Aslında tüm bu yazmış olduğum şeyleri destekleyecek olan da onlarca yıldır kullanageldiğimiz gün ve ay isimlerinin hangi dilden kaynaklandığı ile ilgili bilgileri ortaya koyduğumuzda bunu daha açık ve net bir şekilde görmemiz mümkündür. Aslında bir kültür karşılaşmasının ürünü olan bu karışım sadece bizim dilimiz ve kültürümuz icin geçerli değildir.İçinde yaşamış olduğumuz toplumun ay isimlerine baktığımızda da Roma ve Yunan kültürünün bariz etkilerini görmemiz mümkündür. Dolayısı ile insanların tarihin farklı dönemlerinde göçlerle yer değiştirdiklerinde farklı milletlerin farklı coğrafyalarda kurdukları büyük devletlerin diğer toplum ve kültürler üzerindeki bırakmış olduğu etkilerde birçok kültürel figürün iç içe geçmesine, birbirinden etkilenmesine sebep olmuş baskın olan ya da halk tarafından kabul görenlerde kalıcı olmuş ve o kültürün malı olmuştur. Bizdeki ay ve gün isimlerini de bu minvalde değerlendirmek gerekmektedir.
Şimdi sırası ile aşağıya yazacağım gün ve ay isimleri artık bizim kültürümüze mal olmuş ve bizim dilimizin bir parçası haline gelmiştir. Bu arada bu konu ile alakalı verilebilecek derinlemesine bilgilere burada konunun ağır ve anlaşılmaz bir hale gelmemesi için yer vermeyeceğim.

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler: “yek, du, se, cihar, penç ve şeş.” Farsça yedi ‘heft’dir veya ‘hefte.’ Hafta ismi bu kelimeden dilimize geçmiştir.

Şimdi haftanın günlerini sırasıyla hangi dilden kaynaklandığını ve ne anlama geldiğini ortaya koyalım.

Cuma= Arapça (toplama,toplanma)
Cumartesi= Arapça (ertesi-Türkçe)
Pazar= Farsça (ba=yemek, zar=yer)
Pazartesi= Farsça (ertesi-Türkçe)
Salı= İbranice (üçüncü)
Çarşamba= Farsça (char-dört, şenbe-gün=dördüncü gün)
Perşembe= Farsça (penç-beş, şenbe-gün=beşinci gün)

Günümüzde kullanmış olduğumuz ay isimlerinin durumu ve kaynakları da günlerimizin isimlerinden pek farklı değildir.
Aylarımızın isimleri ve kökenleri de şöyledir.

Ocak= Türkçe (kışın evlerde ateş yakılan yer.)
Şubat= Süryanice (küçük ay ya da gücük ay.)
Mart= Latince (Maritus-Mitolojik isim olan Mars, Roma mitolojisinde savaş tanrısının ismidir.)
Nisan= Süryanice (bolluk, bereket ve cömertlik.)
Mayıs= Latince (Tanrıça Maria’nın adıdır.)
Haziran= Süryanice (sıcak anlamına gelmektedir.)
Temmuz= Arapça/Süryanice (Kadın-dam anlamına gelir ki; ‘damsız girilmez’ deyimi buradan gelmektedir.)
Ağustos= Latince (Roma İmparatoru Augustus’un adından gelmektedir.)
Eylül= Süryanice (Süryanice ‘üzüm’ anlamına gelen Aylül kelimesinden gelmektedir.)
Ekim= Türkçe (Toprağı ekmek anlamına gelmektedir.)
Kasım= Arapça (Bölen anlamına gelmektedir.)
Aralık= Türkçe (İki zaman arası demektir.)

Yukarıda isimlerini saydığımız ve ne anlama geldiğini, hangi dilden dilimize geçtiğini belirttiğimiz aylarımız ve günlerimiz bizlere içinde yaşamakta olduğumuz binlerce yıllık farklı kültürler ile nasıl iç içe girdiğimizi bize göstermektedir… Aslında önemli olan bu kelimelerin nereden geldiği ve hangi kültüre ait olduğu değil, bu coğrafyayı kendine son vatan edinen Türk Milleti’nin kendisine miras olarak kalan bu kültürel birikimlere sahip çıkarak kendi kültürüne mal etmesidir…

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com