Çok Yakında

20 yıl…

Mart 22nd, 2016 | by Sadi Tekelioğlu
20 yıl…
Yazarlar
0

(Sadi Tekelioğlu’nun Kuzey’in Mart sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Bugüne kadar hep sizden bahseden, hep size yazılar yazdım.

Müsaadenizle bugün kendimden bahsetmek istiyorum…

Yağmur, kar, çamur demeden sizlere haber verebilmek için 20 yıl uğraştım…

O kadarcık hakkım olsun…

19 Mart 1996 günü bir gazetenin dış haberler sayfasında ilk kez imzamı gördüğümden bu yana tam 20 yıl geçmiş…

O günden bu yana sırasıyla Yeni Yüzyıl, Sabah, Avrupa Sabah ve Cumhuriyet gazeteleri ile Türkiye’deki, Avrupa Sabah ve daha sonra Danimarka’da Haber gazetesi, Gazete ve Arapça Alkhabar gazetesi ile Avrupa’daki göçmenlere haber ve yorum ulaştırmaya çalıştım.

2-3 bin yıllık tarihi olan insanlarımızın, kültürümüzün hak ettiği yere gelmesi için uğraştım. Bu yolda yalnız yürümedim, ama bu köşe benim olduğu için bugün kendimden bahsediyorum.

Bırakın o kadarcık hakkım olsun…

Türk okuru, Danimarka’da bir gazetenin Hz. Muhammed karikatürleri yayınladığını ilk benden okudu.

Gazetemde yaptığım bir 1 Nisan şakası haberi ciddiye alındı, tüm Türk gazetelerinin ön sayfasında kendine yer buldu, haber dünyayı dolaştı.

Yaptığım bir haberle Türkiye’de bir camiden sökülen tarihi bir kapının ülkemiz dışına kaçırılmasını engelledim.

Danca bilmeyen ve sınır dışı tehlikesiyle karşı karşıya kalan üç vatandaşımız için bilgisayar başına geçip onlar adına ama kendi imzamla bakanlara mektuplar yazdım. Bu ülkede kalmalarını sağladım.

O günden bu yana Danimarka’da yaşayan vatandaşlarımızın acılarına, sevinçlerine, hüzünlerine endişelerine ortak oldum, zaman zaman onların arzuhalcisi, zaman zaman akıl hocası, zaman zaman da dert ortağı oldum…

Bu mesleğe başladığım zaman Danimarka’da liselere giden Türk öğrenci sayısı neredeyse iki elin parmaklarıyla sayılacak kadardı. Şimdi ise Anadolu köylülerinin çocukları milletvekili, doktor, savcı, bakan danışmanı oldular.

Bu ülkeye işçi olarak gelen vatandaşlarımız artık patron oldular. Onların başarısını da bu ülkenin çehresini nasıl değiştirdiklerini de en yakından gözledim.

Gazeteciler hayat kadını gibidirler… İnsanlar (okurlar) ne zaman onlara ihtiyacı olursa sabah akşam demeden ararlar…

Okur ne zaman isterse bizi arar. Bizim özel hayatımız yoktur, ailemizle harcayacağımız zaman yoktur. Çocuklarımızın doğumgünü partisinin tam ortasında, telefonda aile birleşimi kurallarını anlatmışımdır vatandaşlarımıza. Baltık Denizi kıyılarında yürüyüşe çıkmışken, Danimarka Lotto’sunun kazanan numaralarında yedek sayı eksik olduğu için yazı işlerinden aranmışımdır…

AGİT toplantısını takip ederken Bella Center’ın tuvaletinde tesadüfen yanımdaki pisuvara işemek için gelen Danimarka Dışişleri Bakanı ile beraber işerken röportaj yapmışlığım da vardır.

Gün geldi on kişinin katıldığı dernek yönetim kurulu toplantısını haber için izledik, gün geldi bakanlarla televizyon stüdyolarında Türkiye’yi tartıştık. Gün geldi 10 bin kişinin katıldığı şiddeti protesto yürüyüşlerinde vatandaşlarımızla saf tuttum.

Yukarıda dedim ya, bazılarınızı sevindirdim, takdir ettiniz, bazılarınızı kızdırdım, telefon açıp küfürü bastınız… Olsun…

Ama ben sizleri çok sevdim.

Sürç-i lisan ettikse affola.

Yorumlara kapalıdır.