Çok Yakında

ASLAN YATAĞINDAN BELLİ OLUR…

Ocak 18th, 2017 | by Zeynel Kozanoğlu
ASLAN YATAĞINDAN BELLİ OLUR…
Yazarlar
0

(Zeynel Kozanoğlu’nun Kuzey’in Ocak sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Böyle bir atasözü var, biliyorsunuz. Biz aslan olmayı, aslan gibi görülmeyi “Aslanım” diye çağırılmayı seven insanlarız. Komşu çocuğuna “Aslanım, bir bakar mısın?” deriz.
Verdiğiniz işi hakkıyla yerine getiren çocuğumuzu “Aslan yavrusu” diyerek överiz.
Bütün bunlar yerli yerinde de, acaba biz Danimarka genelinde “Aslan gibi” olmayı, ya da “Aslan gibi” davranmayı sergileyebiliyor muyuz? Günlük hayatımızın bütünleyicisi haline geldiği için kendimiz fark edemiyoruz ama bizim dışımızdakiler bu aykırılığı görüyorlar mı? Görüyorlar ve tedirgin oluyorlar. Hatta bizi dışlamaya yeltenebiliyorlar.
Birkaç örnek vermeye kalkışsam, beni Danimarkalılardan yana tavır koymakla suçlar mısınız? Öyle yapmayın. Yazdıklarımda bir haksızlık sezerseniz, bana yazın. Ya yanlış anlamışsınızdır. Ya da ben ne demek istediğimi tam anlatamamışımdır. Bakınız şimdi… Bit pazarındayız. Burada kimler satış yapıyor? Beş on kuruşa ihtiyacı olanlar, öyle değil mi? Benim dilimi konuşan orta yaşlı bir bacım yolda bulsan eğilip almayacağın bir kedi heykelciğini elinde fiyat soruyor. Satıcı kadın “Beş Kron” diyor.
Benim insanım “Üç Kron olmaz mı?” diye soruyor. Satıcının tavrı açık. “Bedava götür” diyor. Ah be kardeşim… Keşke bu sözün seni hor görmek anlamına geldiğini anlayacak kadar ferasetli olabilseydin. Heykelciği alıp çıkıyor. Satıcı bayanın bakışını gördüm ben ezildim.
Arkadaşlar, mademki bu topraklarda kalıcıyız. Her gün her köşede, Danimarka’nın erkeğiyle, kadınıyla, çocuğuyla ve hatta köpeğiyle hap hapına karşılaşmak kaçınılmazdır. Öyleyse köpekten korkmak biçimindeki acayip huyumuzdan kurtulalım. Kadın köpeğiyle gezintiye çıkmış. Yüz metre öteden gördük ya, saklanacak delik arıyoruz. Köpeğin büyüklüğü ne kadar? Kedi yavrusu gibi bir şey. Bir de ipi sahibinin elinde.
Bu köpek ısırmaya kalkışsa inanın ısırılan kişinin canı acımaz bile. Hem köpek insanı niye ısırsın ki?
Bir başka hastalığımız. İzliyorum. Bizimkiler alış veriş merkezindeler. Plastik kutucuklara erik, domates, kayısı gibi yiyecekler konulmuş. Fiyat diyelim ki, on kron. Hacı kardeşim geliyor. Satın alacağı kutunun içine yandaki kutudan bir iki meyve tepiştiriyor. Ve diyelim ki, on beş adet erik satın almak yerine on sekiz adet satın alıyor. Hacım, sen şimdi hırsızlık ettin. Çocuklarına haram lokma götürüyorsun. Yapma bunu. Çok daha mide bulandırıcı olaylar var ama onları yazmaya dilim varmıyor. Yaşlı bir bayan vardı Ritha… Dilimi geliştirmek üzere kimi günlerde evine uğrardım. Mahallede merak dalgası dolaşmış. Bu herif bunu kadına niye böylesine sık geliyor. “Fis fis kos kos…”
Arkadaşlar, Avrupa’da yaşıyoruz. İki kişiyi yakınlaşmış görürseniz, ilk aklınıza gelen insan onuruna yakışır bir şey olsun. Günümüzden kırk elli yıl önce bir kadın bize gülümserse, onu malın gözü bilirdik ve peşine düşmeye kalkışırdık. Şimdilerde insanca nedenlerle yakınlaşma biçiminde haller de var, bunu çoktan öğrenmiş olmalıyız. Yeni yılınız kutlu olsun.

Yorumlara kapalıdır.

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com